Kelimeler arşivinde; içinde "boğu" olan, toplam 54 tane kelime bulunuyor. İçerisinde boğu bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu boğu ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında boğu olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
RANVİERBOĞUMLARI
BOĞUKLAŞABİLMEK, BOĞUMLANABİLMEK
BOĞUKLAŞABİLME, BOĞUKLAŞTIRMAK, BOĞUMLANABİLME
BOĞUKLAŞTIRMA
BOĞULUVERMEK, BOĞULABİLMEK, BOĞUŞABİLMEK
BOĞUMLANMAK, BOĞULUVERME, BOĞULAJEYIH, BOĞULABİLME, BOĞUŞABİLME, ALTIBOĞUMLU, BOĞUKLAŞMAK
YARANBOĞUŞ, BOĞUMLANIŞ, BOĞUVERMEK, BOĞUKLAŞMA, BOĞUŞULMAK, BOĞUMLAMAK, BOĞUMLANMA
KIRKBOĞUM, BOĞUVERME, BOĞUMLAMA, BOĞUSAMAK, BOĞURTLAK, BOĞUŞULMA, BOĞULAMAK
BOĞULMAK, SUBOĞUĞU, BOĞUŞMAK, BOĞUNMAK, BOĞURDAK, BOĞURMAK, BOĞURSAK
BOĞUMLU, BOĞUZLİ, BOĞULMA, BOĞUŞMA, BOĞUSAK, BOĞUNAK, TOSBOĞU, BOĞULUŞ, BOĞUNUK, BOĞUNTU
BOĞUNÇ
BOĞUK, BOĞUZ, BOĞUM, BOĞUN
BOĞU
BOĞU
Deste, demet, tutam. Sofrabezi. Nişanlı kız tarafından erkeğe gönderilen hediye bohçası. Buhar, buğu.
BOĞULABİLME
Boğulabilmek işi.
BOĞUKLAŞTIRMA
Boğuklaştırmak işi.
RANVİERBOĞUMLARI
Aksonu kuşatan ve az kalınlaşma gösteren miyelinin, yaklaşık 1 mm aralıklarla oluşan boğumlanma yerleri, segmentum internodale.
BOĞULUVERMEK
Çabucak veya ansızın boğulmak.
BOĞULABİLMEK
Boğulma olasılığı bulunmak.
BOĞUKLAŞABİLME
Boğuklaşabilmek işi.
BOĞUŞABİLMEK
Boğuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOĞUKLAŞABİLMEK
Boğuklaşma olasılığı bulunmak.
BOĞUŞABİLME
Boğuşabilmek işi.
BOĞULUVERME
Boğuluvermek işi.
BOĞUKLAŞTIRMAK
Boğuklaşmasına sebep olmak.
BOĞULAJEYIH
Boğulacağız.
BOĞUMLANABİLMEK
Boğumlanma olasılığı bulunmak.
BOĞUMLANMAK
Boğum oluşmak, boğum boğum olmak. Bir ses çıkarmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak.
BOĞUMLANABİLME
Boğumlanabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOĞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞULMA
Boğulmak işi.
BOĞUMLU
Boğumu olan.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
DALAŞMAK
Köpekler boğuşup birbirini ısırmak. Ağız kavgası etmek.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
BOĞUMLAMA
Boğumlamak işi.
BOĞUŞULMAK
Boğuşma işi yapılmak.
BOĞUNUK
Kısık, boğuk. Sıkıntılı, kapalı, donuk.
BOĞUMLANMA
Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.
BOĞUM
Boğulmuş, sıkılmış yer. İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer. Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü.
BOĞUŞMA
Boğuşmak işi.
ÇÖZÜLME
Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
BOĞUŞULMA
Boğuşulmak işi.
BOĞUMLAMAK
Boğum durumuna getirmek.
DAMAKSILLAŞTIRMAK
Bir fonemin boğumlanma noktasını sert damağa doğru kaydırmak.
DAMAKSI
Boğumlanma noktası damakta bulunan (ses).
ÇIKAK
Çıkılacak yer, çıkıt, mahreç. Boğumlanma noktası.
BOĞUKLAŞMAK
Ses boğuk duruma gelmek, kısıklaşmak.
ARTİKÜLASYON
Boğumlanma.