İçinde ANLAMAK geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "anlamak" olan, toplam 83 tane kelime bulunuyor. İçerisinde anlamak bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu anlamak ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında anlamak olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

13 harfli kelimeler

SAKSAĞANLAMAK, KIZILGANLAMAK

12 harfli kelimeler

ŞAMPUANLAMAK

11 harfli kelimeler

ZİNDANLAMAK, PİSTANLAMAK, KILLANLAMAK, KARTANLAMAK, KARÇANLAMAK, FANFANLAMAK, DIRZANLAMAK, CIBBANLAMAK, VANVANLAMAK, TIRPANLAMAK, ŞİŞMANLAMAK, KATRANLAMAK, YORGANLAMAK, HARMANLAMAK, YASSANLAMAK

10 harfli kelimeler

KOVANLAMAK, KAHANLAMAK, KAKANLAMAK, NİŞANLAMAK, KAŞANLAMAK, KAVANLAMAK, KEŞANLAMAK, YOŞANLAMAK, KIZANLAMAK, KOKANLAMAK, HARANLAMAK, LİMANLAMAK, TAŞANLAMAK, TABANLAMAK, PIRANLAMAK, DUMANLAMAK, PORANLAMAK, SAMANLAMAK, ŞULANLAMAK, SAPANLAMAK, SIÇANLAMAK, ŞAVANLAMAK, ŞİLANLAMAK, AVGANLAMAK, YASANLAMAK, TAPANLAMAK, YALANLAMAK, YAMANLAMAK, ZAMANLAMAK, SOĞANLAMAK, Devamını Oku »»

9 harfli kelimeler

UYANLAMAK, IŞANLAMAK, URANLAMAK, OZANLAMAK, ANLAMAKLU, ABANLAMAK, PUANLAMAK, PLANLAMAK, ORANLAMAK

8 harfli kelimeler

SANLAMAK, PANLAMAK, FANLAMAK, DANLAMAK, VANLAMAK, YANLAMAK, TANLAMAK, KANLAMAK, BANLAMAK

7 harfli kelimeler

ANLAMAK

Bazı kelimelerin anlamları

ANLAMAK

Bir şeyin ne demek olduğunu, neye işaret ettiğini kavramak. Sorup öğrenmek. Yarar sağlamak. Birinin duygularını, istek ve düşüncelerini sezebilmek. Yeni bilgileri eskileriyle bir araya getirerek sonuç niteliğinde başka bir bilgi edinmek. Bir şey hakkında bilgisi bulunmak. Doğru ve yerinde bulmak.

KIZILGANLAMAK

Utanmak, sıkılmak.

ŞİŞMANLAMAK

Şişman duruma gelmek.

KARÇANLAMAK

Karların üstü buz tutmak.

SAKSAĞANLAMAK

İşten geç dönmek.

PİSTANLAMAK

İş sırasında iş yapmayıp oyalanmak, zaman öldürmek.

FANFANLAMAK

İhtiyarlamak.

KATRANLAMAK

Bir yere, bir şeye katran sürerek katranla kaplamak.

KARTANLAMAK

Yoldan çıkmak, davranışlarında şaşmak.

TIRPANLAMAK

Tırpanla biçmek. Bir şeyi ortadan kaldırmaya, yıkmaya girişmek. İstemediği kişilerin görevlerine son vermek. Bir topluluğu yok etmek, kırıp geçirmek.

ŞAMPUANLAMAK

Şampuanla yıkamak.

DIRZANLAMAK

Alay etmek.

ZİNDANLAMAK

Zindanda hapsetmek.

CIBBANLAMAK

Alkışlamak.

KILLANLAMAK

Yaltaklanmak, boyun eğmek.

VANVANLAMAK

Çok yaşlanmak, düşkünleşmek.

  -   -   -  

Anlamında ANLAMAK bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde ANLAMAK geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇIKARMAK

Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak. Sonunu getirmek. Hatırlamak. Bulmak, ortaya koymak. Yapmak, üretmek. Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak. Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak. Boşaltmak. Sunmak. Göstermek. Üçüncü bir sayı elde etmek üzere belli bir sayıdan, daha az değerli başka bir sayı kadar birim eksiltmek, tarh etmek. Gidermek. Fotoğraf çektirmek. Resim yapmak. Söylemek. Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek. İlgisini keserek uzaklaştırmak. Sağlamak, elde etmek. Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek. Sindirim yolundan dışarı atmak, kusmak. Gibi göstermek, bir davranış yüklemek. Yayımlamak. Yollamak, göndermek.

ETLENMEK

Şişmanlamak, semirmek.

ÇAKMAK

Taşa vurulup kıvılcım çıkarılan çelik parçası. Vurarak sokup yerleştirmek. Anlamak, bilmek. Tabanca veya tüfeklerde bulunan tetik düzeni. Sınavda başarısız olmak. Vurmak. Çelik, taş, cam, plastik vb. maddeden yapılmış gaz veya benzinle dolu tutuşturma aleti. İçki içmek. Saplamak. Parıldamak, ışık vermek. Sezinlemek, anlamak, farkına varmak. Kazık çakıp hayvan bağlamak. Kuruduğunda kalın kabuk bağlayan kabarcıklarla beliren ve genellikle yüzde çıkan bir deri hastalığı. Bir şeyi başka bir şeye sürtmek, vurmak veya çarpmak. Çivi ile tutturmak. Kabul etmeyeceği bir şeyi kurnazlıkla kabul etmesini sağlamak.

