Kelimeler arşivi içinde; başında "bakış" olan, toplam 16 adet kelime bulunmaktadır. bakış ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu bakış ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde bakış olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
BAKIŞIMSIZLIK
BAKIŞABİLMEK, BAKIŞIMLILIK, BAKIŞIVERMEK
BAKIŞABİLME, BAKIŞIMLAMA, BAKIŞIVERME
BAKIŞIMSIZ
BAKIŞIMLI
BAKIŞLAR, BAKIŞMAK
BAKIŞIK, BAKIŞIM, BAKIŞLI, BAKIŞMA
BAKIŞ
BAKIŞ
Bakma işi.
BAKIŞLAR
Edirne kenti, Havsa ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge. Şanlıurfa şehrinde, Yardımcı bucağına bağlı bir yer.
BAKIŞIK
Bakışımlı olan özdek. Van şehri, Saray belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
BAKIŞIVERMEK
Çabucak bakışmak.
BAKIŞIMSIZ
Aralarında bakışım bulunmayan (iki şey) veya iki yanı arasında bakışım olmayan (bir şey), simetrisiz, asimetrik.
BAKIŞMAK
İki veya daha çok kimse birbirine bakmak. Kaçamak ve gizli olarak birbirine bakmak.
BAKIŞABİLMEK
Bakışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BAKIŞMA
Bakışmak işi.
BAKIŞLI
Tokat ilinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
BAKIŞIMLI
Bakışımı olan, simetrili, simetrik.
BAKIŞIM
İki veya daha çok şey arasında konum, biçim ve belirli bir eksene göre ölçü uygunluğu, simetri. Eksen olarak alınan bir doğrudan, benzer noktaları karşılıklı olarak aynı uzaklıkta bulunan iki benzer parçanın birbirine göre olan durumu, tenazur, simetri.
BAKIŞIMSIZLIK
Bakışımsız olma durumu, simetrisizlik, asimetri.
BAKIŞIVERME
Bakışıvermek işi.
BAKIŞABİLME
Bakışabilmek işi.
BAKIŞIMLAMA
Bakışımı olmayan matematiksel nesne ya da işlevleri, kimi işler uygulayarak bakışımlı duruya getirme.
BAKIŞIMLILIK
Bir dağılıma ilişkin eğrinin tepe noktasıyla ortalamayı birleştiren doğruya göre iki eşit parçaya ayrılması durumu.
Bu bölümde tanımı içerisinde BAKIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
EVİRTMEK
Sakkarozu glikoz ve levüloza çevirmek. Bakışımlı olarak ters çevirmek.
GAMZE
Bazı insanların çenelerinde, yanaklarında doğal olarak bulunan özellikle güldüklerinde daha iyi görülen küçük çukur. Yan bakış, göz süzme, sitemli bakma.
BAKMAK
Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.
GÖRÜNÜŞ
Görünme işi. Bulunulan bir yerden görülebilen alan, görünüm, manzara. Gözün ilk bakışta veya zihnin dolaysız olarak algıladığı şey. Fiillerin belirttiği oluşların süresi, gelişmesi ve bitmesiyle ilgili bütün biçimleri kapsayan dil bilgisi kategorisi. Gerçeğe uymayan dış görüntü, zevahir.
ASİMETRİK
Bakışımsız.
ASİMETRİ
Bakışımsızlık.
HİPNOZ
Sözle, bakışla telkinle sağlanan bir tür uyku durumu, hipnotizma.
BUĞULU
Üzerinde buğu bulunan, buğulanmış. Yaşlı, nemli. Süzgün, dalgın bakışlı olan (göz). Dokunaklı, pes (ses).
GÖZ
Görme organı, basar. Bakış, görüş. Çekmece. Delik, boşluk. Suyun topraktan kaynadığı yer, kaynak. Bölüm, hane. Bazı deyimlerde, görme ve bakma. Oda. Sevgi, ilgi, gönül bağlantısı. Terazi kefesi. Ağacın tomurcuk veren yerlerinden her biri. Nazar. Bazı yaraların uç bölümü.
DİK
Yatay bir düzleme göre yer çekimi doğrultusunda bulunan, eğik olmayan. Sert, kalın, tok (ses). Ters, aksi (söz). Birbirine dikey olan doğrulardan oluşmuş. Sert (bakış). Yatık durmayan, sert. Kaba, yersiz (davranış).
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
KESİŞMEK
Birbirini kesmek. Erkek ve kadın, bakışlarla anlaşmak. Pazarlıkta, herhangi bir fiyatta anlaşmak. Bir nokta veya çizgi üzerinde birbirine kavuşmak.
BAKIMINDAN
Bakış veya görüş açısı yönünden, değerlendirme açısından. -e göre.
AÇILIM
Açılma işi. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapma. Yeni bir bakış açısı getirme. Sağ açıklık. Bir kısaltma veya formülün açık biçimi.
EKOLOJİZM
Olgulara bütünsel olarak ve doğa merkezli bakış açısıyla yaklaşan bir düşünce akımı.
HECELEMEK
Bir kelimenin hecelerini teker teker söylemek. Bir kelimeyi ilk bakışta okuyamayıp heceleri teker teker okumak.
DAVETKAR
Çekici, cazibeli (bakış, davranış vb.).
BULANIK
Bulanmış olan, duru olmayan. Açık seçik görünmeyen, net olmayan. Muş iline bağlı ilçelerden biri. Donuk, anlamsız, fersiz (bakış). Niteliği tam anlaşılmayan. Bulutlu, kapalı (hava). Bulanmış, duru olmayan bir biçimde.
DİMDİK
Çok dik, mum direk. Sıkıntıları karşılayacak durumda olan, baş eğmeyen, metin. Dikkatli, ısrarlı (bakış). Kaskatı, çok sertleşmiş olarak. Sağlıklı, zinde. Sağa sola sapmadan, dosdoğru. Çok dik bir biçimde.
KÜRESEL
Küre ile ilgili olan. Küre biçiminde olan, kürevi. Dünya ölçüsünde geniş bir bakış açısıyla benimsenen, global.