Kelimeler arşivinde; içinde "apış" olan, toplam 69 tane kelime bulunuyor. İçerisinde apış bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu apış ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında apış olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YAPIŞTIRIVERMEK, YAPIŞTIRABİLMEK, KOPYALAYAPIŞTIR
YAPIŞTIRIVERME, YAPIŞTIRICILIK, YAPIŞTIRABİLME
İÇYAPIŞKANLIK, YAPIŞTIRILMAK
YAPIŞABİLMEK, KAPIŞABİLMEK, YAPIŞTIRILMA, YAPIŞIVERMEK, YAPIŞTIRTMAK
KAPIŞTIRMAK, KAPIŞABİLME, YAPIŞTIRTMA, KESYAPIŞTIR, YAPIŞTIRMAK, YAPIŞLANMAK, YAPIŞKANOTU, YAPIŞTIRICI, SAPIŞTIRMAK, YAPIŞKANLIK, TAPIŞTIRMAK, YAPIŞABİLME, TAPIŞLANMAK, YAPIŞIVERME
YAPIŞIKLIK, KAPIŞTIRMA, YAPIŞTIRMA, TAPIŞLANMA, TAPIŞLAMAK, APIŞTIRMAK, KAPIŞLAMAK, KAPIŞILMAK, APIŞLATMAK
APIŞLAMAK, YAPIŞACAK, YAPIŞAKOT, APIŞTIRMA, KAPIŞILMA, TAPIŞLAMA
GAPIŞMAK, GAPIŞMAH, YAPIŞMAK, SAPIŞMAK, TAPIŞMAK, YAPIŞKAN, KAPIŞMAK
YAPIŞAK, APIŞLIK, APIŞMAK, YAPIŞLI, KAPIŞMA, YAPIŞIM, YAPIŞIK, TAPIŞMA, YAPIŞMA
APIŞDI, APIŞMA, APIŞTI, APIŞIK, APIŞAK
TAPIŞ, HAPIŞ, SAPIŞ, YAPIŞ, KAPIŞ
APIŞ
APIŞ
Butların iç tarafı.
YAPIŞTIRILMAK
Yapıştırma işi yapılmak.
YAPIŞTIRIVERMEK
Çabucak yapıştırmak.
YAPIŞTIRICILIK
Yapıştırıcı olma durumu.
YAPIŞTIRIVERME
Yapıştırıvermek işi.
İÇYAPIŞKANLIK
Sıvı ya da katı tanecikleri bir arada tutan kuvvet, erke.
YAPIŞTIRTMAK
Yapıştırma işini yaptırmak.
KAPIŞTIRMAK
Kapışma işini yaptırmak veya bu işin yapılmasına sebep olmak.
YAPIŞTIRILMA
Yapıştırılmak işi.
KAPIŞABİLMEK
Kapışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KAPIŞABİLME
Kapışabilmek işi.
KOPYALAYAPIŞTIR
Bilgisayar yazılımlarında seçilen bir metni veya nesneyi bir yerden kopyalayıp başka bir yerde de bulunmasını sağlama işlemi.
YAPIŞABİLMEK
Yapışma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAPIŞIVERMEK
Çabucak yapışmak.
YAPIŞTIRABİLMEK
Yapıştırma imkânı veya olasılığı bulunmak.
YAPIŞTIRABİLME
Yapıştırabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde APIŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BİTİK
Yorgunluk veya hastalıktan gücü kalmamış. Kötü, fena. Yapışık, dolaşık, ekli.
BANT
Yapılış özelliğine göre sarma, yapıştırma vb. işlerde kullanılan düz, ensiz, yassı bağ, şerit, izole bant. Ses alma aygıtlarında seslerin kaydı için kullanılan manyetik oksitli plastik veya selüloz şerit. Yara üzerine yapıştırılan özel olarak hazırlanmış ilaçlı küçük şerit.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BANTLAMAK
Bantla iki şeyi birbirine tutturmak, bant yapıştırmak.
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
AĞDA
Kaynatılarak çok koyu ve yapışkan bir macun durumuna getirilen pekmez veya limonlu şeker eriyiği. Şekerle yapılmış olan ürünlerin hazırlanması veya beklemesi sırasında şekerin ulaştığı koyuluk.
APIŞMA
Apışmak işi.
BALÇIK
İçinde çeşitli organik maddeler bulunan, genellikle killi, koyu, yapışkan çamur, mil. Güçlük çıkartan. İçindeki kil oranı yüksek, yağlı, su geçirmez, koyu toprak.
AKEMİ
İki elemanlı mermer yapıştırıcısı.
BULAŞKAN
Bulaştığı yerden kolay temizlenemeyen, yapışkan. Sataşma, kavga etme alışkanlığı olan.
ALBÜMİN
Bitkilerin, hayvanların doku ve sıvılarında bulunan, birleşimi karbon, oksijen, azot, hidrojen ve kükürt olan, suda eriyen, beyaza yakın renkte, yapışkan özellikte bir protein.
APIŞIK
Yorgun, güçsüz. Şaşkın. Kuyruğunu apış arasına alarak yılgın yılgın giden (hayvan).
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
APIŞTIRMA
Apıştırmak işi.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
ÇAKILDAK
Bir çarkın yalnız bir yöne doğru işlemesine yol verip tersine dönmesini önleyen veya değirmen, su dolabı vb. makinelerin işleyişini çıkardığı sesle kontrole yarayan parça. Koyunların kuyrukları altındaki kıllara yapışıp kuruyan pislik. Elde çevrildikçe gürültülü ses çıkaran, değirmi biçiminde bir çocuk oyuncağı.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
BAĞCI
Bağ yetiştirip ürününü satan kimse. Bağlayan veya soğuk haddehaneden çıkan metal şerit bobinlere bant yapıştıran kimse.
BULAŞIK
Yiyecek veya içecekle kirletilmiş mutfak eşyası veya kap kacak. Kirli. İz, etki, kalıntı. Yapışkan, sulu. Düzensiz, karışık.
AĞ
İplik, sicim, tel vb. ince şeylerden kafes biçiminde yapılmış örgü. Ulaşım ve iletişim gibi alanlarda ülkenin her yerine yaygınlaştırılmış şebeke. Örümcek vb. hayvanların salgılarıyla oluşturdukları örgü. Çaprazlama örgü ile yapılmış olan ve kale direkleri arkasına gerilen örgü, file. Pantolon veya külotun apış arasına gelen yeri, apışlık. Tuzak. Oyun alanını ortadan ikiye bölen iple yapılmış örgü, file.