Kelimeler arşivinde; içinde "arsa" olan, toplam 97 tane kelime bulunuyor. İçerisinde arsa bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu arsa ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında arsa olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KACARSALLICASI
VARSAYABİLMEK
VARSAYABİLME
GARSALANMAK, GARSANBALIK, KARSAMBALIK, GARSAMBALIK, SARSABİLMEK, ALABAĞARSAK, VARSAYILMAK, SARSAKLAMAK, VARSAYIMSAL, TRİPARSAMİD
TÜRKKARSAK, BOĞARSAMAK, KARSALAMAK, BAĞARSAMAK, BUĞARSAMAK, KARSAVURAN, ESKİKARSAK, SARSABİLME, VARSAYIMLI, GARSALAMAK, VARSAYILMA, SARSALAMAK
SARSAKLIK, GARSAVRAN, ÇIKARSAMA, KARSAMBAÇ, UMARSAMAK, GARSAMBAC, KARSANBAÇ, VARSAYMAK, GARSAMBAÇ, SARSALAMA, SARSAHLIH
GARSANBA, GARSAMBA, PARSAKLI, HARSANBA, KARSAMBA, KARSANBA, KARSAVUL, MARSAVAN, YARSAMAK, PARSALAK, SARSALAK, SARSAMBA, TARSAMAK, YAĞARSAK, GARSAKAL, BAĞARSAH, BAĞARSAK, VARSAYMA, VARSAYIM, BARSAMBA, SARSAKÇA, BOĞARSAK, BONARSAK, BUGARSAK, BUĞARSAK
BARSAMA, ARSAKÖY, ARSATAN, MARSAMA, VARSANI, ARSAVAT, BAARSAK, VARSAĞI
BARSAM, GARSAK, VARSAM, KARSAK, TARSAL, SARSAK, SARSAH, VARSAK, FARSAK, PARSAL, ARSANA, FARSAH, GARSAN, KARSAN, BARSAH, BARSAK, BARSAL, KARSAL, BARSAN, HARSAN
ARSAL, HARSA, VARSA, PARSA, MARSA, ARSAK, ARSAN
ARSA
ARSA
Üzerine yapı yapılmak için ayrılmış yer.
GARSAMBALIK
İnsan kalabalığı. Gereksiz eşya deposu.
SARSABİLMEK
Sarsma imkânı veya olasılığı bulunmak.
TRİPARSAMİD
Geçmişte Gambia uyku hastalığının geç dönemlerinin tedavisinde kullanılan, ancak günümüzde direnç gelişimi nedeniyle yerini melarsoprola bırakan antitripanosomal ajan.
VARSAYIMSAL
Bir varsayıma dayanan, farazi, hipotetik.
SARSAKLAMAK
Gereksiz durmak, eğlenmek. Ahmaklaşmak.
VARSAYILMAK
Bir şeyin var olduğu kabul edilmek, farz olunmak.
ALABAĞARSAK
Gizli dert, sır, üzüntü: Ustaca konuşursan, o sana alabağarsağını dökecektir.
BOĞARSAMAK
Boğaya gelmek, inekler (çiftleşmek için boğa istemek.).
GARSALANMAK
Yarı pişmek. Doyar gibi olmak.
GARSANBALIK
İnsan kalabalığı.
KACARSALLICASI
Şanlıurfa ilinde, Yaylak bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
VARSAYABİLMEK
Varsayma imkânı veya olasılığı bulunmak.
VARSAYABİLME
Varsayabilmek işi.
TÜRKKARSAK
Ankara ili, Polatlı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
KARSAMBALIK
Gereksiz gereçlerin konulduğu yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARSA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALAN
Düz, açık ve geniş yer, meydan, saha. Eski Roma'da açık hava gösterisi yapılmış olan geniş yer. Yarışmaların, karşılaşmaların ve oyunların yapıldığı yer, saha. Orman içinde düz ve ağaçsız yer, düzlük, kayran. Yüz ölçümü. Bir çalışma çevresi. Bir alıcı merceğinin net bir görüntü sağlayabildiği derinlik ve genişliğin bütünü. İçinde birtakım kuvvet çizgilerinin yayılmış bulunduğu varsayılan uzay parçası.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
ÇAP
Cisimlerin genişliği, kutur. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı bir biçimde. Uç noktaları dairenin çevresi üzerinde bulunan ve çemberin merkezinden geçen doğru parçası. Yapının veya arsanın boyutlarını ve sınırlarını gösteren harita. Büyüklük. Ölçü, ölçek. Bilgi, deneyim ve yeteneklerin tümü, kalibre. Bozuk, eğri, dolaşık, aykırı.
