İçinde BAŞARA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "başara" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde başara bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu başara ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında başara olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

BAŞARABİLMEK

11 harfli kelimeler

BAŞARABİLME, BAŞARAKAVAK

9 harfli kelimeler

BAŞARATLI

7 harfli kelimeler

BAŞARAN, BAŞARAT

6 harfli kelimeler

BAŞARA

Bazı kelimelerin anlamları

BAŞARA

Eskişehir şehri, Han ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.

BAŞARAN

Aksaray ilinde, Eskil belediyesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Aydın ilinde, Kuyucak ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. İzmir ilinde, Kiraz belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yer. Mardin şehrinde, Kocatepe nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi. Rize şehri, Güneysu ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri. Sinop ili, Erfelek ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yer. Şanlıurfa ili, Viranşehir ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi. Şırnak şehri, Beytüşşebap belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi. Zonguldak kenti, Saltukova bucağına bağlı bir bölge.

BAŞARAT

Basiret, aldanmaya meydan vermeyecek şekilde gerçeği açıkça görebilme yetisi: Başaratım bağlandı da vaktinde yetişemedim. Bir işi, bir kurulu yöneten, yönetici, başkan.

BAŞARAKAVAK

Konya ili, Sille bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

BAŞARATLI

Becerikli kimse: Maşallah çok başaratlı kadın.

BAŞARABİLMEK

Başarma imkânı veya olasılığı bulunmak.

BAŞARABİLME

Başarabilmek işi.

  -   -   -  

Anlamında BAŞARA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde BAŞARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

TAKAT

Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet.

ÇUVALLAMAK

Çuvala doldurmak. Başaramamak.

ELİSELEK

Cömert. Beceriksiz, bir işi tam başaramayan.

TAKMAK

Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Borç bırakmak. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Sınavını başaramamak. Ad, lakap koymak. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Önemsemek, önem vermek, tınmak. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak. Kuşanmak.

HAYLAMAMAK

Aldırış etmemek, hafif görmek, önem vermemek (olumsuz şeklinde kullanılır): O kadar ağır işin hiç birini haylamaz. Zor bir işi başaramamak: İşler çok ağır hiç birini haylamaz.

ACA

Amca. Abla. Anneanne, nine. Güçlü kuvvetli, başladığı işi başaran. Acaba. Derelerin içinde yetişen basit yapraklı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu, iki metre kadar boyu olan bir çalı. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. Büyük. Derelerin içinde yetişen, basit yapraklı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu bir çalı.

YOYMAK

Yorumlamak, açıklamak. Başka anlam vermek; sözü, davranışı amacı dışında yorumlamak. Eski durumunu yitirmek, bozulmak, çirkinleşmek. Yabanıllaşmak. Yerine uymamak, tutmamak: Dikilen fidanlar yoydu. Tavuk, piliçlerini başından dağıtmak. Kuluçka tavuk, süresi dolmadan kalkmak. Başından savmak. Yazılan yazıyı silmek, bozmak. Bozmak, işe yaramaz duruma getirmek. Değiştirmek. Harcamak, yok etmek. Sivriltmek. Başaramamak, becerememek, eline yüzüne bulaştırmak. Bozmak, kötü kullanmak, eskitmek. Silmek, imha etmek, izale etmek, bozmak.

ŞAHPAZ

Atılgan, becerikli, iş başaran. Hızlı, çabuk, çevik. Yemek sofrası. Tez iş yapan, çevik, kıvrak kişi.

TİM

Güvenlik güçlerinde belirli bir iş veya hizmeti başarabilecek güçteki en küçük birlik.

İKTİDAR

Bir işi yapabilme gücü, erk, kudret. Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği. Bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar. Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi.

RÜUS

Vezir, beylerbeyi, timar ve zeamet sahipleri dışında kalan bütün devlet görevlilerine verilen görev kâğıdı. Medrese öğrenimini bitirip sınavı başaranlara verilen diploma.

KIĞLAMAK

Yerli yersiz konuşmak. Tuttuğu işin sonunu getirememek, başaramamak. Koyun pislemek. Koyun, keçi ve deve gibi hayvanlar terslemek.

ONARAN

Düzelten, yararlı bir duruma getiren. İyileştiren, tedavi eden. Başaran, bitiren. Sivas kenti, Alacahan nahiyesine bağlı bir bölge.