Kelimeler arşivi içinde; başında "aradan" olan, toplam 1 adet kelime bulunmaktadır. aradan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu aradan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde aradan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
ARADAN
ARADAN
Karasaban demirinin eklendiği, ve üstüne geçtiği ağaç parçası.
Bu bölümde tanımı içerisinde ARADAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ZAMANLA
Aradan süre geçtikçe, giderek.
KESİNTİ
Kesilen parça, kırpıntı. Bir işin bir süre için durması, inkıta. Ödenen bir paradan herhangi bir sebeple kesilen bölüm.
LAMA
Geviş getirenlerden, Güney Amerika'nın dağlık bölgelerinde yaşayan, yük hayvanı olarak kullanılan, karadan aka kadar türlü renklerde olabilen, tüyleri uzun, boyu yüksek ve boynu uzun hayvan. Tibetlilerde ve Moğollarda Buda rahibi. Küçük maden ya da cam şerit.
GERDANLIK
Çoğu değerli taş ve madenlerden veya altın paradan yapılmış, boyna takılan takı.
FELENK
Kayığın kolayca yüzdürülmesi ya da karaya çekilmesi için üzerine donyağı sürülen ortası kertikli ağaçlar. Kaldıraç. Büyük kazanları indirip bindirmeğe yarayan sırık. Kayık ve mavnaları sudan karaya, karadan suya çekmede kullanılan ağaç kızaklar.
SÜNGÜLEMEK
Süngü batırmak. Süngü ile ateşi karıştırıp külün ızgaradan aşağı dökülmesini sağlamak.
MELTEM
Yazın karadan denize doğru esen mevsim rüzgârı.
MANYAT
Alamanadan küçük, üç çifte balıkçı kayığı. Bu kayıklarla atılıp karadan çekilen küçük ağ.
BOBİNAJ
Bir filmi veya mıknatıslı kuşağı bir makaradan başka bir makaraya sarma.
EŞLEYİCİ
Aynı eksene bağlı, birlikte dönen, dişli birkaç makaradan oluşan, film kuşakları arasında eşlemeyi sağlamakta kullanılan aygıt.
TANRI
Çok tanrıcılıkta var olduğuna inanılan insanüstü varlıklardan her biri, ilah. Kâinatta var olan her şeyi yaratan, koruyan, tek ve yüce varlık, Yaradan, Allah, Rab, İlah, Mevla, Halik, Hüda, Hu, Oğan.
EMŞELMEK
At ya da merkep, üzerine binilirken sırtındaki yaradan ya da alışkanlıktan dolayı arkasını kolaylıkla binilecek şekilde yere doğru alçaltmak.
CIDIRLI
Titiz, sinirli. Deli. Daimi hasta. Vücudu yaradan kurtulamayan. Çarçabuk gidip geri gelen. Süvari. Kirli. Açıkgöz. Atılgan. Çalı çırpı. Sinirli, asabi.
SAM
Sam yeli. Rus yapısı, karadan havaya güdümlü silah.
AVCUN
Değirmenciye, öğütme bedeli paradan başka verilen bir miktar un.
ARAKOP
Birinci çapadan önce seyreltilen, aradan koparılan fazla fideler.
DÜŞMEK
Yer çekiminin etkisiyle boşlukta, yukarıdan aşağıya inmek. Fırsat çıkmak. Bazı deyimlerde "yürümek, birlikte gelmek" anlamlarında kullanılan bir fiil. Aşırı ilgi ya da sevgi göstermek. Vurmak, değmek, rastlamak. Bulunmak. Hızı, gücü, değeri azalmak. Yakışmak, uygun gelmek. Düşkünleşmek. Kötü bir sebeple istenmeden bir yerde bulunmak. Vücuda bol gelen giysi aşağı kaymak. Uğramak, kapılmak. Hava taşıtları kaza sonucu hızla yere inerek çarpmak. Yere devrilmek, yere serilmek. Atlanmak, aradan çıkmak, eksik kalmak. Eksilmek. Olmak, olumsuz bir duruma girmek. Bir yere ansızın gelmek, damlamak, tesadüfen gelmek. Telefon, sanal ağ vb. alanlarda bağlantı kurmak. Alışmak, müptela olmak. Belirli zamana rastlamak. Bayağılaşmak. Isı, basınç, ateş vb. eksilmek, azalmak. Bir bölüşme sonunda payına ayrılmak. İşbaşından uzaklaşmak. Yakışık almak. Vakti gelmeden ölü doğmak. Kötü yola girmek. Ödevi veya yetkisi içinde bulunmak. Savaşta savunulmaz duruma gelerek teslim olmak. Biriyle yaşama, çalışma, birlikte olma durumunda kalmak. Durduğu, bulunduğu, tutunduğu yerden ayrılarak veya dayanağını, dengesini yitirerek yukarıdan aşağıya inmek. Yağmak.
TASFİYE
Arıtma, ayıklama, temizleme. Türlü sebeplerle birçok kimsenin görevine son verme. Özleştirme. Bir ticaret kuruluşunun batması, kapanması vb. sebepler üzerine hesapların kesilmesi, alacaklılara, ortada kalan mal ve paradan paylarına düşen miktarın verilmesi, likidasyon.
ÇİNTMEK
Yontmak. Bir şeyi ufak parçalara bölmek, doğramak, kesmek: Kabağı çintte kavuralım. Bazı hastalıklara karşı kan almak için başın çeşitli yerlerine ustura vurarak yaralar açmak. Kabuğu çıkarıp içini almak: Ayçiçeği çinttik. Ovalamak, sürtmek: Çamaşırı güzel çint de kirleri iyi çıksın. Aradan çıkarmak. Aşık oyununda büyük aşıkla küçük aşıkları vurmak. Az olan suları bir araya toplamak. Suları azar azar ayırıp bölmek.
TAYYETMEK
Çıkarmak. Aradan çıkarmak, yok etmek.