İçinde BAŞLA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "başla" olan, toplam 49 tane kelime bulunuyor. İçerisinde başla bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu başla ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında başla olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

15 harfli kelimeler

BAŞLATILABİLMEK

14 harfli kelimeler

BAŞLATILABİLME

13 harfli kelimeler

BAŞLATABİLMEK, GALABAŞLAŞMAK, BAŞLAYIVERMEK, BAŞLANABİLMEK, BAŞLAYABİLMEK, BAŞLATIVERMEK

12 harfli kelimeler

BAŞLATTIRMAK, BAŞLATABİLME, BAŞLANDIRMAK, BAŞLANABİLME, BAŞLATIVERME, BAŞLAYABİLME, BAŞLAYICILIK, BAŞLAYIVERME

11 harfli kelimeler

BAŞLATTIRMA, BAŞLATILMAK, BAŞLANGIÇTA, BAŞLANILMAK

10 harfli kelimeler

BAŞLARKADI, BAŞLAYINIZ, BAŞLATILMA, KABABAŞLAK, KOCABAŞLAR, YENİBAŞLAR, BAŞLANILMA

9 harfli kelimeler

BAŞLATICI, YAĞBAŞLAR, BAŞLANGEÇ, BAŞLANGIÇ, BAŞLANMAK, BAŞLAHANA, BAŞLAYICI, BAŞLATMAK

8 harfli kelimeler

BAŞLAYIŞ, KUBAŞLAR, BAŞLAMAK, BAŞLANMA, ERBAŞLAR, BAŞLATMA, AKBAŞLAR, BAŞLAMAÇ, BAŞLAMIŞ, BAŞLATIŞ

7 harfli kelimeler

BAŞLAMA

6 harfli kelimeler

BAŞLAK, BAŞLAR

5 harfli kelimeler

BAŞLA

Bazı kelimelerin anlamları

BAŞLA

Yönetmenin oyunculara bir çevirimin başında verdiği komut; oyuna başlama komutu. Yumruklaşma oyununa başlatmak için orta hakemin verdiği komut.

BAŞLANABİLME

Başlanabilmek işi.

BAŞLANABİLMEK

Başlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAŞLAYICILIK

Başlayıcı olma durumu.

BAŞLAYABİLMEK

Başlama imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAŞLANDIRMAK

Tepeleme doldurmak.

BAŞLATABİLME

Başlatabilmek işi.

BAŞLATILABİLME

Başlatılabilmek işi.

BAŞLATIVERME

Başlatıvermek işi.

BAŞLATIVERMEK

Çabucak başlatmak.

BAŞLATABİLMEK

Başlatma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAŞLATTIRMAK

Başlatma işini yaptırmak.

BAŞLATILABİLMEK

Başlatılma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAŞLAYABİLME

Başlayabilmek işi.

GALABAŞLAŞMAK

Kalabalıklaşmak.

BAŞLAYIVERMEK

Çabucak başlamak.

  -   -   -  

Anlamında BAŞLA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BAŞLA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALMAK

Bir şeyi elle ya da başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak. Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak. Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak. Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek. Satın almak. Erkek, kadınla evlenmek. Göreve, işe başlatmak. Örtmek, koymak. Yolmak, koparmak. Bürümek, sarmak, kaplamak. İçine sığmak. İçecek veya sigara içmek. Görevden, işten çekmek. Kazanç sağlamak. Gidermek, yok etmek. Kazanmak, elde etmek. Çalmak. Kısaltmak, eksiltmek. Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak. İçeri sızmak, içine çekmek. Yol gitmek, mesafe katetmek. Kabul etmek. İçeri girmesini sağlamak. Birlikte götürmek. Soldurmak. Kendine ulaştırılmak, iletilmek. Temizlemek. Sürükleyip götürmek. Yer değiştirmek. Yutmak, kullanmak. Tat veya koku duymak. Başlamak. Ele geçirmek, fethetmek.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

AÇMAK

Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.

AĞAÇÇIK

Taflan gibi dalları dibinden başlayarak çatallanan küçük ağaç.

APSİS

Yönlü bir eksen üzerinde bir noktanın, başlangıç noktasına olan uzaklığının cebirsel değeri. Koordinat.

ALIŞMAK

Bir işi tekrarlayarak kolaylıkla yapabilmek. Sürekli ister olmak, bağımlılık kazanmak. Uyar duruma gelmek, intibak etmek. Evcilleşmek, ehlîleşmek. Yadırgamaz duruma gelmek. Tutuşmak, yanmaya başlamak. Bağlanmak, ısınmak.

AKARLAR

Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.

AĞDALANMAK

Ağda durumuna gelmek, ağdalaşmaya başlamak. Ağda bulaşmak.

AĞIZ

Yüzde, avurtlarla iki çene arasında bulunan, ses çıkarmaya, soluk alıp vermeye yarayan ve besinlerin sindirilmeye başlandığı organ. Bu boşluğun dudakları çevreleyen bölümü. Birkaç yolun birbirine kavuştuğu yer, kavşak. Koy, körfez, liman vb. yerlerin açık tarafı. Aynı dil içinde ses, şekil, söz dizimi ve anlamca farklılıklar gösterebilen, belli yerleşim bölgelerine veya sınıflara özgü olan konuşma dili. Uç, kenar. Kapların veya içi boş şeylerin açık tarafı. Bir bölge ezgilerinde görülen özelliklerin tümü. Çıkış yeri. Kesici aletlerin keskin tarafı. Bir akarsuyun denize veya göle döküldüğü yer, munsap. Yeni doğurmuş memelilerin ilk sütü. Üslup, ifade biçimi.

ABECE

Alfabe. Başlangıç.

ANTRE

Giriş. Başlangıç yemeği.

ALEVLENMEK

Yanmaya başlamak. Sıcaklığı artmak. Öfkelenmek. Şiddeti artmak. Heyecanlanmak.

ALİTERASYON

Şiir ve nesirde uyum sağlamak için söz başlarında ve ortalarında aynı ünsüzün veya aynı hecelerin tekrarlanması.

AÇILMAK

Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.

AÇILIŞ

Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.

ALFABE

Bir dilin seslerini gösteren, belirli bir sıraya göre dizilmiş belli sayıda harfin bütünü, abece, yazı. Bir işin başlangıcı. Bir dilin harflerini tanıtarak okuma öğrenmeyi sağlayan kitap.

ADAKLAMAK

Küçük çocuk yürümeye başlamak.

AĞIZLIK

Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.

AKMAK

Sıvı maddeler veya çok ince taneli katı maddeler bir yerden başka bir yere doğru gitmek. Kumaş yıpranıp iplikleri erimeye başlamak. Çabucak savuşmak, ortadan kaybolmak. Bir kap veya bir yer, içindeki veya üstündeki sıvıyı sızdırmak. Boya birbirine karışmak. Art arda ve toplu olarak gitmek. Karışmak, katılmak. Sıvı bir madde bir yerden çıkmak. Sıvı maddeler aşağıya yönelmek. Zaman çabuk geçmek. Sürüp gitmek.

ALO

Telefon konuşmasına başlarken kullanılan bir seslenme sözü. (alooo) Kendisine bakmasını veya kendisiyle ilgilenmesini istediği kişiye karşı söylenen seslenme sözü.