İçinde BOYLA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "boyla" olan, toplam 18 tane kelime bulunuyor. İçerisinde boyla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu boyla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında boyla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

BOYLAYABİLMEK, BOYLANIVERMEK, BOYLANABİLMEK

12 harfli kelimeler

BOYLANABİLME, BOYLAYABİLME, BOYLANIVERME

11 harfli kelimeler

BOYLAMASINA

9 harfli kelimeler

BOYLANMAK, BOYLAŞMAK, BOYLATMAK

8 harfli kelimeler

BOYLANMA, BOYLANIŞ, BOYLATMA, BOYLAMAK

7 harfli kelimeler

BOYLAMA

6 harfli kelimeler

BOYLAN, BOYLAM

5 harfli kelimeler

BOYLA

Bazı kelimelerin anlamları

BOYLA

Değirmen çarkını döndüren suyun çıktığı delik. Değirmen oluğu.

BOYLATMA

Boylatmak işi.

BOYLAMA

Boylamak işi.

BOYLATMAK

Boylama işini yaptırmak.

BOYLANMAK

Boyu uzamak.

BOYLAMASINA

Boyu doğrultusunda.

BOYLAMAK

İstemeyerek bir yere gitme durumunda kalmak. Düşmek. Boy ve hacmine göre ayırmak. Yükselmek, çıkmak.

BOYLANMA

Boylanmak işi.

BOYLAYABİLMEK

Boylama imkânı veya olasılığı bulunmak.

BOYLANIVERME

Boylanıvermek işi.

BOYLAŞMAK

Boy ölçüşmek.

BOYLANIŞ

Boylanma işi.

BOYLANABİLMEK

Boylanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BOYLAYABİLME

Boylayabilmek işi.

BOYLANABİLME

Boylanabilmek işi.

BOYLANIVERMEK

Çabucak boylanmak.

  -   -   -  

Anlamında BOYLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BOYLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MERİDYEN

Boylam.

MİKRODALGA

Boyları 1 milimetre ile 1 metre arasında değişen elektromanyetik dalga.

BRİK

İki direkli, seren yelkenli, birkaç top taşıyan gemi. Önde çok yüksek bir oturma yeri, arkada da boylamasına yerleştirilmiş oturacak yerleri bulunan dört tekerlekli, yaylı at arabası.

ÇİĞİL

Eski Türk boylarından biri.

HAYTA

Osmanlıların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uç boylarında görevli sınıflarından biri. Toroslarda yaşayan bir Yörük aşireti. Başıboş, bir baltaya sap olamamış, apaş, serseri.

DALGALI

Dalgası olan. Kıvrımlı (saç). Belli dalga boylarını alabilen, alternatif. Açıklı koyulu (renk). Dalga dalga görünen.

TUL

Boylam. Uzunluk.

MORÖTESİ

Gözle görülmeyen, dalga boyları yaklaşık 4000 angströmle 200 angström arasında olan, mor ışının ötesinde yer alan, yapay olarak da elde edilip tıpta kullanılan bir ışınım, ultraviyole.

KESİT

Bir şey enlemesine veya boylamasına kesildiğinde ortaya çıkan yüzey. Bir toplumun bölümü, kesim. Bir cisim düz olarak kesildiğinde ortaya çıkan düzlemin biçimi, makta. Ayırıcı özellikleriyle belirlenen süreç.

SEKBAN

Osmanlılarda, sınır boylarında görev yapan bir asker sınıfı. Eyalet paşaları ve sancak beylerine bağlı olarak görev yapan bir asker sınıfı.

TANELİ

Tanelerden oluşmuş. Çeşitli boylarda tanesi olan.

BIÇKIEVİ

Tomruklardan kalas, kalaslardan daha ince tahtalar kesen, boylarını ve kenarlarını düzgün ve eşit olarak düzelten iş yeri.

KONUM

Bir kimsenin veya bir şeyin bir yerdeki durumu veya duruş biçimi, pozisyon. Bir şehrin uzak ve yakın çevresiyle her türlü ilişkisini sağlayan ve şehrin gelişmesini etkileyen coğrafi şartlarının bütünü. Yeryüzünde bir noktanın, enlem ve boylamların yardımıyla bulunan yeri, konuş.

Genellikle uzun bir nesnenin incelerek biten son ve sivri noktası. Dış kenar, periferi. Bir şeyin kenarı. Kurşun kalemlerde yazmayı sağlayan kömürden yapılmış olan madde. Bir şeye gereğinden çok fazla bağlanan, önem veren, ekstrem. Bir şeyin başı, tepesi. Türk devletlerinde genellikle sınır boylarındaki eyalet ve sancak. Bir uzaklığın son noktası. Bir şeyin baş veya son noktası.

SAÇMA

Saçmak işi. Yersiz, akla aykırı, tutarsız söz. Böyle söz söyleyen veya iş yapan. Bir tür balık ağı, serpme ağ. Akla uygun olmayan, pestenkerani, absürt. Avda kullanılan fişeklerin içine konulan, türlü boylardaki küçük ve yuvarlak kurşun tanesi. Yersiz bulunan.

BOY

Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.

KESTANE

Kayıngillerden, ılıman iklimlerde yetişen, 25-30 metre kadar boylanabilen, kerestesi doğramacılıkta kullanılan bir orman ağacı (Castanea sativa). Kestane rengi. Bu ağacın yenebilen kabuklu meyvesi.

KAVANOZ

Plastik, cam vb. maddelerden yapılmış ağzı geniş, çeşitli boylarda kap.

IŞINIMÖLÇER

Bir kaynağın bütün dalga boylarındaki toplam ışınımını ölçen araç, bolometre.

KARLUK

Eski Türk boylarından biri.