Kelimeler arşivinde; içinde "bod" olan, toplam 34 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bod bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bod ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bod olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
IHTİYOBODİYAZ
BODOSLAMADAN
KARABODURCA, BODURLAŞMAK
BODOSLAMAK
BODOSLAMA, KARABODUR
BODAŞMAK, BODLAMAK, BODURLUK
BODLACI, BODANAK, BODANAT
EBODEN, ABODDE, BODİYE, BODANA, BODİRİ, BODRUM
BODAT, BODOÇ, BODİK, BODİÇ, BODUÇ, BODAR, BODAN, BODAM, BODAK, BODAÇ, BODUR
BOD
Biyolojik oksijen ihtiyacı.
BODANAT
Tembel arı.
BODAŞMAK
Kollarını birbirinin boynuna dolayarak yürümek.
BODOSLAMAK
İleri sürmek, dayatmak.
BODURLUK
Bodur olma durumu.
BODANAK
Deve yavrusu. Ayı yavrusu.
BODLAMAK
Doğurmak (manda, deve).
ABODDE
Korku, kuşku, coşku bildiren ünlem.
BODLACI
Gebe deve.
IHTİYOBODİYAZ
Ichthyobodo necatrix protozoonunun neden olduğu, balıkların derisinde hasara yol açan bir hastalık, Ihtiyobodo hastalığı, Kostiyaz.
BODURLAŞMAK
Bodur duruma gelmek.
BODOSLAMADAN
Ön taraftan, baş taraftan.
EBODEN
Bir sürüngen.
KARABODUR
Tokat şehrinde, Niksar ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
KARABODURCA
Bir çeşit kiraz.
BODOSLAMA
Gemi omurgasının baş tarafından yukarıya uzanan ağaç veya demir direklerden her biri. (bodo'slama) Pervasızca. Bodoslamak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde BOD geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALACEHİR
Meyvası yenmiyen, bodur ve dikenli bir ağaç.
BALTABAŞ
Baş bodoslaması omurga hattına dikey olarak çelik lamadan yapılmış gemi.
BARDAK
Su vb. şeyleri içmek için kullanılan, genellikle camdan yapılmış olan kap. Boduç, çamçak. Toprak testi. Bu kabın alacağı miktarda olan.
ANZAROT
Sıcak ülkelerde yetişen bodur bir ağaç (Sarcocolla). Alkollü içecek. Bu ağacın yara tedavisinde kullanılan reçinesi.
TİRHANDİL
Yelken ve kürekle yürütülen ve genellikle Bodrum'a özgü dayanıklı ve zarif tekne türü.
SARIÇAM
Çamgillerden, genellikle Akdeniz Bölgesi'nde yetişen bodur, iğne yapraklı bir tür çam (Pinus sylvestris). Adana iline bağlı ilçelerden biri.
ÇALIM
Karşıdakini etkilemek amacıyla yapılmış olan abartılı davranış, kurum, caka, afra tafra, afur tafur, zambır. Geminin su kesiminden aşağı bölümünün baş ve kıç bodoslamasına doğru darlaşması. Bir oyuncunun topu elinden veya ayağından kaçırmadan karşısındaki oyuncuları kıvrak hareketlerle geçmesi. Biraz benzeme, andırma. Menzil, erim. Kılıcın keskin yanı.
DÜMENEVİ
Dümen boğazının geçmesi için kıç bodoslamasının üst ucuna ve teknenin kümbet olan bölümüne açılmış oval delik.
GAGABURUN
Baş bodoslaması gagayı andırır biçimde yapılmış ticaret yelkenlisi, gagalı.
MASTI
Kulakları uzun ve düşük, bacakları kısa, bodur bir köpek cinsi.
PERVASIZCA
Pervasız bir biçimde, çekinmeden, sakınmadan, pervasızcasına, bodoslama (II).
BACAKSIZ
Bacağı olmayan. Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur. Yaramaz. Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz.
GÜCÜK
Kısa, bodur, gelişmemiş, güdük. Kuyruksuz, kuyruğu kesik (hayvan). Ağaç direklerin hazırlanması sırasında artakalan kısa parça.
TALİMAR
Baş bodoslamasından omurgaya kadar uzanan, cıvadra donanımına desteklik etmek amacıyla konulan ekleme.
MAKİ
Akdeniz dolaylarında yaygın olan, bodur ağaç ve çalılardan oluşan bitki örtüsü. Makigillerden, Madagaskar Adası'nda sık rastlanan, uzun kuyruklu, yumuşak tüylü bir memeli primat (Lemur).
İSPENÇ
Bodur bir cins horoz veya tavuk. Tarımla uğraşan Hristiyan uyruktan alınan bir tür vergi.
KANA
Geminin çektiği suyu göstermek için baş ve kıç bodoslamaları üzerine konulan işaretler.
GEBEŞ
Aptal, sersem. Bodur ve şişman. Karnı şiş olan.
ALACEHER
Meyvası yenmiyen, bodur ve dikenli bir ağaç.
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.