Kelimeler arşivinde; içinde "asiye" olan, toplam 16 tane kelime bulunuyor. İçerisinde asiye bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu asiye ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında asiye olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KIRTASİYECİLİK
HASSASİYETLİ
KIRTASİYECİ, VASİYETNAME
HASSASİYET
HASİYETLİ, KIRTASİYE
ELMASİYE
HASİYET, KASİYER, VASİYET, FASİYES
NASİYE, RASİYE, TASİYE
ASİYE
ASİYE
İsyan eden. l. Direk, sütun. Acılı, kederli üzüntülü kadın. Hz. Musa'yı Nil'den çıkararak büyütüp yetiştiren Firavun'un eşi.
HASSASİYET
Duyarlık.
KIRTASİYE
Defter, kâğıt, kalem, mürekkep vb. yazı araç ve gereçlerinin bütünü. Kâğıtla yapılmış olan işlemler.
VASİYETNAME
Bir kimsenin vasiyetini yazmış olduğu belge, vasiyet.
KASİYER
Kasa başında oturarak para alıp kasa fişi veren kimse, kasadar.
HASİYET
Özellik, hassa. Yiyecek ve içeceğin yararı, etki.
RASİYE
Büyük dağ.
ELMASİYE
Dondurulmuş meyve suyundan yapılmış olan bir pelte türü.
TASİYE
Tavsiye.
VASİYET
Bir kimsenin ölümünden sonra yapılmasını istediği şey. Vasiyetname.
KIRTASİYECİ
Kırtasiye satan kimse. Bürokrat.
NASİYE
Unutan, unutmuş olan.
KIRTASİYECİLİK
Kırtasiyecinin yaptığı iş. Bürokrasi.
HASSASİYETLİ
Duyarlıklı.
HASİYETLİ
Yararlı, etkili (yiyecek ve içecek).
FASİYES
Belli bir yerdeki tortulun gösterdiği taşbilim ve taşılbilim özelliklerinin tümü.
Bu bölümde tanımı içerisinde ASİYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
DEMOKRATİKLEŞMEK
Demokrasiye uygun biçime girmek.
HESİYET
Arapça kökenli hâssiyyet: hasiyet; hususiyet; fayda.
BÜROKRAT
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist.
KASA
Para veya değerli eşya saklamaya yarayan çelik dolap. Birbiri üzerine istif edilerek yüksekliği ayarlanabilen atlama aracı. Ticarethanelerde para alınıp verilen yer. Basımcılıkta dizgi harflerinin konulduğu gözlerden oluşan tabla. Bazı oyunlarda oyunu yönetme veya para karşılığında fiş verme işi. Kapı ve pencerelerin sabit olarak tutturulduğu asıl çerçeve. Varlıklı kişinin harcamalarını yapan kimse. Tahta veya sentetik maddelerden yapılmış, dört köşe, sağlam ambalaj parçası, sandık. Vagon, kamyon veya traktörün yük taşımak için şasiye bağlanmış üst bölümünü oluşturan parça.
ANTİDEMOKRATİK
Demokrasiye aykırı olan.
ÇİRİŞLENME
Çirişlenmek işi veya durumu. Nişastanın ve bazı inorganik tuzların etkisi ile yapısının bozulması, su alarak şişmesi, kristal özelliğini kaybetmesi ve viskozite ve enzimlere karşı hassasiyetinin artması.
TEOKRATİK
Teokrasiye dayanan.
DUYARLIKLI
Duyarlığı olan, hassasiyetli.
DEMOKRATLAŞMAK
Demokrasi ilkelerini uygulamak, demokrasiye uygun yapıyı kurmak. Demokrat bir biçimde davranmak.
VASİ
Bir yetimin veya akılca zayıf, hasta birinin malını yöneten kimse. Ölen bir kimsenin vasiyetini yerine getirmekle yükümlü olan kimse.
DEMOKRATİK
Demokrasiye uygun.
TEOKRAT
Teokrasiye dayanan iktidar sahibi kimse.
DEKADANLAR
Ondokuzuncu yüzyıl sonlarında, Parnasiyenlere karşı bir tepki olarak, simgeciliği (symbolisme'i) aşırı dereceye çıkaran sanatçılara verilmiş ad.
MUSA
Musevi dininin kurucusu, İsrail peygamberi ve kanun koyucusu. Bir vasiyeti yerine getirmekle görevli kimse.
FLİŞ
Genel olarak marnlı-killi, şistli (arjilitli) olup, içinde iri çıkıkları ve kor kayaç parçaları da bulunan özel fasiyezde bir yerteknesi tortul topluluğu.
OSAYİT
Vasiyet.
ÖZELLİK
Bir şeyin benzerlerinden veya başka şeylerden ayrılmasını sağlayan nitelik, hususiyet, hasiyet, hassa, mahsusluk, spesiyalite.
BÜROKRASİ
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu. Devlet kurumlarında kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştırma, kırtasiyecilik.
ABASİ
Dört kuruş: Bu tavuğu sekiz abasiye aldım.
FOTOSENSİTİZASYON
Işığa duyarlılık, derinin ışığa karşı hassasiyet gösterme hâli. Canlı, kimyasal madde ve benzeri şeyleri ışığa karşı duyarlı kılma.