Kelimeler arşivinde; içinde "azın" olan, toplam 36 tane kelime bulunuyor. İçerisinde azın bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu azın ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında azın olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TEKNEKAZINTISI
AZINISANMAK, KAZINDIRMAK
AZINLIKLAR, KAZINTISIZ, YAZINCILIK
ZINKAZINK, DAZINKIRI, AZINSIMAK, KAZINTILI, ZINGAZINK
YAĞAZINA, YAZINERİ, YAZINLAR, YAZINMAK, HAZINLIK, GAZINMAK, KAZINMAK, YAZINSAL
AZINLIK, KAZINMA, YAZINTI, KAZINTI, YAZINCI, KAZINIK, HARAZIN, GAZINTI
KAZINÇ, AZINTI, GAZINÇ
AZIN
(Eş anlamlısı: minimum):Verilen bir durum için elde edilebilecek en küçük değer. Biraz, hafifçe.
DAZINKIRI
Pejmürde kıyafetli, eski püskü, yırtık elbiseli kişi.
YAZINERİ
Yazınla uğraşan, yazın yapıtları veren sanatçı; yazın sanatçısı.
ZINGAZINK
Ağzına kadar dolu. Ağzına dek dolu.
AZINSIMAK
Az görmek. Az bulmak, yetersiz görmek.
YAĞAZINA
Tersine.
KAZINDIRMAK
Zevksiz, sürekli çalgı çalmak. Başı ustura ile kazımak.
KAZINTILI
Kazıntısı olan (kâğıt, yazı).
YAZINLAR
(geniş anlamiyle) Bir bilim kolunun türlü konuları üzerine yazılmış yazı ve eserlerin hepsi.
AZINLIKLAR
Bir ülke nüfusunun çoğunluğu içinde sayı bakımından az; soy, dil ya da din bakımlarından ayrımlı; ancak, yasalar önünde aynı yurttaşlık hakları olan topluluklar.
ZINKAZINK
Hıncahınç, ağzına kadar.
KAZINTISIZ
Kazıntısı olmayan.
YAZINCILIK
Edebiyatçılık.
TEKNEKAZINTISI
Ana ve babaların yaşlılığında olan en son çocukları.
AZINISANMAK
Az görmek.
YAZINMAK
Kendi altına sermek: Dokuduğumuz halıyı satmadık, gendimiz yazındık. Kenidisi için yazmak, istinsah etmek, kopya etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde AZIN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARYANİZM
IV. yüzyılda Arius adlı bir papazın kurduğu ve Hristiyan inanışının tersine olarak İsa'nın tanrılığını inkâr eden mezhep.
BAŞLIK
Genellikle başı korumak için giyilen şapka, serpuş. Tekerlek parmaklarının çakılı olduğu kısım. Bir sütunun, bir direğin tepeliği. Kâğıt veya zarf üstüne basılmış ad ve adres, antet. Tablaların veya iş parçalarının düzgün kalmasını sağlamak amacı ile baş taraflarına takılan parça. Bir yazının, bir kitabın bölümlerinin başına konulan ve konuyu kısaca tanıtan ibare, serlevha. Başlık parası. Üst giysilerinin yakalarına takılı başlık, kapüşon. Hayvan koşumunun başa geçirilen bölümü.
BOĞUŞMAK
Birbirinin boğazına sarılmak, dövüşmek. Çabalamak, altından kalkmaya çalışmak, uğraşmak. Mücadele etmek.
AZLIK
Az olma durumu. Azınlık.
CAMBAZLIK
Cambazın işi ya da mesleği, akrobatlık, akrobasi. Kurnazlık, düzenbazlık, hilecilik. At alıp satma veya yetiştirme işi.
BAŞPAPAZLIK
Başpapaz olma durumu. Başpapazın sorumluluğunda olan bölge. Başpapazın yaptığı iş.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
AÇIKLAMAK
Bir konuyla ilgili gerekli bilgileri vermek, izah etmek. Açıkça söylemek, ifşa etmek. Belirtmek, göstermek, açığa vurmak, izhar etmek. Bir sorunla ilgili aydınlatıcı bilgi vermek, tavzih etmek. Bir sözün, bir yazının ne anlatmak istediğini belirtmek, yorumlamak.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
AKBAŞ
Yazın kutup bölgelerinde yaşayan, kışın ılık kıyılara göçen, kısa ve ince gagalı, siyah bacaklı bir tür yabani kuş, deniz kazı (Bemicla).
AĞIZLAMAK
Bir boğazın veya bir limanın ağzını ortalamak. Bir işi kolaylamak. Bir parçayı yuvasına geçirmek için önce yuvanın ağzını ayarlamak.
BOZUK
Bozulmuş olan. Kızgın, sıkıntılı. Madenî para, bozuk para. Görevini yapamaz duruma gelmiş (organ). Türk halk müziğinde, bağlamadan biraz büyük ve meydan sazından küçük dokuz telli bir saz. Kötümser, gergin, huzursuz, karışık.
BADEMCİK
Boğazın iki yanında birer tane bulunan, badem biçimindeki organ.
ASMAK
Bir şeyi aşağıya sarkacak bir biçimde bir yere iliştirip sarkıtmak. Gitmek zorunda olunan bir yere özürsüz gitmemek. Görevi olan bir işi özürsüz yapmamak. Bir kimseyi boğazından ip vb. geçirip sallandırarak öldürmek, idam etmek. Üzerine takınmak, kuşanmak.
AMONYAK
Azot ve hidrojen birleşimi olan, keskin kokulu bir gaz (NH3). İçinde bu gazın eritilmiş bulunduğu su, nişadır ruhu.
AYVAZLIK
Ayvazın görevi.
BOĞAZLAMAK
Hayvan veya insanı boğazından keserek öldürmek. Gaddarca, kan dökerek öldürmek.
ALAGEYİK
Geyikgillerden, Güney Avrupa ve Kuzey Afrika'da yaşayan, yazın postunda ak benekler oluşan, erkeklerinin boynuzları uca doğru kürek biçiminde genişleyen bir cins geyik, sığın (Dama dama).
BASIÖLÇER
Buharın veya herhangi bir gazın bulunduğu kabın iç yüzeyine yaptığı basıncı belirleyen alet, manometre. Akışkanların basıncını ölçen araç.
BAZAL
Bazı çok olan (tuz). Bazın özelliklerini taşıyan (madde).