Kelimeler arşivinde; içinde "barın" olan, toplam 25 tane kelime bulunuyor. İçerisinde barın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu barın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında barın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BARINDIRILABİLMEK
BARINDIRILABİLME
BARINDIRABİLMEK
BARINDIRABİLME
BARINDIRILMAK
BARINABİLMEK, BARINDIRILMA
BARINDIRMAK, BARINABİLME
BARINDIRMA, BARINILMAK
BARINAKCA, BARINILMA
BARINDIR, BARINMAH, BARINLIK, BARINCAK, BARINMAK
BARINAK, BARINDI, BARINAV, BARINIŞ, BARINMA, BARINTI
BARIN
BARIN
Göğüs: Barnıma bir yumruk vardu. Öküzleri otlatma, doyurma. Çekinlerin çarpışma olaylarında gösterdikleri kesit alanlar için kullanılan ölçü birimi. Bütün, hep. Güç, kuvvet. Göğüs. Diyarbakır şehrinde, Kulp belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
BARINDIRILABİLME
Barındırılabilmek işi.
BARINILMAK
Barınma işi yapılmak.
BARINDIR
Malatya şehri, Balaban nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
BARINDIRMA
Barındırmak işi.
BARINDIRILMAK
Barındırma işine konu olmak.
BARINABİLMEK
Barınma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BARINMAH
Sığınmak, korunmak ihtiyacını sağlamak.
BARINILMA
Barınılmak işi.
BARINDIRILABİLMEK
Barındırılma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BARINAKCA
Fırtına ve benzeri zorunlu nedenlerle gemilerin sığınabilecekleri yer.
BARINDIRABİLME
Barındırabilmek işi.
BARINDIRILMA
Barındırılmak işi.
BARINDIRABİLMEK
Barındırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BARINABİLME
Barınabilmek işi.
BARINDIRMAK
Barınmasını sağlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde BARIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AHIR
Evcil büyükbaş hayvanların barındığı kapalı yer, hayvan damı.
ÇARDAK
Tarla, bahçe vb. yerlerde ağaç dallarından örülmüş barınak. Denizli iline bağlı ilçelerden biri. Asma vb. bitkilerin dallarını sardırmak için direklerle yapılmış yer. Kameriye.
DÜŞMAN
Birinin kötülüğünü isteyen, ondan nefret eden, ona zarar vermeye çalışan kimse, yağı, hasım, antagonist, dost karşıtı. Aralarında birbirleriyle çatışmaya varacak ölçüde anlaşmazlık olan taraflar. Bir şeyi büyük ölçüde kullanıp tüketen kimse. Birbirleriyle savaşan devletler ve bu devletlerin asker, sivil bütün uyrukları. Bazı şeylerden nefret eden, tiksinen kimse. Bir şeyin yaşamasına, barınmasına engel olan (güç, tutum vb.).
ÇENE
Canlılarda baş bölümünde yer alan, kemik veya kıkırdak ile desteklenen, altlı üstlü dişleri taşıyan ve ağzın kapanıp açılmasını sağlayan kasları üzerinde barındıran iki parçaya verilen ad. Baş bodoslamasının omurga ile birleştiği yer, çarık. Köşe. Mengene, kerpeten vb. araçların eşyayı sıkıştıran karşılıklı iki parçasından her biri. Çok konuşma huyu, gevezelik.
ÇEKMECE
Masa, dolap vb. şeylerin dışarıya çekilen bölümü, göz, çekme. İçinde mücevher vb. değerli şeyler saklanan küçük, süslü sandık. Gemilerin barınabilecekleri koy.
ÇÖZ
Bumbar, bağırsak. Bumbarın yağı.
BARINMA
Barınmak işi.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
BAKICI
Bakma işiyle görevlendirilen kimse. Bir şeyi satın almayı düşünmeden yalnızca bakarak ilgilenen kimse. Falcı. Yabancı ülkede bir aile yanında kalarak eğitimini sürdüren ve aynı zamanda o evin çocuklarına bakan kimse. Genellikle çocuk, yaşlı ve hastalara bakma işiyle görevli kimse. Yeme içme, barınma ve eğitim karşılığında bakıcılık görevi yapan kimse.
BAKIMEVİ
Bakıma gereksinimi olan kimselerin bakıldıkları, barındıkları kuruluş. Belirli noktalarda özellikle kar mücadelesinde kullanılan araç ve gereçlerin barındırıldığı bina. Kurum ve kuruluşlarda motorlu araçların onarıldığı ve korunduğu yer veya birim. Kademe.
GÜZLEK
Güz yağmuru. Havaların soğuması üzerine yaylalardan dönen hayvanların otlatılması ve bir süre barındırılması için ayrılmış, dağ eteklerinde bulunan mera. Güz mevsiminin geçirildiği yer.
ÇADIR
Keçe, deri, kıl dokuma, sık dokunmuş kalın bez veya plastik maddelerden yapılarak direklerle tutturulan, taşınabilir barınak, çerge, oba, otağ. Gölgelik olarak kullanılan tente veya şemsiye.
HUZUREVİ
Yaşlanmış kimselerin bakımlarının yapıldığı ve barındığı kurum.
BARINAK
Barınılacak yer, melce.
İBATE
Barındırma.
DARÜLEYTAM
Yetimlerin barındığı yer.
DÜŞKÜNLEREVİ
Çalışma gücünden yoksun, kazancı olmayan yoksul kimselerin barındırıldığı toplumsal bir yardım kuruluşu, bakım yurdu, darülaceze.
HANGAR
Uçak, araba, tarım aracı vb. nesneleri barındırmaya yarar kapalı yer, sundurma.
GARAJCI
Otomobil, otobüs vb. taşıtları belli bir süre barındıran, gereğinde bakım ve onarımlarını yaptıran işletmeci.
AĞIL
Evcil küçükbaş hayvanların barındığı çit veya duvarla çevrili yer, arkaç. Hale. Bazı görüntülerdeki çok ışıklı cisimleri çevreleyen ışıklı teker.