Kelimeler arşivinde; içinde "asar" olan, toplam 123 tane kelime bulunuyor. İçerisinde asar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu asar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında asar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
TASARIMLAYABİLMEK
TASARIMLAYABİLME, YUKARIYAHYASARAY
TASARLANABİLMEK, TASARLAYABİLMEK
ASARCIKHACIKÖY, ASARCIKKAZAKLI, KARGASARMISAĞI, TASARLANABİLME, TASARLAYABİLME, UYGULAYIMTASAR, YAPITASARCILIK, YENİKASARCILAR
MUTASARRIFLIK, TASARIMLANMAK, TASARRUFÇULUK, ASARCIKCAMİLİ, ASARCIKKAYALI, TASARIMSIZLIK, YERBÖLÜMTASAR
TASARIMCILIK, TASARIMLAMAK, TASARIMLANMA, AYRINTITASAR, BALTASARILAR, PASAROFLAMAK, PASARUKLAMAK, SAKALASARKAN, SAMPRASARANA, TASARIVARLIK
HASARSIZLIK, TASARIMLAMA, TASARLANMAK, ADASARHANLI, APASARAYCIK, DAMALITASAR, DÖŞEMTASARI, KASARLANMAK, ORTASARIBEY, TASARLATMAK
MUHTASARAN, MUTASARRIF, TASARLAMAK, TASARLANIŞ, TASARLANMA, TASARLAYIŞ, TASARRUFÇU, TASARRUFLU, ASARIATİKA, ALAFASARAK, ASARTLAMAK, ASARTMALIK, ÇİZİMTASAR, DÜZENTASAR, HASARSIZCA, KASARCILAR, KASARLAMAK, KONUMTASAR, SIRÇASARAY, TASARIMSIZ, TASARLATMA, YAYLASARAY
TASARIMCI, TASARIMLI, TASARLAMA, ATASARISI, KAYASARAY, MASARALIK, YAPITASAR, YUVASARAY
HASARSIZ, MASARİKA, MUHASARA, MUHTASAR, TASARRUF, DİLBASAR, ALASARIK, ANASARKA, ASARÇAYI, ASARTMAK, OVASARAY, SERMASAR, YANBASAR, YANKASAR, YOLBASAR, YÖNTASAR
ASARCIK, BASARNA, FASARYA, HASARLI, MASARİF, TASARIM, SUBASAR, ASARLIK, ASARMAK, ASARÖNÜ, ASARSÖR, ASARTMA, BASARAK, BASARET, BASARIK, KARASAR, KASARLI, MASARAF, MASARIF, MUASARA, PASARIF, TASARCI
BASARİ, KASARA, MASARA, TASARI, BASARA
BASAR, ÇASAR, HASAR, TASAR, ASARI, GASAR, KASAR, MASAR, YASAR
ASAR
ASAR
Eserler. Yüzyıllar.
YENİKASARCILAR
Rize şehrinde, merkez belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
TASARIMLAYABİLME
Tasarımlayabilmek işi.
YUKARIYAHYASARAY
Yozgat ilinde, Çayıralan belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
YAPITASARCILIK
İnsanların yaşamasını kolaylaştırmak ve barınma, eğlenme, dinlenme, çalışma gibi eylemlerini sürdürebilmelerini sağlamak için uzamlar düzenleme sanatı ve bununla ilgili bilim dalı.
TASARLANABİLMEK
Tasarlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TASARLANABİLME
Tasarlanabilmek işi.
TASARIMLAYABİLMEK
Tasarımlama imkânı veya olasılığı bulunmak. Tasarımlamayı becermek.
TASARLAYABİLME
Tasarlayabilmek işi.
ASARCIKKAZAKLI
Sinop şehrinde, Saraydüzü belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ASARCIKHACIKÖY
Sinop kenti, Saraydüzü ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
MUTASARRIFLIK
Mutasarrıfın görev ve makamı. Sancak.
UYGULAYIMTASAR
Bir kent ya da kasabanın düzentasarı çerçevesinde, ona uygun olarak çizilen ve yolların, yapı adacıklarının, bölgelerin ayrıntılarını, tasarlanan yapı düzenini ve uygulama için gerekli bilgileri içeren daha büyük ölçekli tasar.
TASARIMLANMAK
Tasarımlama işi yapılmak.
KARGASARMISAĞI
Tükürük otu.
TASARLAYABİLMEK
Tasarlama imkânı veya olasılığı bulunmak. Tasarlamayı becermek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ASAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARTIRMAK
Artmasını sağlamak, çoğaltmak. Tutumlu davranıp biriktirmek, tasarruf etmek. Herhangi bir davranışta ileri gitmek. Bir malı başka alıcıların verdiği fiyattan daha yüksek bir fiyatla almak istemek.
