Kelimeler arşivinde; içinde "ayıp" olan, toplam 26 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ayıp bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ayıp ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ayıp olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AYIPLAYABİLMEK
AYIPLAYABİLME
KAYIPTIRMAK, HAYIPSINMAK
AYIPLANMAK, AYIPENÇESİ, AYIPSANMAK, AYIPSINMAK, AYIPSIZLIK, AYIPSİNMEK, DAYIPINARI
KADAGAYIP, AYIPLANMA, AYIPLAMAK, AYIPSAMAK, GADAGAYIP
KAYIPMEK, KAYIPMAK, AYIPLAMA
AYIPLIK, AYIPSIZ
AYIPLI
GAYIP, KAYIP, SAYIP
AYIP
AYIP
Toplumun ahlak kurallarına aykırı olan, utanılacak durum veya davranış. Kusur, eksiklik. Utanç veren.
AYIPSIZLIK
Ayıpsız olma durumu.
AYIPSINMAK
Ayıplamak. Utanmak, ayıp saymak. Ayıp saymak, utanmak.
KADAGAYIP
Ne olur ne olmaz, her olasılığa karşı.
AYIPSAMAK
Ayıplamak.
AYIPLAYABİLMEK
Ayıplama imkânı veya olasılığı bulunmak.
AYIPENÇESİ
Ayıpençesigiller (Acanthaceae) familyasından, çiçekleri kurutularak çaylara koku vermesi için katılan, çok yıllık, dikenli ve otsu bir bitki.
DAYIPINARI
Ağrı ili, Tutak belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
AYIPSİNMEK
Utanmak, ayıp saymak.
AYIPLAYABİLME
Ayıplayabilmek işi.
AYIPLAMAK
Kınamak.
AYIPSANMAK
Ayıplamak.
AYIPLANMAK
Ayıplama işine konu olmak.
AYIPLANMA
Ayıplanmak işi.
HAYIPSINMAK
Darılmak. Tasalanmak.
KAYIPTIRMAK
İstemeden gaz çıkarmak, yellenmek. Ağzından söz kaçırmak. Bir şeyi çekerek kaydırmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AYIP geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ASINTI
Bir işi hemen yapmayıp bekleterek geri bırakma, tehir, tavik. Sırnaşan, tebelleş olan kimse. Birini tedirgin edecek kadar üzerine düşme.
CANLI
Canı olan, diri, yaşayan. Hareketli, hayat dolu, dinamik. Güçlü, etkili. Yaşayıp yer değiştirebilen yaratık, hayvan. Dikkat çekici, göz alıcı, parlak (renk), ateş parçası. Canlı yayın. Hareketli, hayat dolu, dinamik bir biçimde.
ÇARÇUR
"Gereksiz yerlere harcayıp tüketmek" anlamındaki çarçur etmek ve "gereksiz yere harcanmak, ziyan olmak" anlamlarındaki çarçur olmak sözlerinde geçer.
APİKO
Geminin, zinciri toplayıp demirini kaldırmaya hazır olması. Derli toplu, süslü, şık. Hazır, tetik.
BURJUVA
Şehirde yaşayıp özel imtiyazlardan yararlanan. Orta sınıftan olan, kent soylu.
ARILAMAK
Bir şeyde herhangi bir ayıp veya kusur bulunmadığını bildirmek, tenzih etmek.
AYKIRI
Alışılmışa, doğru olarak kabul edilmişe uygun olmayan, karşıt, ters, mugayir, muhalif. Toplumda görüş ve yaşayış biçimiyle uçlarda bulunan (kimse), marjinal. Çapraz, ters. Gidilen yol üzerinde olmayıp gidiş yönüne ters düşen. Bütün noktaları aynı düzlemde bulunmayan.
BALİSTİK
Ateşli silahlarda barut gazının basıncı ile fırlayıp hedefe varıncaya kadar merminin havadaki hareketini inceleyen bilim. Mermi çekirdeği üzerindeki fiziksel değişimleri inceleyerek merminin çıktığı silahın tanımlanmasını sağlayan işlem.
BAKAYA
Askerlik çağına girenlerden son yoklamalarını yaptırarak askerlik kararı aldırdıkları hâlde çağrıldıklarında gelmeyen veya gelip de kıtalarına gitmeden toplandıkları yerlerden ayrılanlar. Ait olduğu yıl içinde toplanamayıp ertesi yıla kalan vergiler. Kalıntılar.
AYLIKÇI
Aylıkla çalışan kimse. Başka geliri olmayıp yalnız aldığı aylıkla geçinen kimse.
BAKAKALMAK
Şaşkınlığa uğrayıp ne yapacağını bilmez durumda kalmak.
BİRİKTİRMEK
Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.
ÇATLAK
Çatlamış olan. Yer altındaki taş kütlelerinin basınç ve gerilim dolayısıyla yer değiştirmeden çatlayıp yarılması, diyaklaz. Değişimin başlangıcı. Deli. Deri, mukoza, kemik veya herhangi bir organ üzerinde uzunluğuna olan açıklık, yarık, fissür. Ara, aralık. Herhangi bir yerde uzunluğuna olan açıklık.
CAMSI
Cam gibi saydam olan, cama benzeyen. Yerin içinden yüze çıkan erimiş sıcak maddelerin, soğuma sırasında billurlaşmayıp biçimsiz olarak katılaşmış durumu.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
BARMEN
Barda içki hazırlayıp sunan kimse.
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.
BOHÇALAMAK
Bir şeyi bohça içine koyup sarmak. Ayakları havada bağdaş kurar gibi toplayarak denize veya havuza atlamak. Güreşte rakibin kol ve ayaklarını üst üste getirerek kımıldayamaz durumda alttan kavrayıp kucaklamak.
AHMAKLAŞMAK
Aptallaşmak. Bir an için şaşalayıp bocalamak.