Kelimeler arşivinde; içinde "başlı" olan, toplam 37 tane kelime bulunuyor. İçerisinde başlı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu başlı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında başlı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ZIRHLIBAŞLILAR, TERBİYEBAŞLIĞI, KILÇIKBAŞLILAR
KALAKBAŞLILAR
AĞIRBAŞLILIK, OĞLANBAŞLIĞI
DİKBAŞLILIK, KIZILBAŞLIK
OĞLAKBAŞLI, KAFULBAŞLI, GABABAŞLIH, BAŞLIGÖĞÜS, ÇITABAŞLIK, BAŞLIYORUZ
BAŞLIKSIZ, AĞIRBAŞLI, ÜSTBAŞLIK, KARABAŞLI, DELİBAŞLI, BAŞLIOĞLU
BAŞLIKÇI, BAŞLIKLI, DİKBAŞLI, ERBAŞLIK, AKBAŞLIK, İKİBAŞLI, GÖKBAŞLI, ALABAŞLI, BİRBAŞLI
AKBAŞLI, BAŞLICA, ÜÇBAŞLI
BAŞLIG, BAŞLIK, BAŞLIĞ, BAŞLIH
BAŞLI
BAŞLI
Başı olan.
KIZILBAŞLIK
Kızılbaş olma durumu.
AĞIRBAŞLILIK
Ağırbaşlı olma durumu, vakar, ciddilik, ciddiyet, vakurluk.
BAŞLIKSIZ
Başlığı olmayan. Başlığı olmayan, antetsiz (yazı, kâğıt vb.).
KAFULBAŞLI
Taranmamış, dağınık saçlı kimse.
ÇITABAŞLIK
Tabla başlarına açılan kiniş yuvalarına uygun olarak hazırlanmış çıtaya verilen ad.
KILÇIKBAŞLILAR
Sindirim aygıtları olmayan, yaşamları boyunca asalaklık eden, genellikle uzunlamasına yuvarlak, hortumları dikenli solucanlar sınıfı; başıdikenliler.
OĞLANBAŞLIĞI
Evlenme sırasında gelinin babasının ya da başka bir yakınının güveye yaptığı ödeme, verdiği mal.
ZIRHLIBAŞLILAR
(Stegocephali), Omurgalı hayvanlardan amfibyumlar (Amphibia) sınıfının bir takımı. Vücutları semender biçimindedir ve kuyrukları vardır. Paleozoik ve Mezozoik devirlerinde yaşamışlar ve bugün soyları tükenmiştir. Labirentodonlar (Labyrinthodonta) bölümünü içine alır.
OĞLAKBAŞLI
Kuyrukluyıldız.
BAŞLIGÖĞÜS
Kabuklu hayvanlarda, örümceklerde ve akreplerde baş ile göğüs bölgesinin birleşmesinden oluşan bölge. Sefalotoraks.
KALAKBAŞLILAR
(Rhynchocephalia), Omurgalı hayvanlardan sürüngenler (Reptilia) sınıfının bir takımı. Biçimleri kertenkeleye benzer. Çoğunun soyu tükenmiş ve bugün yaşayan bir türü kalmıştır: Noktalı kamadiş (Sphenodon punctatus).
TERBİYEBAŞLIĞI
Dizginin başlık kısmı. (Amasya).
DİKBAŞLILIK
Dikbaşlı olma durumu, dikkafalılık.
GABABAŞLIH
Kabalık: Olan sahın gababaşlıh edersin, aman aman seni göreyim oğlum.
BAŞLIYORUZ
Yönetmenin çalışmaya başlamak istediğini gösterir buyruğu.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAŞLI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BATI
Güneşin battığı yöndeki ülkeler bölgesi, Garp, Doğu karşıtı. Yeryüzündeki başlıca dört yönden güneşin battığı yön, gün batısı, günindi, garp, mağrip, doğu karşıtı. Siyasal anlamda Avrupa ve Kuzey Amerika. Güneşin 22 Mart'ta ve 23 Eylül'de battığı nokta. Bulunulan yere göre güneşin battığı yönde olan bölge, garp.
ABAKÜS
Sayı boncuğu. Sütun başlığının üstüne yatay olarak konan ve kenarlarından biraz dışarı taşan taş blok.
ANTETSİZ
Başlıksız.
ANTETLİ
Başlıklı.
BARET
Küçük takke, papaz takkesi. İşçilerin başlarına giydikleri, metal veya plastikten yapılmış koruyucu başlık. Bir süs iğnesi türü.
BAŞLIKÇI
Başlık yapan veya satan kimse.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
AKKARINCALAR
Ağız parçaları iyi gelişmiş, iri başlı, ısırıcı böcekler topluluğu, termitler.
BARATA
Bilim doktorları ile kardinallerin giydikleri dört köşe külah veya başlık. Osmanlı sarayında genellikle bostancıların, baltacı ve kapıcıların giydikleri, kırmızı çuhadan yapılmış, ucu kıvrık, uzunca başlık.
BAŞLAHANA
Yaprakları sıkı, yuvarlak başlı lahana (Brassica oleracea).
ANORAK
Başlıklı, su geçirmeyen spor ceket.
AYRIMLAMA
Senaryonun hazırlanmasında geliştirim ile çevrim senaryosu arasında yer alan, senaryonun sahne ve ayrımlarının belirlendiği, başlıca karakterlerin ayrıntılarıyla çizildiği, konuşmaların son biçimini aldığı aşama.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
BAŞLIKLI
Başlığı olan. Başlığı olan, antetli (zarf, kâğıt vb.).
BABA
Çocuğu olan erkek, peder. Kazılarda çıkarılan toprağın miktarını hesaplayabilmek için yer yer bırakılan toprak dikme. Çok kaliteli, üstün nitelikli. Tarikatların bazısında tekke büyüğü. Çocuğun dünyaya gelmesinde etken olan erkek. Koruyucu, babalık duyguları ile dolu kimse. Çatı merteği. Bir ülkeye veya bir topluluğa yararlı olmuş kimse. Gemi veya iskelede halatın takıldığı yuvarlak başlı iri demir, ağaç veya beton dikme. Anlayışlı, iyi huylu erkek. Silah kaçakçılığı, kara para aklama ve uyuşturucu madde ticareti vb. kirli ve gizli işler yapan çetenin başı. Ata. Bir merdivende, tırabzanın sahanlıkla birleştiği yerde bulunan dikey öge. Bu gibi kimselere verilen unvan.
ANTET
Başlık.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
BAP
Kapı. Kitaplarda bölüm, başlık. Arap dil bilgisinde mastar çeşitlerinden her biri. Konu, husus.
AKSİYON
Bir kuvvetin, maddi bir etkenin, bir düşüncenin ortaya çıkması. Bir oyuncunun sahne üzerindeki hareketi. Oyunun temasını geliştiren başlıca olay, hikâye, gelişim. Sermayenin belirli bir bölümü. Hisse senedi. Hareket, iş. İnsan etkinliğinin veya iradesinin açığa çıkması.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.