Kelimeler arşivinde; içinde "apar" olan, toplam 85 tane kelime bulunuyor. İçerisinde apar bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu apar ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında apar olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇAPARIZLANMAK
KAPAROZLAMAK, KAPAROZCULUK
TAPARALAMAK, SIRÇAPARMAK, LAPAROSKOPİ, KAPAROZLAMA
HAPARLAMAK, ALAPARTICI, ESKİAPARDI, KARAPARMAK, LAPAROSKOP, PASAPAROLA, LAPAROTOMİ, ÇAPARIZLIK, SAPARABASI, ÇAPARCILIK, YENİAPARDI, ÇAPARAZLUH
ÇAPARKAYI, APARMADUH, APARGINEN, APARTIMAN, ESKİYAPAR, APARTÜMAN, ANAPARACI, KARAPAPAR, KAPAROZCU, PUTATAPAR, SARIÇAPAR, YENİYAPAR
HALAPART, ÇİLÇAPAR, KARAPARS, ÇILÇAPAR, ÇAPARKIR, PAPARAZİ, PARAPARA, YAPARLIK, APARTUNA, APARTMAK, LUNAPARK, APARTMAH, APARATİF, APARKURU, APARTMAN
SAPARNA, SAPARTA, YAPARLU, ALAPARA, KAPAROZ, ÇAPARIZ, APARARE, SAPARAN, APARICI, ÇAPAROZ, APARMAK, YAPARIH, APARMAH, ÇAPARIS, APARTMA, ÇAPARAZ, APARKAT, ANAPARA
APARMA, ÇAPARİ, KAPARİ, APAREY, APARTU, PAPARA, LAPARA, KAPARA, APARAT, APARCA, APARLO, ÇAPARA
KAPAR, SAPAR, HAPAR, ÇAPAR, ŞAPAR, APARİ, APART, CAPAR
APAR
APAR
Oyuncunun rol gereği seyircilerin duyacağı biçimde, ama öbür oyuncular sanki duymuyormuş gibi düşünmesi ya da konuşması. Oyuncunun doğrudan seyirciye dönerek konuşması. Oyuncuların sahnede, seyircilerin duyacağı ama sanki öbür oyuncuların duymayacağı biçimde kendi kendine konuşmaları. Oyuncunun seyirciye dönerek konuşması (Seyirciye sesleniş).
TAPARALAMAK
Paylamak.
ÇAPARIZLIK
Güçlük, çapraşıklık.
KAPAROZCULUK
Kaparozcu olma durumu.
KAPAROZLAMAK
Yolsuzca veya zorla birinin malını ele geçirmek.
PASAPAROLA
Bir birliğe verilen ve ağızdan ağıza bütün askerlere yayılan emir.
KARAPARMAK
Siyah, yuvarlak, ekşi bir çeşit üzüm.
LAPAROTOMİ
Karnın açılması, kesit yaparak karın boşluğuna girme, seliyotomi.
ESKİAPARDI
Sivas şehrinde, Kayadibi nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
KAPAROZLAMA
Kaparozlamak işi.
LAPAROSKOP
Karın boşluğunu ve karın organlarını görerek muayene ve ameliyat amacıyla karın duvarından sokulan ucu ışıklı aygıt.
ÇAPARIZLANMAK
Güç, karışık bir hale gelmek.
LAPAROSKOPİ
Karın boşluğundaki organların laparoskopla görülerek muayenesi ve tedavisi.
SIRÇAPARMAK
Serçeparmak.
ALAPARTICI
Savruk, baştan savma iş yapan.
HAPARLAMAK
Avuçlamak.
Bu bölümde tanımı içerisinde APAR geçen kelimeler listesi verilmiştir.
APARMA
Aparmak işi.
EBRULAMAK
Ebru yaparak boyamak.
DÜĞÜMLEMEK
Düğüm yapmak. Düğüm yaparak bağlamak.
EĞİTMEK
Birinin akla uygun, fiziksel ve moral gelişmesi üzerine etki yaparak çeşitli davranış yatkınlıkları, bilgi ve görgü aşılayarak önceden tespit edilmiş amaçlara göre onun belirli bir yönde gelişmesini sağlamak, terbiye etmek. Belli bir konuda yetiştirme. Hayvanı istenilen davranışları yapabilecek biçimde yetiştirmek.
BÜZMEK
Buruşturarak, sıkıştırarak veya kıvrım yaparak bir şeyin alanını ve hacmini küçültmek. Kısmak.
BÜĞEMEK
Önüne bent yaparak suyu toplamak.
AKTARMALI
Aktarma gerektiren. Aktarma yaparak.
ANAFORDAN
Yolsuzluk yaparak.
BİLİR
"Anlar, sayar, yapar" anlamları ile adlarla birleşerek birleşik sıfat kuran bir söz.
CADI
Geceleri dolaşarak insanlara kötülük ettiğine inanılan hortlak. Çok güzel göz. Kötülük yaparak başkalarına zarar veren kadın.
DİYAFON
İş yerlerinde, apartmanlarda, taksi duraklarında kısa süreli karşılıklı konuşmayı sağlayan araç.
DERLEMEK
Seçme yaparak toplamak, bir araya getirmek, tedvin etmek. Düzgün bir biçimde toplamak.
ÇEKME
Çekmek işi. Yüksekteki ince dalları çekip kesmeye yarar, ay biçiminde, uzun saplı, ağzı tırtıklı bıçak. Çekmece. İş yaparken giyilen bir şalvar türü. Düzgün biçimli. Parmak ya da mızrapla çalınan çalgı. Vücut bölümlerinin bükücü kas gücü ile bir direnci kendisine yaklaştırması. Ağacın yapısındaki nem oranının azalması sonucu boyutlarının küçülmesi. Çekilerek giyilen veya kullanılan.
DARBECİ
Vuran, çarpan kimse. Darbe yaparak yönetime el koyan kimse.
FAULLÜ
Faulü olan, faul yapmış olan. Faul yaparak.
AKŞIN
Doğuştan boya maddesi bulunmadığı için kıllarında ve gözlerinde, bazen de derisinde ak olan (hayvan veya insan), çapar, albinos.
ANAFORLAMAK
Yolsuzluk yaparak kazanç elde etmek.
DESENLEMEK
Desen yaparak çizmek.
BASMAK
Vücudun ağırlığını verecek bir biçimde ayak tabanını bir yere veya bir şeyin üzerine koymak. Bir şeyi, üzerine kuvvet vererek itmek. Basınç yaparak sıvı ve gazları itmek. Sıkıştırarak yerleştirmek. Kümes hayvanları kuluçkaya yatmak. Bir kimse bir yaşa girmek. Örtmek, bürümek, kaplamak. Bir şey üzerinde kalıp, mühür vb.yle iz yapmak. Uygunsuz vaziyette yakalamak. Baskın yapmak. Bası işi yapmak, tabetmek. Küçük çocuklar ayakta durabilmek. Duman, sis vb. çevreyi kaplamak, çökmek. Bir şeyin etkisinde kalıp eziklik, üzüntü ve ağırlık duymak.
FİİLEN
Gerçekten. Gerçekten yaparak, çalışarak.