Kelimeler arşivi içinde; sonunda "askı" olan, toplam 15 adet kelime bulunmaktadır. Sonu askı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında askı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde askı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
MASTARBASKI, YÜKSEKBASKI
DERİNBASKI
İPEKBASKI, LEKEBASKI, OYMABASKI
DÜZBASKI, TAŞBASKI, TEKBASKI, YANBASKI
DAMASKI
BASKI, GASKI, KASKI
ASKI
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
YANBASKI
Keser, balta gibi nesnelerin ağız kısımlarını keskinleştirmek için kullanılan araç. (Yalvaç Isparta).
TEKBASKI
(Resim) Matbaa mürekkebi sürülmüş cam üzerine konan bir kağıda çizildiğinde, kalemin bastırıldığı yerin arka yüzeyine mürekkep geçmesi esasına dayanan bir baskıresim tekniği; bu teknikle elde edilen örnek, a. bk. taşbaskı, düzbaskı.
DERİNBASKI
(Resim) Oymabaskıda, mürekkebin kazınan çukur yerden alınması tekniğine dayanan baskı türü.
YÜKSEKBASKI
(Resim) Ağaçbaskı, linolyum gibi, yalnız basılacak bölümleri bırakılıp öbür yerleri çıkarılmış plaklarla yapılan baskı çeşidi. a. bk. derinbaskı, düzbaskı, linoloyma, ağaçbaskı.
OYMABASKI
(Resim) Çinko, bakır, tahta gibi plaklara kazıma ile yapılan resimleri kâğıda basma tekniklerine verilen ad. Resim kazınmış plakların ya çukurlaştınlmış yerlerine ya da düz bırakılmış yerlerine boya ya da mürekkep yedirerek basma sanatı. a. bk. ağaç-oyma, taş bas kı, linoloyma, akvatinta, düzbaskı, yüksek baskı, derin baskı.
MASTARBASKI
(Resim) Erkek mastarın yüzeyini mürekkepleyerek yapılan baskı. a. bk. yüksekbaskı, linolyum, patates baskı, ağaçbaskı.
KASKI
Fren. Bir şeyi sıkan çember. Pantolon askısı. Öküz yularında burunluk ile tepeliği bağlayan kayış.
DAMASKI
Boyunduruğun öküzün boynunun altına gelen kısmı.
İPEKBASKI
(Resim) Bir baskı tekniği; bu teknikle yapılmış resim. Kasnağa gerilmiş ince elek bezi üzerine basılması istenen resim çizilir. Basılmayacak yerler suda erimiyen bir boya ile iyice kapatılır. Kasnağın altına bir resim kâğıdı yerleştirilir. Sonra kasnağın içine konan lak boyası, kauçuk tarakla bir baştan öbür başa çekilerek alttaki kağıda geçirilir.
GASKI
Semer ağaçlarını semere bağlayan ip. (Yalvaç Isparta).
LEKEBASKI
(Resim) Bakır, çinko, çelik üzerine uygulanan, suluboya etkisinde ara değerleri olan kazıresim tekniği. Maden plak üzerinde basılacak yerlerin asitle indirildiği derinbaskı tekniği.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
TAŞBASKI
(Resim) Bir çeşit kalkerli taş üzerine yağlıkalem ya da içinde yağ bulunan suluboya ile yapılan resimlerin asitle işlemden sonra kağıda basılması tekniği; bu teknikle yapılmış resim.
DÜZBASKI
Arabacılıkta, demircilikte demire perdah vermek için kullanılan bir aygıt. (Resim) Düz plak üzerinde basılacak yerlerin asitle duyarlaştırılıp boya emecek hale getirildiği baskı tekniği. Düzbaskıda, derinbaskıda olduğu gibi bir kazıma yoktur. Ya da yüksek-baskıda olduğu gibi basılacak yerlerin bırakılıp basılmayacak yerlerin derinlemesine alınması işlemi yapılmaz. a. bk. derinbaskı, yüksekbaskı. Demir perdah aygıtı. (Yalvaç Isparta).
Bu bölümde tanımı içerisinde ASKI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞATLIK
Baskınlık.
