Kelimeler arşivi içinde; başında "boğu" olan, toplam 48 adet kelime bulunmaktadır. boğu ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu boğu ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde boğu olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BOĞUKLAŞABİLMEK, BOĞUMLANABİLMEK
BOĞUKLAŞABİLME, BOĞUKLAŞTIRMAK, BOĞUMLANABİLME
BOĞUKLAŞTIRMA
BOĞULUVERMEK, BOĞUŞABİLMEK, BOĞULABİLMEK
BOĞUMLANMAK, BOĞULUVERME, BOĞUŞABİLME, BOĞULAJEYIH, BOĞULABİLME, BOĞUKLAŞMAK
BOĞUMLAMAK, BOĞUMLANIŞ, BOĞUVERMEK, BOĞUMLANMA, BOĞUŞULMAK, BOĞUKLAŞMA
BOĞUSAMAK, BOĞURTLAK, BOĞUMLAMA, BOĞUŞULMA, BOĞUVERME, BOĞULAMAK
BOĞUŞMAK, BOĞULMAK, BOĞUNMAK, BOĞURDAK, BOĞURMAK, BOĞURSAK
BOĞUŞMA, BOĞUSAK, BOĞUZLİ, BOĞUNUK, BOĞUNTU, BOĞUNAK, BOĞUMLU, BOĞULUŞ, BOĞULMA
BOĞUNÇ
BOĞUN, BOĞUM, BOĞUK, BOĞUZ
BOĞU
BOĞU
Deste, demet, tutam. Sofrabezi. Nişanlı kız tarafından erkeğe gönderilen hediye bohçası. Buhar, buğu.
BOĞUMLANABİLME
Boğumlanabilmek işi.
BOĞULABİLME
Boğulabilmek işi.
BOĞUMLANABİLMEK
Boğumlanma olasılığı bulunmak.
BOĞUMLANMAK
Boğum oluşmak, boğum boğum olmak. Bir ses çıkarmak için ses yolunun herhangi bir yerinde daralma veya kapanma olmak.
BOĞUKLAŞABİLMEK
Boğuklaşma olasılığı bulunmak.
BOĞUKLAŞMAK
Ses boğuk duruma gelmek, kısıklaşmak.
BOĞULUVERMEK
Çabucak veya ansızın boğulmak.
BOĞULABİLMEK
Boğulma olasılığı bulunmak.
BOĞUKLAŞTIRMA
Boğuklaştırmak işi.
BOĞULUVERME
Boğuluvermek işi.
BOĞUŞABİLME
Boğuşabilmek işi.
BOĞUKLAŞTIRMAK
Boğuklaşmasına sebep olmak.
BOĞUŞABİLMEK
Boğuşma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BOĞULAJEYIH
Boğulacağız.
BOĞUKLAŞABİLME
Boğuklaşabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOĞU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOĞMAK
Boğum yeri. Bir durumu başka bir durum yaratarak örtmeye çalışmak. Tamamıyla kaplamak, sarmak. Peş peşe yapmak, bir kimseyi bir şeyin fazlasına eriştirmek veya uğratmak. Silik bir duruma getirmek, bastırmak. Motorlu taşıtlarda fazla yakıt, motoru çalışmaz duruma getirmek. Gelişmesine engel olmak. Bunaltmak. Renkler uygun düşmemek. El, ip vb. ile bir şeyi çepeçevre sıkmak. Bir canlıyı, soluk almasına engel olarak öldürmek.
DAMAKSI
Boğumlanma noktası damakta bulunan (ses).
BOĞUŞULMA
Boğuşulmak işi.
ÇIKAK
Çıkılacak yer, çıkıt, mahreç. Boğumlanma noktası.
BOĞUM
Boğulmuş, sıkılmış yer. İnce damarların veya sinirlerin yumak gibi toplandığı yer. Parmak, kamış, saz vb. bitkilerin şişkince bölümü.
BOĞUMLAMA
Boğumlamak işi.
BOĞUMLU
Boğumu olan.
BOĞULMA
Boğulmak işi.
BOĞUŞULMAK
Boğuşma işi yapılmak.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BOĞUŞMA
Boğuşmak işi.
BOĞUMLAMAK
Boğum durumuna getirmek.
DALAŞMAK
Köpekler boğuşup birbirini ısırmak. Ağız kavgası etmek.
BOĞUMLANMA
Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.
DİL
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ, tat alma organı. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası. Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak. Gönül, yürek. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili. Kıstak. Belli mesleklere özgü dil. Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri. Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek. Düşmanın durumunu öğrenmek için sorguya çekilmek amacıyla ele geçirilen tutsak. İnsanların düşündüklerini ve duyduklarını bildirmek için kelimelerle veya işaretlerle yaptıkları anlaşma, lisan, zeban. Anahtar.
BOĞUNUK
Kısık, boğuk. Sıkıntılı, kapalı, donuk.
ARTİKÜLASYON
Boğumlanma.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ÇÖZÜLME
Çözülmek işi. Savaşta, gerideki savunma hattına çekilmek isteyen birliğin düşmandan sıyrılması. Bir sesin boğumlanmasından sonra organların eski duruma geçmesi. Kişilik, karakter vb. bir bütünde birliğin bozulması durumu.
DAMAKSILLAŞTIRMAK
Bir fonemin boğumlanma noktasını sert damağa doğru kaydırmak.