AYIRMAK

Bölmek. Farklı davranmak, fark gözetmek. Bir bütünden bir parçayı herhangi bir amaçla bir tarafa koymak, saklamak. Seçmek. Bir yeri bir engelle bölmek. Bir şey veya yeri, bir şey veya kimse için kullanmayı belirlemek, tahsis etmek. İki veya daha çok kimse arasındaki anlaşmayı, uzlaşmayı bozmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Nitelik değişikliğini anlamak, fark etmek.

DENET

Denetleme işi, teftiş. Laboratuvar işlemi tamamlanmış bir filmin herhangi bir eksiği olup olmadığını anlamak için dağıtımcıya verilmeden önce incelenmesi.

AYMAK

Kendine gelmek, aklı başına gelmek, ayılmak. Gerçeği anlamak.

GİRMEK

Dışarıdan içeriye geçmek. İncelemek, ayrıntılara inmek. İyice anlamak, iyice bilmek. Erişmek, ulaşmak. Yemek yemek. Sulu bir şeyin veya su dolu bir yerin içine batmak veya dalmak. Sığmak. Tecavüz etmek, geçmek. Ağrı, sancı başlamak, saplanmak. Zaman anlamlı kavramlar için gelmek. Girişmek, başlamak. Kavgaya tutuşmak. Yeni bir duruma geçmek, dönüşmek. Yüklenmek. Bir şeyin yapımında, birleşiminde yer almak. Bulaşmak. Almak, fethetmek. Yazılmak, başlamak. Katılmak.

ÇEKMEK

Bir şeyi tutup kendine ya da başka bir yöne doğru yürütmek. Atmak, vurmak. Taşıma gücü olmak. Bir kimseyi veya bir şeyi geri almak. Kaçan ilmeği örmek. Asmak. Herhangi bir engel kurmak. Şans denemek amacıyla hazırlanmış kâğıtlardan birini almak. Güç durumlara dayanmak, katlanmak. Görüntüyü bir aletle özel bir nesne üzerine kaydetmek. Üzerinde bulunan bir silahla saldırmak için davranmak. Dişi hayvanı çiftleşmek için erkeğin yanına götürmek. İmbik yardımı ile elde etmek. Hoşa gitmek, sarmak. Tartıda ağırlığı olmak. Masrafını karşılamak, ikramda bulunmak. Yollamak. İçine almak, emmek. Hamur vb. iyice pişmiş duruma gelmek. Daralıp kısalmak. Vericiden gelen dalgaları algılayarak televizyon, radyo, telefon vb. aygıtlarla bağlantı kurmak. Bir kimse ailesinden birine herhangi bir bakımdan benzemek. Germek. Tedavi amacıyla şişe, vantuz, sülük vb.ni uygulamak. Bir duyguyu içinde yaşatmak. Aynısını yazmak veya çizmek. Bir yerden bir şeyi yukarı doğru almak. Öğütmek. Çizgi durumunda uzatmak. Boya, badana vb. sürmek. Döşemek. Yürütmek, sürmek. Yol, ay sürmek. Bir yerden başka bir yere taşımak. Örtmek, giymek. Protesto, poliçe, çek vb. düzenleyip yürürlüğe koymak. Bir amaçla ortadan kaldırmak. Bir cisim, belli bir yakınlıktaki başka bir cismi kendisine yaklaşmaya zorlamak, itmek karşıtı. Herhangi bir anlama almak. Taşıtı bir yere bırakmak, koymak. Bir şeyin içyüzünü anlamak amacıyla bir kimseyi sıkıştırmak. İçki içmek. Bir şeyi emip dışarıya çıkarmak.

GELİŞMEK

Büyüyüp boy atmak, yetişmek, neşvünema bulmak. İlerlemek, olgunlaşmak, genişlemek, inkişaf etmek. Şişmanlamak.

AYRIMSAMAK

Bir şeyi anlamak, bir şeyi görmek, fark etmek.

DENEMEK

Değerini anlamak, gerekli niteliği taşıyıp taşımadığını bulmak için bir insanı, bir nesneyi veya bir düşünceyi sınamak, tecrübe etmek. Bir işe, başarmak amacıyla başlamak, girişimde bulunmak, teşebbüs etmek.

DENETLEME

Denetlemek işi. Bir görevin yolunda yürütülüp yürütülmediğini anlamak için yapılmış olan araştırma, denetim, bakı, teftiş, murakabe, kontrol.

BANLAMA

Banlamak işi.

FAL

Geleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası vb.ne bakarak anlam çıkarma, bakı.

BAKMAK

Bakışı bir şey üzerine çevirmek. Yoklamak, incelemek, denemek. Anlamak, farkına varmak. Gözetmek, korumak. İlgilenmek. Yapılabilmesi bir şeye bağlı bulunmak. Beslemek, geçindirmek. Bir şeyin gelişmesi veya iyi bir durumda kalması için emek vermek. Renklerde benzemek, andırmak. Bir iş birinden beklenmek. Hastayı muayene etmek. Bir şeyin yüzü bir yöne doğru olmak. Tedavi etmek için ilgilenmek. Bir işi yapmak, bir işi yapmakla görevli olmak. Aramak. Başka bir şeyle ilgilenmeyip elindeki veya önündeki işle uğraşır olmak. Uğraşmak, meşgul olmak.

FEHMETMEK

Anlamak, kavramak.

ÇAKOZLAMAK

Uygunsuz bir durumu fark etmek. Anlamak.

GÖBEKLENMEK

Karnı yağlanıp şişmanlamak. Marul, lahana yaprakları büyüyüp sıklaşmak.

ANLAMA

Anlamak işi, anlamaklık, derk, fehim, intikal, tefehhüm, vukuf. Bir olay veya önermenin daha önce bilinen bir kanunun veya formülün sonucu olduğunu görme.

DUMANLAMA

Dumanlamak işi.