ASKILIK
Avcıların sırtlarına taktıkları askı takımı. Asılıp saklanacak sebze, meyve. Vestiyer.
ATLET
Kolsuz, askılı fanila. Atletizmle uğraşan kimse, atletizmci.
BASKICI
İşlenecek kumaşlar üzerine kalıplara resim basan kimse. Kısıtlayan. Matbaacılıkta baskı işlerini yapan kimse.
BAŞAT
Baskın.
ASİMİLASYON
Özümleme. Benzeşme. Farklı kökenden gelen azınlıkları veya etnik grupları, bunların kültür birikimlerini, kimliklerini baskın doku ve yapı içinde eriterek yok etme.
BASKINCI
Baskın yapan kimse.
BASTIRMAK
Basma işini yaptırmak. Gidermek. Zararlı bir olayı önlemek. Hemen söylemek. Baskı yapmak, üzerine iyice düşmek. Durdurmak. Üstünlüğünü göstermek. Bir kumaşın kenarını kıvırıp dikmek. Birdenbire gerçekleşmek ve pek çok etki göstermek. Kümes hayvanlarını kuluçkaya yatırmak. Ansızın birinin yanına gitmek.
AKIN
Kalabalık bir şeyin arkası kesilmeyen bir geliş durumunda olması. Düşman topraklarına tedirgin etme, yıldırma, çapul vb. amaçlarla toplu olarak yapılmış olan baskın. Gol atmak veya sayı yapmak amacıyla karşı takımın sahasına doğru genellikle topluca girişilen hücum. Kazak ve Kırgız Türklerinin saz şairlerine verdiği ad.
BOYUNDURUK
Çift süren veya arabaya koşulan hayvanların birlikte yürümelerini sağlamak için boyunlarına geçirilen bir tür ağaç çember. Zulüm ve zorbalık baskısı, esaret. Güreşte hasmın başını koltuk altına alıp boynuna kol dolama oyunu. Kapı veya pencere vb. açıklıkların üzerine konulan ağaç, taş veya beton kiriş, lento. Mengenenin üst yanındaki kemer biçimli bölüm.
BEYAZ
Ak, kara, siyah karşıtı. Baskıda normal karalıkta görünen harf türü. Bu renkte olan. Beyaz ırktan olan kişi. Beyaz zehir.
BAŞIBOŞ
Bir şeye veya kimseye bağlı olmayan. (başı'boş) Kendi isteğine göre, hiçbir etki altında kalmadan. (başı'boş) Yönetimsiz, baskısız, denetimsiz bir biçimde. Bağlanmamış, serbest bırakılmış.
AĞIRLIK
Ağır olma durumu. Ağırbaşlılık. Terazilerde tartma işi yapılırken bir kefeye konulan nesne. Değerlendirmelerde herhangi bir konu veya evreye, olağanın üzerinde ve belli oranda tanınan değer. Yer çekiminin, bir cismin molekülleri üzerindeki etkisinin oluşturduğu bileşke, gravite. Uykudayken gelen ve insana boğulur gibi bir duygu veren durum. Uyuşukluk ve gevşeklik durumu. Sıkıcı, bunaltıcı, iç karartıcı durum. Orduda bir birliğin cephane, yiyecek ve eşya yükleri. Sorumluluk. Sıkıntı. Takı. Değerli olma durumu. Yük, külfet. Dikkati ve önemi bir şey üzerinde yoğunlaştırmak. Güreş, boks, halter, judo vb. spor dallarında, sporcuların kilolarına göre girdikleri kategori. Etki, baskı, güçlük. Çeyizini düzmek için damadın geline verdiği para, kalın.
BASKICILIK
Baskıcının yaptığı iş. Baskıcı olma durumu.
BÖLME
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
BOŞANMAK
Karı ve koca mahkeme kararı ile birbirinden ayrılmak. Dertlerini, yakınmalarını anlatmak. Sıyrılmak, kurtulmak. Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak. Hayvan, başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak. Baskı altında gergin duran bir şey, birden ve hızla kurtulmak. Bol bol akmak.
ASKILI
Askısı olan.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
BASKILI
Baskısı olan.
ARSLANLI
Arslanı olan. Osmanlı Devleti'nde kullanılan arslan baskılı gümüş sikke.