Kelimeler arşivinde; içinde "askı" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde askı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu askı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında askı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TATARİLYASKIŞLA
KAHVECİASKISI
SABANBASKISI, HASKIZILÖREN
YÜKSEKBASKI, MASTARBASKI
DERİNBASKI, FASKIRTMAK, ASKIDEMİRİ, ASKIÇELENK, BASKICILIK
OYMABASKI, LEKEBASKI, ASKICILIK, PASKIRMAK, İPEKBASKI, TASKIRKMA
BASKISIZ, TAŞBASKI, DÜZBASKI, ASKIRMAH, TEKBASKI, ASKILAMA, BASKILIK, YANBASKI, BASKINCI
ASKISIZ, DAMASKI, ASKILIK, BASKILI, ASKIRIH, HASKINA, BASKICI, ASKINTI
ASKILI, KASKIR, HASKIZ, BASKIN, ASKICI
BASKI, KASKI, GASKI, ASKIN
ASKI
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
KAHVECİASKISI
Kahvehanelerde çay, kahve ve diğer içilecek nesneleri taşımak için kullanılan saplı tepsi. (Bursa).
SABANBASKISI
Saban demirinin ökçeden ayrılmamasını sağlayan baş kısmı bükük çivi. (Akçaşar Yalvaç Isparta).
LEKEBASKI
(Resim) Bakır, çinko, çelik üzerine uygulanan, suluboya etkisinde ara değerleri olan kazıresim tekniği. Maden plak üzerinde basılacak yerlerin asitle indirildiği derinbaskı tekniği.
YÜKSEKBASKI
(Resim) Ağaçbaskı, linolyum gibi, yalnız basılacak bölümleri bırakılıp öbür yerleri çıkarılmış plaklarla yapılan baskı çeşidi. a. bk. derinbaskı, düzbaskı, linoloyma, ağaçbaskı.
MASTARBASKI
(Resim) Erkek mastarın yüzeyini mürekkepleyerek yapılan baskı. a. bk. yüksekbaskı, linolyum, patates baskı, ağaçbaskı.
ASKIÇELENK
(Süsleme) Yaprak, çiçek, meyve örgelerinden yapılan ve iki yanından asılı olarak gösterilen kabartma yapı süsü.
DERİNBASKI
(Resim) Oymabaskıda, mürekkebin kazınan çukur yerden alınması tekniğine dayanan baskı türü.
OYMABASKI
(Resim) Çinko, bakır, tahta gibi plaklara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniklerine verilen ad. Resim kazınmış plakların ya çukurlaştınlmış yerlerine ya da düz bırakılmış yerlerine boya ya da mürekkep yedirerek basma sanatı. a. bk. ağaç-oyma, taş bas kı, linoloyma, akvatinta, düzbaskı, yüksek baskı, derin baskı.
TATARİLYASKIŞLA
Kırşehir şehri, Göllü nahiyesine bağlı bir yerleşim birimi.
ASKICILIK
Askıcının yaptığı iş.
BASKICILIK
Baskıcının yaptığı iş. Baskıcı olma durumu.
ASKIDEMİRİ
Arabalarda yan tahtaları tutmaya yarayan demir. (Gücünkaya Aksaray Niğde).
HASKIZILÖREN
Antalya kenti, Gebiz nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
FASKIRTMAK
Dumanı üfleyerek dağıtmak.
PASKIRMAK
Savrulmak (çimento, un ve benzerleri maddeler). Küçük taneli nesneleri savurmak, dağıtmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde ASKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOŞANMAK
Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak. Dertlerini, yakınmalarını anlatmak. Sıyrılmak, kurtulmak. Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak. Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak. Bol bol akmak.
BASKICI
İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
BASKILI
Baskısı olan.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
ASKILI
Askısı olan.
ASKILIK
Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı. Asılıp saklanacak sebze, meyve. Vestiyer.
BASKINCI
Baskın yapan kimse.
ARSLANLI
Arslanı olan. Osmanlı Devleti'nde kullanılan arslan baskılı gümüş sikke.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BEYAZ
Ak, kara, siyah karşıtı. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Beyaz ırktan olan kişi. Beyaz zehir.
BAŞIBOŞ
Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.
BAŞAT
Baskın.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BÖLME
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
BAŞATLIK
Baskınlık.
ATLET
Kolsuz, askılı fanila. Atletizmle uğraşan kimse, atletizmci.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.