ÇOBANDÜDÜĞÜ
İki çeneklilerden, sap ve yapraklarında keskin bir koku ve acı bir tat olan, nemli yerlerde yetişen bir bitki, meyhaneci otu (Asarum europaeum).
ATOM
Birkaç türü birleştiğinde çeşitli molekülleri, bir tek türü ise bir kimyasal ögeyi oluşturan parçacık. Yaprakları üst üste sarılı topak marul. Eski Yunan filozoflarına göre gerçeğin son, artık bölünemez, bozulamaz diye tasarlanan temel ögeleri.
DEKORATÖR
Tiyatro, opera vb. dekorlarını tasarlayan sanatçı. Bir alanı kullanım ve estetik bakımından ele alıp insanın fiziksel ve ruhsal özelliklerine uygun olarak tasarlayan kimse. İç mimar.
ARTIRIM
Bir şeyi idareli harcayarak onun bir bölümünü artırma işi, tasarruf. Müzayedede artırma.
BETİMLEME
Tasarlama, bir şeyi sözle veya yazıyla anlatma, göz önünde canlandırma, tasvir.
BÖLME
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
BÜTÇE
Devletin, bir kuruluşun, bir aile veya bir kimsenin gelecekteki belirli bir süre için tasarladığı gelir ve giderlerinin tümü. Devlet ve öteki kuruluş veya toplulukların belirli bir dönem içindeki gelir ve giderlerinin oranlama niceliklerini önceden belirleyen, onaylayan ve bu işlemlerin yapılmasına izin veren kanun veya karar.
BİRİKTİRMEK
Toplayıp yığmak. Bir şeyi ölçülü kullanarak artırmak, tasarruf etmek. Öğrenme, yarar sağlama vb. sebeplerle bazı nesneleri bir araya getirmek, koleksiyon yapmak.
DEĞİŞİNİM
Genlerde veya kromozomlarda oluşan hasara bağlı olarak ortaya çıkan ve sonraki kuşağa aktarılabilen kalıcı hücresel değişiklik, mutasyon.
AKORDİYON
Üstündeki düğmelere veya tuşlara basarak metal dilcikleri titretme yolu ile çalınan körüklü, elde taşınabilir bir çalgı, akordeon, armonika. Kumaşlarda makine ile yapılmış kırma.
CANLANDIRIM
Ortada kalan kalıntılarına göre bir eserin ana tasarısına uygun olarak yeniden çizimi.
ANESTEZİ
Canlı vücudunun tümünde veya bir bölgesinde ağrı, ısı, ışık ve dokunma gibi tüm duyuların ortadan kaldırılması, duyu yitimi. Belirli bir sinirin hasarına bağlı olarak vücutta ilgili bölgede ortaya çıkan duyu olmaması.
ÇEVİRME
Çevirmek işi, tedvir. Çevrilmiş, tercüme edilmiş. Uzaktan dolaşıp düşmanın yan gerilerine düşerek onu istemediği bir durumda dövüşmek zorunda bırakma, sarma, muhasara. Kuzu, oğlak vb. hayvanların şişte, kor üzerinde çevrilerek pişirilmişi. Dikenlerden, ağaç dallarından yapılmış duvar. Bir müzik parçasındaki aralığın veya bir cümle parçasının tiz sesini pese, pes sesini tize dönüştürmek işi.
ANGUT
Ördekgillerden, tüyleri kiremit renginde, evcilleştirilebilen bir yaban kuşu (Casarca ferruginea). Ahmak, kaba saba.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AYI
Memelilerin etobur takımından, beş parmaklı, tabanlarına basarak yürüyen, yurdumuzda boz türü bulunan, iri gövdeli hayvan, kocaoğlan (Ursus arctos). Kaba saba olan insanlar için kullanılan bir seslenme sözü.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
DAYANMAK
Bir yere yaslanmak, kendini dayamak. Varmak, ulaşmak. Tutunmak, karşı durmak, karşı koymak, mukavemet etmek. Uzun süre kullanılmaya uygun olmak. Güç bir duruma katlanmak, çekmek, sabretmek, tahammül etmek. Birinden, bir şeyden güç almak, güvenmek, istinat etmek. Yetişmek, yeter olmak. Bir şeyin üzerinde kurulmuş olmak. Zarar görmemek, varlığını korumak, hasar görmemek. Bir iş sonunda birinin veya bir şeyin üzerinde kalmak. Bütün gücünü kullanarak bir işi yapmak.
BİYOMEDİKAL
Tıpta tanı ve tedavi amacıyla araç ve gereçlerin üretimi, tasarımı ve iletişimi ile ilgilenen mühendislik dalı. Biyoloji ve tıpla ilgili olan.