İçinde ARSA geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "arsa" olan, toplam 97 tane kelime bulunuyor. İçerisinde arsa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu arsa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında arsa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

KACARSALLICASI

13 harfli kelimeler

VARSAYABİLMEK

12 harfli kelimeler

VARSAYABİLME

11 harfli kelimeler

GARSALANMAK, GARSANBALIK, KARSAMBALIK, GARSAMBALIK, SARSABİLMEK, ALABAĞARSAK, VARSAYILMAK, SARSAKLAMAK, VARSAYIMSAL, TRİPARSAMİD

10 harfli kelimeler

TÜRKKARSAK, BOĞARSAMAK, KARSALAMAK, BAĞARSAMAK, BUĞARSAMAK, KARSAVURAN, ESKİKARSAK, SARSABİLME, VARSAYIMLI, GARSALAMAK, VARSAYILMA, SARSALAMAK

9 harfli kelimeler

SARSAKLIK, GARSAVRAN, ÇIKARSAMA, KARSAMBAÇ, UMARSAMAK, GARSAMBAC, KARSANBAÇ, VARSAYMAK, GARSAMBAÇ, SARSALAMA, SARSAHLIH

8 harfli kelimeler

GARSANBA, GARSAMBA, PARSAKLI, HARSANBA, KARSAMBA, KARSANBA, KARSAVUL, MARSAVAN, YARSAMAK, PARSALAK, SARSALAK, SARSAMBA, TARSAMAK, YAĞARSAK, GARSAKAL, BAĞARSAH, BAĞARSAK, VARSAYMA, VARSAYIM, BARSAMBA, SARSAKÇA, BOĞARSAK, BONARSAK, BUGARSAK, BUĞARSAK

7 harfli kelimeler

BARSAMA, ARSAKÖY, ARSATAN, MARSAMA, VARSANI, ARSAVAT, BAARSAK, VARSAĞI

6 harfli kelimeler

BARSAM, GARSAK, VARSAM, KARSAK, TARSAL, SARSAK, SARSAH, VARSAK, FARSAK, PARSAL, ARSANA, FARSAH, GARSAN, KARSAN, BARSAH, BARSAK, BARSAL, KARSAL, BARSAN, HARSAN

5 harfli kelimeler

ARSAL, HARSA, VARSA, PARSA, MARSA, ARSAK, ARSAN

4 harfli kelimeler

ARSA

Bazı kelimelerin anlamları

ARSA

Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer.

GARSAMBALIK

İnsan kalabalığı. Gereksiz eşya deposu.

SARSABİLMEK

Sarsma imkânı veya olasılığı bulunmak.

TRİPARSAMİD

Geçmişte Gambia uyku hastalığının geç dönemlerinin tedavisinde kullanılan, ancak günümüzde direnç gelişimi nedeniyle yerini melarsoprola bırakan antitripanosomal ajan.

VARSAYIMSAL

Bir varsayıma dayanan, farazi, hipotetik.

SARSAKLAMAK

Gereksiz durmak, eğlenmek. Ahmaklaşmak.

VARSAYILMAK

Bir şeyin var olduğu kabul edilmek, farz olunmak.

ALABAĞARSAK

Gizli dert, sır, üzüntü: Ustaca konuşursan, o sana alabağarsağını dökecektir.

BOĞARSAMAK

Boğaya gelmek, inekler (çiftleşmek için boğa istemek.).

GARSALANMAK

Yarı pişmek. Doyar gibi olmak.

GARSANBALIK

İnsan kalabalığı.

KACARSALLICASI

Şanlıurfa ilinde, Yaylak bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

VARSAYABİLMEK

Varsayma imkânı veya olasılığı bulunmak.

VARSAYABİLME

Varsayabilmek işi.

TÜRKKARSAK

Ankara ili, Polatlı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.

KARSAMBALIK

Gereksiz gereçlerin konulduğu yer.

  -   -   -  

Anlamında ARSA bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ARSA geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ALAN

Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.

ADA

Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.

ÇAP

Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.

BİLGİCİLİK

Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.

EKSEN

Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Çizgi. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil.

ALTAYCA

Altay Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan. Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil.

EKVATOR

Fındık, ceviz vb. meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim. Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember, eşlek, istiva hattı.

DOĞRULAMA

Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon. Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılmış olan işlemlerin bütünü.

FARAZA

Diyelim ki, sayalım ki, tutalım ki, varsayalım ki.

ENTİMEM

Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım.

DÖNENCE

Yerküre üzerinde, güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği, sıcak kuşağın kuzey ve güney sınırlarını oluşturan ve Ekvator'un 23° 27' kuzey ve güneyinden geçtiği varsayılan iki çemberden her biri, tropika.

EMLAK

Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul.

AKI

Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.

DARBE

Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.

ESİR

Tutsak. Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse. Hava. Köle.

BİLMEK

Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.

DOGMACILIK

Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış, dogmatizm.

BOŞALTMAK

Boş duruma getirmek. Dökmek, boca etmek. Gevşetmek, açmak. Kusmak. Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak.

ÇALKALAMAK

Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.

DENEY

Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılmış olan işlem, tecrübe. Deneyim, tecrübe.