Kelimeler arşivinde; içinde "ansıtma" olan, toplam 5 tane kelime bulunuyor. İçerisinde ansıtma bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu ansıtma ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında ansıtma olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
AŞIRIYANSITMA
YANSITMAK
YANSITMA, ANSITMAK
ANSITMA
ANSITMA
Bir görüşmede belli soruların olanaklı yanıt seçeneklerinin görüşmeci tarafından yüksek sesle okunması.
YANSITMA
Yansıtmak işi. İletme, duyurma.
ANSITMAK
Üstü kapalı anlatmak, sezdirmek, ihsas etmek. Andırmak, az benzemek.
YANSITMAK
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak, aksettirmek. İletmek, duyurmak, aktarmak. Aktarmak, göstermek, aksettirmek.
AŞIRIYANSITMA
Bir örnekleme tasarımındaki dizgeli yanlılıktan ötürü elde edilen örnekte belli özellikler taşıyan birimlerin evrendeki oransal paylarından daha yüksek düzeyde yer alması.
Bu bölümde tanımı içerisinde ANSITMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÖRECİLİK
Göreci olma durumu. Bir yaşantının büyük ölçüde önceki yaşantılara bağlı olması yüzünden, anlaşılması ve değerlendirilmesinin de önceki yaşantıların bilinmesine bağlı olduğunu ileri süren görüş. İnsan bilgisinin nesnel çevreyi yansıtmadığını, nesnel gerçekliği tanımanın olanaksız olduğunu, bu bakımdan insan bilgisinin ancak göreli olduğunu savunan öğreti. (Fizikteki görecilik kuramı ile karıştırılmamalıdır.). Evrensel olarak geçerli evrensel ilkeler bulunmadığını, tüm ahlaki ilkelerin kültürlere ve bireysel tercihlere göreli olduğunu, tüm ahlak ilkelerinin bir kültür veya toplumun uzlaşımları bağlamında geçerlilik kazandığını veya ahlaki bir ilkenin geçerliliğini belirleyen şeyin bireysel tercihler olduğunu savunan anlayış.
KARAGÖZ
İzmaritgillerden, 25-30 santimetre uzunluğunda, enli, boz renkli, beyaz etli bir balık (Sargus sargus). Güldürüp eğlendiren kimse. Deve derisinden veya mukavvadan kesilip boyanmış insan biçimlerini beyaz bir perde üzerine arkadan ışık vererek yansıtma yoluyla oynatmaya dayalı bir gösteri oyunu. Bu oyunda halk görüşünü ve duyuşunu veren kimse.
GERÇEKÇİLİK
Gerçekçi tutum ve davranış, realizm, realistlik. Bilinçten bağımsız bir gerçekliğin var olduğunu benimseyen görüş, realizm, realistlik. Gerçekleri olduğu gibi yansıtmaya çalışan sanat çığırı, realizm, realistlik.
GÖRÜNÇLÜKLEME
Belirli bir olguyu en iyi biçimde yansıtmak için görüntü öğelerinin alıcı önünde düzenlenmesi işi.
NOKTACILIK
Resimde tonların bölünmesini yan yana renkli noktalarla göstererek ışığın titreşimini daha iyi yansıtmak isteyen sanat anlayışı.
YAYINDIRMA
Bir ışığı, pürüzlü bir yüzeyde yansıtma.
İZDÜŞÜM
Belirli bir uzam bilgisel (geometrik) yolla, uzayın bir noktasına ya da maktaların bir kümesine, bir doğrunun ya da bir yüzeyin bir noktasını ya ida noktaların bir kümesini karşılık getirme işlemi. Bir ışık kaynağından çıkan ışınlar yoluyla aygıta sürülen diyapotifizin görüntüleme eylemi. Bu yolla oluşan görüntü. Bir zaman dizisinde, dizinin öngörü değeri. Olasılık kuramında, bir değişkenin koşullu beklentisi. Kristal cisimlerinin, kristal fiziksel özelliklerini (yüzeyler, kenarlar, kuşak bağıntıları, optik özelliklerle biçim ilişkileri), bir düzlem üzerine yansıtma.
TELESİNEMA
Bir sinema filmini televizyonda göstermeye yarayan cihaz. Televizyonda filmleri iletme ve yansıtma işi ile uğraşan bölüm.
GÖSTERİCİ
Gösteri yapan kimse, gösteri adamı, nümayişçi. Fotoğraf, film vb.ni bir yüzeye yansıtmaya yarayan araç, projektör.
SAYDAM
İçinden ışığın geçmesine ve arkasındaki şeylerin görülmesine engel olmayan (cisim), şeffaf, transparan. Açık seçik, belirgin. Üzerindeki resim ve şekilleri beyaz bir zemin üzerine yansıtmak amacıyla tepegöze konan şeffaf, ışığı geçiren kâğıt veya madde, slayt. Asetat. Sayısal ortamda hazırlanmış, yansıtım aygıtında kullanılmaya özgü pozitif görüntü, slayt, diyapozitif.
YABANCILLIK
Bir eserde uzak, yabancı ülkelerle ilgili olayları, kişileri, yöresel görüşleri yansıtma, egzotizm, egzotiklik.
AÇIKLIK
Açık olma durumu, aleniyet. Uzaklık, mesafe. Bitki örtüsü olmayan, çıplak yer. Gerçeği olduğu gibi yansıtma durumu. Boş ve geniş yer, meydanlık. Bir söz veya yazıda maksadın açık olması özelliği, duruluk, vuzuh. Dürbün, fotoğraf makinesi vb. optik araçlarda ağız çapı, ışığın girebildiği delik.
YANSITILMAK
Yansıtma işi yapılmak.
MAGNASCOPE
Özel bir gösterici merceğinin, değişik büyültme gücüyle, filmin kalabalık geniş görünçlüklerini görüntülüğe geniş olarak yansıtmasına dayanan ve 1926'larda kullanılan bir geniş görüntülük işlemi.
BEZEM
Bir film görünçlüğünde ya da televizyon izlencesinde belirli bir çevreyi yansıtmak amacıyla kullanılan ve görünçlük donatımı dışında yer alan doğal ya da yapma nesnelerin, yapıların tümü. Özellikle sınırlı bir çevrede yapma olarak gerçekleştirilen bu çeşit nesneler, yapılar, çatmalar.
PARLAMAK
Güçlü bir ışık çıkarmak, ışık saçmak. Mevkisi yükselmek. Bir ışık kaynağından gelen ışınları yansıtmak. Ortaya çıkmak. Birdenbire öfkelenmek. Tutuşup alev çıkarmak. Ün, san kazanmak, herkesçe tanınmak.
YANSIMASIZ
Yansıtmayan veya yansımayan.
AKSETTİRMEK
Sesi yankılamak. Işığı yansıtmak. Haberi, durumu ulaştırmak, yaymak, duyurmak.
İRİDOSİT
Balık ve bazı kafadan ayaklıların integümentlerinde bulunan guanin içeren yansıtma hücresi, iridofor, okrofor.
YANSITICI
Işık, ses, görüntü vb.ni geri göndermek, yansımasını sağlamak amacıyla kullanılan araç, yansıtaç, reflektör. Yansıtma işini yapan.