Kelimeler arşivinde; içinde "bakış" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde bakış bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu bakış ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında bakış olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YARIBAKIŞIMLI, TERSBAKIŞIMLI, İÇEBAKIŞÇILIK, BAKIŞIMSIZLIK
BAKIŞIMLILIK, BAKIŞIVERMEK, BAKIŞABİLMEK
BAKIŞABİLME, BAKIŞIMLAMA, BAKIŞIVERME
BAKIŞIMSIZ
KUŞBAKIŞI, BAKIŞIMLI
BAKIŞMAK, BAKIŞLAR, İÇEBAKIŞ, TÜMBAKIŞ
BAKIŞIK, BAKIŞMA, BAKIŞLI, BAKIŞIM
BAKIŞ
BAKIŞ
Bakma işi.
BAKIŞMAK
İki veya daha çok kimse birbirine bakmak. Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak.
İÇEBAKIŞÇILIK
Ruhbilimde temel ve güvenilirliği olan tek yöntemin içebakış olduğunu savunan ruhbilim akımları.
BAKIŞIVERME
Bakışıvermek işi.
BAKIŞABİLMEK
Bakışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YARIBAKIŞIMLI
Bir kristal dizgesindeki bakışım alanlarının dizgeli bir yolla eksilmesi, yüzeylerden biri büyüdüğünde, ötekinin yitmesi sonucunda, yüzey sayı yarısının kalmasıyle elde edilen biçim.
BAKIŞIMLILIK
Bir dağılıma ilişkin eğrinin tepe noktasıyla ortalamayı birleştiren doğruya göre iki eşit parçaya ayrılması durumu.
BAKIŞIMSIZLIK
Bakışımsız olma durumu, simetrisizlik, asimetri.
BAKIŞIMSIZ
Aralarında bakışım bulunmayan (iki şey) veya iki yanı arasında bakışım olmayan (bir şey), simetrisiz, asimetrik.
BAKIŞIVERMEK
Çabucak bakışmak.
BAKIŞLAR
Edirne kenti, Havsa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa şehrinde, Yardımcı bucağına bağlı bir yer.
BAKIŞIMLI
Bakışımı olan, simetrili, simetrik.
BAKIŞIMLAMA
Bakışımı olmayan matematiksel nesne ya da işlevleri, kimi işler uygulayarak bakışımlı duruya getirme.
TERSBAKIŞIMLI
Bakişımlama altında aynı kalan, yalnız im değiştiren işlev özelliğinde olan.
BAKIŞABİLME
Bakışabilmek işi.
KUŞBAKIŞI
(Mimarlık, Resim,) Eşyanın yüksek bir bakış noktasından görünüşü.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
ASİMETRİK
Bakışımsız.
BAKIMINDAN
Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.
DAVETKAR
Çekici, cazibeli (bakış, davranış vb.).
GÖRÜNÜŞ
Görünme işi. Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey. Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi. Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
BAKIŞMA
Bakışmak işi.
KESİŞMEK
Birbirini kesmek. Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak. Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak. Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak.
HECELEMEK
Bir kelimenin hecelerini teker teker söylemek. Bir kelimeyi ilk bakışta okuyamayıp heceleri teker teker okumak.
BUĞULU
Üzerinde buğu bulunan, buğulanmış. Yaşlı, nemli. Süzgün, dalgın bakışlı olan (göz). Dokunaklı, pes (ses).
GAMZE
Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur. Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma.
GÖZ
Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.
BULANIK
Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.
EVİRTMEK
Sakkarozu glikoz ve levüloza çevirmek. Bakışımlı olarak ters çevirmek.
DİMDİK
Çok dik, mum direk. Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen, metin. Dikkatli, ısrarlı (bakış). Kaskatı, çok sertleşmiş olarak. Sağlıklı, zinde. Sağa sola sapmadan, dosdoğru. Çok dik bir biçimde.
ASİMETRİ
Bakışımsızlık.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
DİK
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).
HİPNOZ
Sözle, bakışla telkinle sağlanan bir tür uyku durumu, hipnotizma.
EKOLOJİZM
Olgulara bütünsel olarak ve doğa merkezli bakış açısıyla yaklaşan bir düşünce akımı.