Kelimeler arşivinde; içinde "balon" olan, toplam 7 tane kelime bulunuyor. İçerisinde balon bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu balon ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında balon olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
BALONCULUK
BALONVARİ
BALONCUK
BALONCU, ABALONE
ABALON
BALON
BALON
Isıtılmış hava veya havadan daha hafif bir gazla doldurulan, atmosferde uçabilen, küre biçiminde araç. Aslı olmayan, palavra şey. Karikatürde içi sözle doldurulan yuvarlak. Karnı yuvarlak ve şişkin, boynu dar cam kap. Hava veya gazla doldurulmuş, kauçuktan yapılmış olan çocuk oyuncağı. Geriden gelen rüzgârdan yararlanmak amacıyla yatın ana direği üzerine çekilen üç köşeli, hafif yelken.
ABALONE
Bir tür deniz yumuşakçasının içi sedefli yassı kabuğundan elde edilen ve önemli notaların yerlerini belirlemek veya süslemek amacıyla gitarın perde aralarına işlenen parça.
BALONCULUK
Baloncunun yaptığı iş.
BALONCUK
Küçük balon.
BALONVARİ
Balona benzer, balon gibi.
ABALON
Denizkulağı.
BALONCU
Balon satan kimse. Palavracı.
Bu bölümde tanımı içerisinde BALON geçen kelimeler listesi verilmiştir.
SAFRA
Balonlarda bulunan pilotların, yükselmek veya inişi yavaşlatmak istediklerinde attıkları ağırlık. Bazı balık ağlarının alt tarafına takılan, ağın su içinde kalmasını sağlayan ağırlık, balast. Karaciğerin hazmı kolaylaştırmak için onikiparmak bağırsağına salgıladığı yeşilimsi sarı renkli acı sıvı, öd. Sıkıntı, tedirginlik, rahatsızlık veren kimse veya şey. Gemileri ve her boyda deniz aracını dengede tutmak, istenilen su düzeyine kadar batırabilmek için dip bölümlerine konulan ağırlık, balast.
BALIN
Balon. Sevgili, sevilen.
PUHURCAK
Balon : Bakkaldan puhurcak aldım.
GAVUK
İçi oyulup kurutulmuş patlıcan. Kaya, çürümüş ağaç ya da dişlerdeki oyuklar. Kerpiç evler yapılırken derz arası fazla bırakılmış yer. Kar başlığı. Hayvanların idrar torbası. Uzun (keçi memesi için): Gavuk memeli keçiler sütlü olur. Balon: Babam bana gavuk getirmiş. Ev duvarlarında eşya koymaya yarayan boşluklar. (Yenikent Aksaray Niğde; Gökmenler, Çatak, Gedikli, Kızılağaç Saimbeyli Adana).
PALAVRACI
Uydurma söz veya haber ortaya atan, yaptığı işleri abartan, bu davranışları huy edinmiş olan (kimse), tıraşçı, uydurmacı, baloncu.
FOLLİKULUS
Baloncuk, kesecik, torbacık.
SITMAK
1.İçi su ya da irin dolu yara, kabarcık patlamak. 2.Öd patlamak, korkmak. 3.Yumurta ve benzerleri kırılmak. 4.Balon patlamak 5.Çok yağmur nedeniyle ekin bozulmak. Yara ve benzerleri patlamak, ezilmek. Ödü patlamak, korkmak.
KOİLOSİT
Normal alyuvarda olduğu üzere içbükey yüzeyli hücre. Koilositoziste büzüşmüş çekirdekli, balonumsu dejenerasyondan etkilenmiş epitel hücresi.
FISDALMAK
Balon, lastik top ve araba lastiği gibi cisimler hava kaçırıp boşalmak, sönmek, patlamak.
POMPOMİK
Balon.
FISALMAK
Balon, lastik top ve araba lastiği gibi cisimler hava kaçırıp boşalmak, sönmek, patlamak.
PAF
Kof, dayanıksız kişi. Akciğer. Mısır koçanı. Küf, pas. Posa. Küflü, kof, çürük. Balon, top ve benzerleri nin patlayınca çıkardıkları ses için.
SENMEK
1.Tazeliğini yitirmek, büzülmek, pörsümek (meyve, bitki vb.). 2.Meyve çok olgunlaşmak. 3.Kurumaya yüz tutarak hafiflemek, eksilmek. 4.Kabarık, şişkin bir şey sönmek (top, balon ve benzerleri için). 5.Kapta bekletilen sıvılar durulmak. 1.Kilo vermek, zayıflamak. 2.Güçlük ve sıkıntı çekmekten tükenmek, küçülmek. 3.Sakinleşmek. Yara iyileşmeye başlamak. Gücü azalmak. Buruşmak, solmak, suyu çekilmek. Sönmek, havası boşalmak.
KOİLOSİTOZİS
Sitoplazmasında balonumsu dejenerasyonu andıran tarzda geniş boşluklar içeren ve büzüşmüş çekirdekli koilositlerin varlığı. Genellikle papillomavirüs enfeksiyonlarında epitel hücre katlarında dikkati çeker.
SENİK
Çam ağacından oyularak yapılan su kabı, tahta testi. 1.Havası inmiş, pörsümüş (top, balon ve benzerleri için). 2.İçi boş, kof. 3.Başak tutmamış tahıl. 4.Suyu çekilmiş, kurumaya yüz tutmuş (ağaç, meyve vb.). İki çatallı, harman savurmakta kullanılan bir araç.
BULLA
Abla. Ağa karısı, hayvan sahibi kadın, hanım, karı. Teyze. Yeni ötmeye başlayan horoz. Civciv. Kabarcık; balıklarda gaz kesesinin çeperleri kalınlaşmış ön ucundan çıkan iki ince kanalın açıldığı, içi zarla örtülü, alt kısmı gaz, üst kısmı perilenf içeren bölmeli çukurluk. Kabarcık, kesecik, baloncuk. Lernacopodidae ailesindeki dişi kopepod kabukluların baş ve maksillar bezlerinden salgılanan, maksillanın sürekli olarak bağlı olduğu tutunmaya yarayan ölü yapı. Deri veya mukozalarda yuvarlak, bezelye büyüklüğünde veya daha büyük, seröz sıvı içeren lezyon, vezikülden daha büyük şişlik.
PALAVRA
Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber, balon. Genellikle posta vapurlarında üst güvertenin altındaki güverte. Uzun ve boş konuşma, martaval.
FOSALMAK
Balon, lastik top ve araba lastiği gibi cisimler hava kaçırıp boşalmak, sönmek, patlamak.
HİSTEROSEL
Gebe döl yatağının etrafındaki herhangi bir organ içine veya bölgeye balon biçiminde fıtıklaşması.
ŞİŞİRDEK
Balon.