İçinde BORÇ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "borç" olan, toplam 13 tane kelime bulunuyor. İçerisinde borç bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu borç ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında borç olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

BORÇLANDIRILMAK

13 harfli kelimeler

BORÇLANDIRMAK

12 harfli kelimeler

BORÇLANDIRMA, BORÇLANILMAK

11 harfli kelimeler

BORÇLANILMA

10 harfli kelimeler

BORÇLANMAK

9 harfli kelimeler

BORÇLANMA, BORÇLULUK

8 harfli kelimeler

HARÇBORÇ

7 harfli kelimeler

BORÇSUZ

6 harfli kelimeler

BORÇKA, BORÇLU

4 harfli kelimeler

BORÇ

Bazı kelimelerin anlamları

BORÇ

Geri verilmek üzere alınan veya ödenmesi gerekli para veya başka bir şey. Birine karşı bir şeyi yerine getirme yükümlülüğü, vecibe.

BORÇKA

Artvin iline bağlı ilçelerden biri.

BORÇLANMAK

Karşılığını sonra vermek şartıyla birinden para veya bir şey almak, istikraz etmek. Manevi bir yükümlülük altına girmek.

BORÇLANMA

Borçlanmak işi, istikraz.

BORÇLU

Borcu olan, borç almış olan, verecekli, medyun, alacaklı karşıtı. Borcu kalmış olarak. Bir şeyi birinin yardımıyla elde etmiş olan. Manevi bir yükümlülük altında bulunan.

BORÇSUZ

Borcu olmayan.

BORÇLULUK

Borçlu olma durumu.

BORÇLANDIRMAK

Borçlanmasına yol açmak, borçlu duruma getirmek.

BORÇLANDIRMA

Borçlandırmak işi.

BORÇLANDIRILMAK

Borçlanmasına yol açılmak.

BORÇLANILMAK

Borca girilmek, borç edilmek.

BORÇLANILMA

Borçlanılmak işi.

HARÇBORÇ

Nisanın beşinde olan fırtına.

  -   -   -  

Anlamında BORÇ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BORÇ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALACAKLI

Birinden alacağı olan (kimse), borçlu ve verecekli karşıtı.

İŞLEM

Bir işi sonuçlandırmak için yapılmış olan iş veya uygulamaların hepsi, muamele, muamelat. Bir amaca ulaşmak için tutulan yol, prosedür. Sayıları karşı karşıya getirip belirli birtakım kurallara uygun olarak birbiri üzerine etkilendirme yöntemi. Nakit veya menkul değerleri kullanarak alım satım, takas, borçlanma vb. piyasa hareketi. Ham veya ara malları ve maddeleri fiziksel, kimyasal değişikliklerle daha uygun, kullanılır duruma getirme, muamele. Madde üzerinde her türlü değişim yapma işi, muamele.

İFLAS

Borçlarını ödeyemediği mahkeme kararı ile tespit ve ilan olunan iş adamının durumu, batkı, batkınlık, müflislik. İşlevini ya da görevini yapamama. Yenilgiye uğrama, değerini yitirme.

HESAP

Aritmetik. Bankadaki işlemlerin yapılabilmesi için kişi, kurum ve kuruluşlar adına düzenlenen çizelge. Alacaklı ya da borçlu olma durumu. Ödenecek ücretin dökümünü ve tutarını gösteren kâğıt, hesap pusulası, adisyon. Oranlama, tahmin. Bir girişimin, bir işin başarıya ulaşması için alınan önlemlerin bütünü. Matematiksel işlem. Tutum, durum, anlayış.

ENVANTER

Bir ticaret kuruluşunun para, mal ve diğer varlıklarıyla genel olarak borçlu ve alacaklı durumlarını, nicelikleri ve değerleriyle ayrıntılı olarak gösterme. Bu durumu gösteren çizelge. Mal ve değerlere ait döküm.

GARANTÖR

Güvence veren ve bunun gerçekleşmesini gözeten ve denetleyen (kimse, kuruluş veya devlet), güvenceci. Kredi kartlarından doğacak her türlü borç ve yükümlülükten, kart sahibi olarak sorumluluğu bulunan gerçek veya tüzel kişi.

DÖVİZZEDE

Bankalara dövizle borçlanıp borcunu ödeyemeyerek edindiği malı yok pahasına elinden çıkarmak zorunda kalan kimse.

BAKİYE

Artık, artan, kalan, geri kalan şey. Kalıntı. Alacak ve borçlar arasındaki fark.

DEFİ

Taraflardan birinin kendisine açılan davada borçtan kurtulmak için başvurduğu her türlü yol.

BATKIN

Borçlarını ödeyemez duruma düşen, iflas etmiş (kimse), müflis.

DÜYUN

Borçlar.

HACİZ

Bir alacağın ödenmesi için borçlunun parasına, aylığına veya malına icra dairesi tarafından el konulması.

EDİM

Yapılmış, gerçekleşmiş iş, amel, fiil. İnsan davranışı. Alacaklının isteyebileceği ve borçlunun yapmak zorunda olduğu davranış, ivaz. Belirli bir durumla karşılaştığı zaman kişinin yapabildiği davranış.

ESHAM

Paylar, hisseler. Borç alınan bir paranın belirli zamanda ödeneceğini gösteren senetler.

AKLAMAK

Suçsuz veya borçsuz olduğu yargısına vararak birini temize çıkarmak, tebriye etmek, ibra etmek.

İSTİKRAZ

Borçlanma.

İKRAZ

Borç veya ödünç verme.

İSTİARE

Ödünç, borç veya eğreti alma, ödünçleme. Bir şeyi anlatmak için ona benzetilen başka bir şeyin adını eğreti olarak kullanma, eğretileme.

HACZETMEK

Bir alacağın ödenmesi için borçlunun geçim ve mesleğinde gerekli olan şeyler dışında kalan para, aylık veya malına icra dairesi el koymak.

İCRA

Bir müzik eserini oluşturan notaları sese çevirme. Yapma, yerine getirme, bir işi yürütme. Adliyenin bu işle görevli dairesi. Borçlunun alacaklıya karşı yapmak veya ödemekle yükümlü bulunduğu bir şeyi adli bir kuruluş aracılığıyla yerine getirme.