Kelimeler arşivi içinde; sonunda "başara" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. Sonu başara ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında başara olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde başara olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BAŞARA
BAŞARA
Eskişehir şehri, Han ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAŞARA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
RÜUS
Vezir, beylerbeyi, timar ve zeamet sahipleri dışında kalan bütün devlet görevlilerine verilen görev kâğıdı. Medrese öğrenimini bitirip sınavı başaranlara verilen diploma.
ONARAN
Düzelten, yararlı bir duruma getiren. İyileştiren, tedavi eden. Başaran, bitiren. Sivas kenti, Alacahan nahiyesine bağlı bir bölge.
BAŞARAT
Basiret, aldanmaya meydan vermeyecek şekilde gerçeği açıkça görebilme yetisi: Başaratım bağlandı da vaktinde yetişemedim. Bir işi, bir kurulu yöneten, yönetici, başkan.
KIĞLAMAK
Yerli yersiz konuşmak. Tuttuğu işin sonunu getirememek, başaramamak. Koyun pislemek. Koyun, keçi ve deve gibi hayvanlar terslemek.
TİM
Güvenlik güçlerinde belirli bir iş veya hizmeti başarabilecek güçteki en küçük birlik.
ACA
Amca. Abla. Anneanne, nine. Güçlü kuvvetli, başladığı işi başaran. Acaba. Derelerin içinde yetişen basit yapraklı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu, iki metre kadar boyu olan bir çalı. Güçlü kuvvetli, başladığı işi bitiren. Büyük. Derelerin içinde yetişen, basit yapraklı, kırmızı çiçekli, güzel kokulu bir çalı.
YOYMAK
Yorumlamak, açıklamak. Başka anlam vermek; sözü, davranışı amacı dışında yorumlamak. Eski durumunu yitirmek, bozulmak, çirkinleşmek. Yabanıllaşmak. Yerine uymamak, tutmamak: Dikilen fidanlar yoydu. Tavuk, piliçlerini başından dağıtmak. Kuluçka tavuk, süresi dolmadan kalkmak. Başından savmak. Yazılan yazıyı silmek, bozmak. Bozmak, işe yaramaz duruma getirmek. Değiştirmek. Harcamak, yok etmek. Sivriltmek. Başaramamak, becerememek, eline yüzüne bulaştırmak. Bozmak, kötü kullanmak, eskitmek. Silmek, imha etmek, izale etmek, bozmak.
TAKMAK
Bir şeyi başka bir yere uygun bir biçimde tutturmak, iliştirmek, geçirmek. Borç bırakmak. Düğün vb. törenlerde takı armağan etmek. Sınavını başaramamak. Ad, lakap koymak. Kendisiyle birlikte götürmek, yanına almak veya arkasından izletmek. Önemsemek, önem vermek, tınmak. Biriyle olumsuz olarak uğraşmak. Kuşanmak.
İKTİDAR
Bir işi yapabilme gücü, erk, kudret. Bir işi başarabilme yetki ve yeteneği. Bu yetkiyi elinde bulunduran kişi ve kuruluşlar. Devlet yönetimini elinde bulundurma ve devlet gücünü kullanma yetkisi.
ÇUVALLAMAK
Çuvala doldurmak. Başaramamak.
TAKAT
Bir şeyi yapabilme, başarabilme gücü, güç, hâl, derman, kuvvet.
ŞAHPAZ
Atılgan, becerikli, iş başaran. Hızlı, çabuk, çevik. Yemek sofrası. Tez iş yapan, çevik, kıvrak kişi.
HAYLAMAMAK
Aldırış etmemek, hafif görmek, önem vermemek (olumsuz şeklinde kullanılır): O kadar ağır işin hiç birini haylamaz. Zor bir işi başaramamak: İşler çok ağır hiç birini haylamaz.
BAŞARABİLME
Başarabilmek işi.
ELİSELEK
Cömert. Beceriksiz, bir işi tam başaramayan.
BAŞARATLI
Becerikli kimse: Maşallah çok başaratlı kadın.