İçinde AYIP geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "ayıp" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ayıp bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu ayıp ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ayıp olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

AYIPLAYABİLMEK

13 harfli kelimeler

AYIPLAYABİLME

11 harfli kelimeler

KAYIPTIRMAK, HAYIPSINMAK

10 harfli kelimeler

AYIPLANMAK, AYIPENÇESİ, AYIPSANMAK, AYIPSINMAK, AYIPSIZLIK, AYIPSİNMEK, DAYIPINARI

9 harfli kelimeler

KADAGAYIP, AYIPLANMA, AYIPLAMAK, AYIPSAMAK, GADAGAYIP

8 harfli kelimeler

KAYIPMEK, KAYIPMAK, AYIPLAMA

7 harfli kelimeler

AYIPLIK, AYIPSIZ

6 harfli kelimeler

AYIPLI

5 harfli kelimeler

GAYIP, KAYIP, SAYIP

4 harfli kelimeler

AYIP

Bazı kelimelerin anlamları

AYIP

Toplumun ahlak kurallarına aykırı olan, utanılacak durum veya davranış. Kusur, eksiklik. Utanç veren.

AYIPSIZLIK

Ayıpsız olma durumu.

AYIPSINMAK

Ayıplamak. Utanmak, ayıp saymak. Ayıp saymak, utanmak.

KADAGAYIP

Ne olur ne olmaz, her olasılığa karşı.

AYIPSAMAK

Ayıplamak.

AYIPLAYABİLMEK

Ayıplama imkânı veya olasılığı bulunmak.

AYIPENÇESİ

Ayıpençesigiller (Acanthaceae) familyasından, çiçekleri kurutularak çaylara koku vermesi için katılan, çok yıllık, dikenli ve otsu bir bitki.

DAYIPINARI

Ağrı ili, Tutak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

AYIPSİNMEK

Utanmak, ayıp saymak.

AYIPLAYABİLME

Ayıplayabilmek işi.

AYIPLAMAK

Kınamak.

AYIPSANMAK

Ayıplamak.

AYIPLANMAK

Ayıplama işine konu olmak.

AYIPLANMA

Ayıplanmak işi.

HAYIPSINMAK

Darılmak. Tasalanmak.

KAYIPTIRMAK

İstemeden gaz çıkarmak, yellenmek. Ağzından söz kaçırmak. Bir şeyi çekerek kaydırmak.

  -   -   -  

Anlamında AYIP bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AYIP geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ABDEST

Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.

ASINTI

Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.

CANLI

Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.

ÇARÇUR

"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.

APİKO

Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.

BURJUVA

Şehirde yaşayıp özel imtiyazlardan yararlanan. Orta sınıftan olan, kent soylu.

ARILAMAK

Bir şeyde herhangi bir ayıp veya kusur bulunmadığını bildirmek, tenzih etmek.

AYKIRI

Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.

BALİSTİK

Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.

BAKAYA

Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.

AYLIKÇI

Aylıkla çalışan kimse. Başka geliri olmayıp yalnız aldığı aylıkla geçinen kimse.

BAKAKALMAK

Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak.

BİRİKTİRMEK

Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.

ÇATLAK

Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.

CAMSI

Cam gibi saydam olan, cama benzeyen. Yerin içinden yüze çıkan erimiş sıcak maddelerin, soğuma sırasında billurlaşmayıp biçimsiz olarak katılaşmış durumu.

AÇILMA

Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.

BARMEN

Barda içki hazırlayıp sunan kimse.

BEZEKÇİ

Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.

BOHÇALAMAK

Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.

AHMAKLAŞMAK

Aptallaşmak. Bir an için şaşalayıp bocalamak.