Kelimeler arşivinde; içinde "aradan" olan, toplam 9 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aradan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu aradan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aradan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YARADANCILIK
ARDARADAN, YARADANCI
KARADANA
YARADAN, FARADAN, HARADAN, ŞARADAN
ARADAN
ARADAN
Karasaban demirinin eklendiği, ve üstüne geçtiği ağaç parçası.
YARADANCI
Yaradancılık öğretisi yanlısı olan.
YARADANCILIK
Tanrı'ya inanmakla birlikte, belli bir dinin dogmalarını ve ilkelerini benimsemeyen, Tanrı'nın evreni yarattıktan sonra onu, kendi yasasına göre işlemek üzere kendi başına bıraktığını öne süren öğreti.
FARADAN
Herhangi bir hayvan sürüsünün birden ve toplu olarak kalktığı zaman çıkardığı ses.
ARDARADAN
Dolayısiyle.
HARADAN
Birdenbire ve büsbütün: Duvar haradan göçtü. Erkek arı. Nereden ?.
KARADANA
Ankara şehrinde, Çubuk ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yer.
ŞARADAN
Şar sesi çıkararak (akmak için).
YARADAN
Tanrı.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARADAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MELTEM
Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı.
TASFİYE
Arıtma, ayıklama, temizleme. Türlü sebeplerle birçok kimsenin görevine son verme. Özleştirme. Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. sebepler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi, likidasyon.
ZAMANLA
Aradan süre geçtikçe, giderek.
LAMA
Geviş getirenlerden, Güney Amerika'nın dağlık bölgelerinde yaşayan, yük hayvanı olarak kullanılan, karadan aka kadar türlü renklerde olabilen, tüyleri uzun, boyu yüksek ve boynu uzun hayvan. Tibetlilerde ve Moğollarda Buda rahibi. Küçük maden ya da cam şerit.
GERDANLIK
Çoğu değerli taş ve madenlerden veya altın paradan yapılmış, boyna takılan takı.
FELENK
Kayığın kolayca yüzdürülmesi ya da karaya çekilmesi için üzerine donyağı sürülen ortası kertikli ağaçlar. Kaldıraç. Büyük kazanları indirip bindirmeğe yarayan sırık. Kayık ve mavnaları sudan karaya, karadan suya çekmede kullanılan ağaç kızaklar.
TAYYETMEK
Çıkarmak. Aradan çıkarmak, yok etmek.
ARAKOP
Birinci çapadan önce seyreltilen, aradan koparılan fazla fideler.
TANRI
Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah. Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan.
EŞLEYİCİ
Aynı eksene bağlı, birlikte dönen, dişli birkaç makaradan oluşan, film kuşakları arasında eşlemeyi sağlamakta kullanılan aygıt.
KESİNTİ
Kesilen parça, kırpıntı. Bir işin bir süre için durması, inkıta. Ödenen bir paradan herhangi bir sebeple kesilen bölüm.
SAM
Sam yeli. Rus yapısı, karadan havaya güdümlü silah.
DÜŞMEK
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.
EMŞELMEK
At ya da merkep, üzerine binilirken sırtındaki yaradan ya da alışkanlıktan dolayı arkasını kolaylıkla binilecek şekilde yere doğru alçaltmak.
ÇİNTMEK
Yontmak. Bir şeyi ufak parçalara bölmek, doğramak, kesmek: Kabağı çintte kavuralım. Bazı hastalıklara karşı kan almak için başın çeşitli yerlerine ustura vurarak yaralar açmak. Kabuğu çıkarıp içini almak: Ayçiçeği çinttik. Ovalamak, sürtmek: Çamaşırı güzel çint de kirleri iyi çıksın. Aradan çıkarmak. Aşık oyununda büyük aşıkla küçük aşıkları vurmak. Az olan suları bir araya toplamak. Suları azar azar ayırıp bölmek.
AVCUN
Değirmenciye, öğütme bedeli paradan başka verilen bir miktar un.
CIDIRLI
Titiz, sinirli. Deli. Daimi hasta. Vücudu yaradan kurtulamayan. Çarçabuk gidip geri gelen. Süvari. Kirli. Açıkgöz. Atılgan. Çalı çırpı. Sinirli, asabi.
BOBİNAJ
Bir filmi veya mıknatıslı kuşağı bir makaradan başka bir makaraya sarma.
SÜNGÜLEMEK
Süngü batırmak. Süngü ile ateşi karıştırıp külün ızgaradan aşağı dökülmesini sağlamak.
MANYAT
Alamanadan küçük, üç çifte balıkçı kayığı. Bu kayıklarla atılıp karadan çekilen küçük ağ.