Kelimeler arşivinde; içinde "başıboş" olan, toplam 2 tane kelime bulunuyor. İçerisinde başıboş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu başıboş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında başıboş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BAŞIBOŞ
Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.
BAŞIBOŞLUK
Başıboş olma durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAŞIBOŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AVARE
İşsiz, işsiz güçsüz, başıboş, aylak.
İNZİBATSIZ
Sıkı düzeni olmayan, düzensiz, başıboş.
DADACILIK
Savaşa ve toplumsal düzensizliğe karşı başkaldırmadan doğan bir sanat akımı, Dadaizm. 1916'da dil ve estetik kurallarını tanımayan, kelimelerin anlamlarına değer vermeyen, anlatımda başıboş ve alabildiğine çağrışımlara dayanan bir yol izleyen, bile bile kapalılığa sapan bir çığır, Dadaizm.
YILKI
At, eşek gibi tek tırnaklı hayvan sürüsü. Başıboş bırakılmış at ya da eşek.
AZADE
Başıboş, erkin, serbest. Başıboş, erkin, serbest olarak.
SÜRTMEK
Bir şeyi bastırarak diğer bir şeyin üzerinden geçirmek. Dokundurmak. Başıboş dolaşmak, yararsız dolaşmak.
HAYTA
Osmanlıların ilk dönemlerinde eyalet askerlerinin uç boylarında görevli sınıflarından biri. Toroslarda yaşayan bir Yörük aşireti. Başıboş, bir baltaya sap olamamış, apaş, serseri.
SÜRÜNMEK
Karnı üzerinde sürünerek gitmek. Yoksul ve perişan yaşamak. Bir şeye değerek geçmek, geçerken değmek. Başıboş, sahipsiz kalmak. Kendi üzerine koku, krem vb. sürmek. Sürünme işine konu olmak.
ÇAPAÇULCU
Serseri, başıboş kimse.
SERSERİ
Belli bir işi ve yeri olmayan, başıboş (kimse), hayta. Amaçsız. Tutarsız, beğenilmeyen davranışları olan (kimse). Belli bir hedefi olmayan, belli bir hedefe atılmamış olan, rastlantıyla gelen (kurşun, mayın vb.).
HAYTALIK
Hayta olma durumu, serserilik, başıboşluk, külhanbeylik, kabadayılık, apaşlık.
KAYTABAN
Sürü, deve sürüsü. Başıboş, düzensiz.
HUDAYİNABİT
Kendiliğinden yetişen (bitki). Eğitim görmemiş, kendi kendini yetiştirmiş olan (kimse). Başıboş büyümüş (kimse).
SÜRTÜNMEK
Geçerken değmek, sürünmek. Kavga etmek için sebep aramak. Başıboş, amaçsız dolaşmak.
SALMA
Salmak işi. Kuşların üretilmesine ayrılan oda. Pirinçle pişirilen bir yemek türü. Başıboş gezen (hayvan). Bazı yerel giysilerde kolun yeninden sarkan kumaş parçası. Sürekli akan (su). Osmanlı Devleti'nde kol gezen kolluk eri. Genellikle köylerde işlerin görülmesi için ihtiyar heyetinin kararıyla her evden toplanması gereken para.
KÜLHANBEYİ
Kendilerine özgü giyinişi olan, argo kullanan, başıboş, haylaz delikanlı, serseri, hayta, külhani.
YONT
Başıboş hayvan.
AVARELİK
İşsizlik, başıboşluk, aylaklık.
BERDUŞ
Başıboş, serseri kimse. Pis, bozuk, bakımsız.
GÖBEL
Kimsesiz, başıboş çocuk. Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılmış olan toprak tepecikler. Yaramaz çocuk.