Kelimeler arşivinde; içinde "ağıda" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ağıda bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ağıda ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ağıda olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AŞAĞIDAMLAPINAR
AŞAĞIDANİŞMENT
AŞAĞIDAĞDERE, AŞAĞIDAĞLICA, AŞAĞIDALÖREN, AŞAĞIDARIÇAY
AŞAĞIDAĞKÖY
AŞAĞIDANA
ŞAĞIDA
AĞIDA
AĞIDA
Pekmez, şeker gibi tatlılardan yapılan koyu sıvı, ağda.
AŞAĞIDAĞKÖY
Zonguldak şehrinde, Alaplı ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
AŞAĞIDAĞLICA
Adıyaman kenti, Gerger belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
ŞAĞIDA
Yaramaz, dövüşken.
AŞAĞIDANİŞMENT
Balıkesir şehri, Savaştepe ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
AŞAĞIDANA
Karabük kenti, Safranbolu ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
AŞAĞIDAMLAPINAR
Kars şehrinde, Selim ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
AŞAĞIDAĞDERE
Denizli kenti, Honaz ilçesi, merkez bucağına bağlı bir bölge.
AŞAĞIDARIÇAY
Samsun şehrinde, Mezraa bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
AŞAĞIDALÖREN
Ağrı kenti, Diyadin belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
Bu bölümde tanımı içerisinde AĞIDA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAKIRBASMA
Vücudun yer yer kızarması ile beliren bir hastalık: Bizim kız bakırbasma olmuş. Dizlerden aşağıda çıkan yara.
AŞAĞAĞI
Aşağıki, aşağıdaki.
LEFFÜNEŞİR
Birkaç adı bir sözün başında söyledikten sonra bunların sıfat veya fiillerini daha aşağıda sıralama.
BİÇİK
Sel yatağı, dere, dere yatağı. Kadınların meme uçlarında, çocukların ayaklarında, hayvanların ayak parmaklarıyla bileklerinde ter, pislik, çamur v.s. sebeplerden ileri gelen sulu yara. Bir tane, bir tanecik. Dağda, iki kaya arasındaki boşluk. İki derenin birleştiği yer. Kesik, biçilmiş. Denize doğru uzanmış kara parçası, burun. Dağlarda, tepelerde sellerin açtığı yarıntı. Su yolu. Dana. Kuyruğu düğümlü koç. Köşe, bucak, uç, açı. Buzağı. Sığır yavrusu, buzağı. Nergiz çiçeğinin yetiştiği kaya oyuğu. Dana, sığır yavrusu. Buzağıdan büyük yavru. Işığı renklerine ayırmak için kullanılan üçgen kesitli altı yüzlü saydam nesne. Kesik, kesilmiş.
ŞARAMPOL
Kara yollarının kenarında yol düzeyinden aşağıda kalan bölüm.
AYAK
Bacakların bilekten aşağıda bulunan ve yere basan bölümü. Birtakım şeylerin yerden yüksekçe durmasını sağlayan dayak, destek ya da bunlardan her biri. Göl ayağı. Halk edebiyatında koşuklarda kısa yedekli dizeler. Yarım arşın veya 30,5 santimetre uzunluğundaki ölçü birimi, kadem, fit, fut. Altılı ganyanda yer alan her bir koşu. Bacak. Karakucak ve yağlı güreşte pehlivanların ayrıldıkları beş dereceden biri. Vücudun belden aşağı bölümü. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan veya söylenen beste. Kömür ocaklarında kömürün çıkarıldığı galeri. Bir doğrunun başka bir doğruyu veya bir düzlemi kestiği nokta. Futun küpü alınarak hesaplanan değer. Yürüyüşün ağırlık veya çabukluk derecesi. Basamak. Halk edebiyatında uyak.
HEPATOPTOZİS
Karaciğerin karın boşluğunda normale göre daha aşağıda yer alması.
TABAN
Ayağın alt yüzü, aya. Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı. Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi, kaide. Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle. Yaradılıştan. Ayakkabının alt bölümü. Üslü sayılarda kuvveti alınan sayı: 53 anlatımında 3 rakamı üstür, 5 ise tabandır. Tarlanın düz ve verimli kesimi. Bir ırmağın en derin olan orta yeri. Huy bakımından. Temel. Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü. Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir. Kaide. Bir şeyin en alt bölümü. Değerlendirmede en alt derece.
BODRUM
Bir yapının yol düzeyinden aşağıda kalan bölümü. Muğla iline bağlı ilçelerden biri.
TUBA
Üzerinde pistonlar bulunan, bakırdan nefesli çalgı. Cennette bulunduğuna inanılan, kökü yukarıda, dalları aşağıda büyük bir ağaç.
AŞAĞILAK
Aşağıya doğru, aşağıda, aşağıya ait, aşağı yer.
ALT
Bir şeyin yere bakan yanı, zir, üst karşıtı. Birkaç şeyden aşağıda olan. Bir şeyin yere yakın bölümü. Birine göre daha aşağı mevkide olan kimse, madun. Sınıflamalarda ikinci derecede olan. Bir nesnenin tabanı. Oturulurken uyluk kemiklerinin yere gelen bölümü.
ETEK
Bedenin belden aşağısına giyilen, değişik biçimlerde, genellikle kadın giysisi, eteklik. Yağmur sularının, çatının bazı yerlerinden içeri sızmasını önlemek için yapılmış olan saç örtü. Dağ, tepe, yığın vb. yamaçlı şeylerin alt bölümü. Giysinin alt kenarı. Çadır, kanepe örtüsü gibi kumaştan olan şeylerin yere sarkan bölümü. Giysinin belden aşağıda kalan bölümü. Edep yeri.
ALÇAK
Yerden uzaklığı az olan, yüksek karşıtı. Kısa (boy). Bile bile en kötü, en ahlaksızca davranışlarda bulunan, aşağılık, soysuz, namert, rezil, hain. Aşağıda olan, yüksek olmayan (yer).
TENEZZÜL
Kendi durumundan daha aşağıdaki bir işi, bir durumu kabul etme. Alçak gönüllü gösterme.
GEREKTİRME
Gerektirmek işi, istilzam. Verilen önermelerden elde edilen önerme. Verilen p, q önermeleri için, doğruluk çizelgesi aşağıda verilen ve ile gösterilen bileşik önerme :Anlamdaş. koşullu önerme, koşullu.
BUĞULKAN
Atların diz kapaklarından aşağıda olan ve pansumanla geçirilebilen hafif şişkinlik.
YOKUŞ
Aşağıdan yukarıya gittikçe yükselen eğimli yer, iniş karşıtı.
ABAŞO
Gemiyi baştan veya kıçtan halatla karaya bağlama. Altta, aşağıda bulunan, alttaki.
APARKAT
Boksta bükük kolla aşağıdan yukarıya doğru çeneye atılan yumruk.