BİLGİCİLİK
Antik Yunan felsefesinde eleştiri akımı, sofizm. Başkasını yanıltmak için doğru olmadığı bilinerek yapılmış olan uslamlama ve çıkarsama, safsatacılık.
EKSEN
Bir cismi iki eşit parçaya bölen çizgi, mihver. Çizgi. Üzerinde bir pozitif yön varsayılan sonsuz doğru. Dingil.
ALTAYCA
Altay Türkçesi. Bu Türkçeyle yazılmış olan. Türk, Moğol, Mançu-Tunguz, Kore ve Japon dillerinin kendisinden türediği varsayılan ana dil.
EKVATOR
Fındık, ceviz vb. meyvelerin ölçümünde kullanılan bir birim. Yer yuvarlağının eksenine dik olarak geçtiği ve yer yuvarını iki eşit parçaya böldüğü varsayılan en büyük çember, eşlek, istiva hattı.
DOĞRULAMA
Doğrulamak işi, teyit, tasdik, konfirmasyon. Bir varsayımın doğruluğunu denetlemek için deney ve mantıksal tanıtlama yoluyla yapılmış olan işlemlerin bütünü.
FARAZA
Diyelim ki, sayalım ki, tutalım ki, varsayalım ki.
ENTİMEM
Bir veya birden çok öncülü, önceden bilindiği varsayılarak kaldırılmış olan tasımsal çıkarım.
DÖNENCE
Yerküre üzerinde, güneş ışınlarının yılda iki kez dik açı ile geldiği, sıcak kuşağın kuzey ve güney sınırlarını oluşturan ve Ekvator'un 23° 27' kuzey ve güneyinden geçtiği varsayılan iki çemberden her biri, tropika.
EMLAK
Ev, arsa, bahçe vb. taşınamayan mal ve mülklerin ortak adı, taşınmazlar, gayrimenkul.
AKI
Herhangi bir kuvvet alanında, belli bir düzlemin belli bir bölümünden geçtiği varsayılan güç çizgileri, seyelan.
DARBE
Vuruş, çarpış. Birini kötü duruma düşüren, sarsan olay. Bir ülkede baskı kurarak, zor kullanarak veya demokratik yollardan yararlanarak hükûmeti istifa ettirme veya rejimi değiştirecek biçimde yönetimi devirme işi.
ESİR
Tutsak. Atomlar arasındaki boşluğu ve bütün evreni doldurduğu varsayılan, ağırlığı olmayan, ısı ve ışığı ileten töz. Bir düşünceye veya bir kimseye körü körüne bağlı olan kimse. Hava. Köle.
BİLMEK
Bir şeyi anlamış veya öğrenmiş bulunmak. Saymak. İşine gelmek, uygun bulmak. Sanmak, varsaymak, farz etmek. -a / -e ekli fiillerle yeterlik bildiren birleşik fiiller oluşturur. Bir iş yapmaya alışmış olmak, elinden gelmek. İnanmak. Sorumlu tutmak. Bir bilim veya sanat dalında yeterli olmak. Tanımak, hatırlamak.
DOGMACILIK
Öne sürülen öğreti ve ilkeleri eleştirmeden doğru olarak benimseyen ve benimsediği varsayımlardan katı bir yöntemle önermeler türeten anlayış, dogmatizm.
BOŞALTMAK
Boş duruma getirmek. Dökmek, boca etmek. Gevşetmek, açmak. Kusmak. Bir silahta ne kadar mermi varsa hepsini arka arkaya patlatmak.
ÇALKALAMAK
Sulu bir şeyi sarsarak veya çırparak karıştırmak. İçinde bir şey bulunan bir nesneyi sarsarak sallamak. Bir şeyi içinden su çarparak geçirmek yolu ile temizlemek. Vücudun göbek, kalça vb. yerini sürekli oynatmak. Sağlığının bozulmasına yol açmak. Tahılı sarsarak kalburdan geçirmek, elemek. Kuluçka yumurtalarını çevirmek.
DENEY
Bilimsel bir gerçeği göstermek, bir yasayı doğrulamak, bir varsayımı kanıtlamak amacıyla yapılmış olan işlem, tecrübe. Deneyim, tecrübe.