Kelimeler arşivinde; içinde "algılama" olan, toplam 6 tane kelime bulunuyor. İçerisinde algılama bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu algılama ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında algılama olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SALGILAMAK, ÇALGILAMAK, GALGILAMAK
ALGILAMAK, SALGILAMA
ALGILAMA
ALGILAMA
Algılamak işi, idrak, idrak etme.
GALGILAMAK
Zıplamak, hoplamak.
ÇALGILAMAK
Tohumun toprağa karışması için toprak üzerinde bir dal parçası dolaştırmak.
SALGILAMAK
Salgı oluşturmak.
SALGILAMA
Salgılamak işi.
ALGILAMAK
Bir olayı veya bir nesnenin varlığını duyu organlarıyla kavramak, idrak etmek.
Bu bölümde tanımı içerisinde ALGILAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KAVRAYIŞ
Kavrama işi. Bir algının doğrudan doğruya kavranması. Motorlu araçlarda lastiğin tam olarak yolu kavraması. Kavrama, anlama, algılama yetisi.
TELEPATİ
Birinin düşündüklerini veya uzakta geçen bir olayı hiçbir bağlantı olmadan algılama, uza duyum.
DUYU
İnsanların ve hayvanların, dış dünyanın uyaranlarını görme, işitme, koklama, dokunma ve tatma organlarıyla algılama yeteneği, duyum.
ALGILANMAK
Algılama işine konu olmak, idrak edilmek.
KAVRAMA
Kavramak işi, anlama, anlamaklık, algılama. Küçük orak. İki dikme arasındaki sağlamlığı ve dayanıklılığı artırmak için kullanılan yatay ahşap parça. Otomobilde motor ile vites kutusunu birbirine bağlayıp ayırma, motordan gelen hareketi sarsıntısız olarak öteki aktarma ögelerine iletme.
YANILSAMA
Yanlış algılama ve duyu yanılması. Var olan nesne veya canlıyı yanlış, ayrımlı veya değişik olarak algılama, galatıhis, illüzyon.
KÖTÜRÜMLEŞMEK
Kötürüm duruma gelmek. Algılama özelliğini kaybetmek.
ALGILATMAK
Algılama işini birine yaptırmak, idrak ettirmek.
GÖRMEK
Göz yardımıyla bir şeyin varlığını algılamak, seçmek. Çok değer vermek. Gözlerin görmediği durumlarda başka duyu organlarıyla algılamak. Karşılaşmak, rastlaşmak. Bir işleme uğramak. Kendisine yapılmak, bir davranışla karşılaşmak, maruz kalmak. Yanına gidip konuşmak. Gezmek. Almak. Anlamak, kavramak, sezmek. Belirli bir zamanın içinde bir olaya tanık olmak, yaşamak. Bir şey hakkında bir yargıya varmak, değerlendirmek. Ziyaret etmek. Saymak, herhangi bir şey gibi görmek. Vermek. Bir şeye erişmek. Yüzü bir yöne doğru olmak, bakmak. Sahne olmak, geçirmek. Yapmak, etmek. Takım arkadaşlarından en uygun olanına pas atmak.
SANRI
Uyanık bir kişinin, kendi dışında var sandığı ancak gerçekte olmayan olguları algılaması, yaşaması, varsanı, birsam, halüsinasyon.
İŞİTMEK
Kulakla algılamak, duymak. Haber almak.
DUYUMSAMAK
Duyular aracılığıyla bir şeyi algılamak.
PARAPSİKOLOJİ
Doğaüstü olayları araştıran, telepati, gaipten haber alma, duyu dışı algılama, geleceği görebilme vb. olayları inceleyen ruh bilimi.
GÖRÜŞ
Görme işi. Cezaevi veya hastanedeki birine yapılmış olan ziyaret. Gözle bir şeyi algılama yetisi. Benzerlerinden ayıran özellik, konsept. Bir olay, varlık veya düşünce üzerinde varılan yargı, fikir.
SALGILAYIŞ
Salgılama işi.
İDRAK
Anlama yeteneği, anlayış, akıl erdirme. Algılama. Erişme, ulaşma. Algı.
DUYUÜSTÜ
Duyularla verilmeyen. Algılama yoluyla değil, düşünme ile kavranan.
DUYMAK
Bilgi almak, öğrenmek, haber almak. Sezmek, fark etmek, hissetmek. İşitmek, ses almak. Dokunma, koklama vb. duyularla algılamak, hissetmek. Nesnelere dokunmakla onların sıcaklık, soğukluk, sertlik, ağırlık, hareket vb. fizik durumlarından bilgi edinmek, hissetmek.
DUYGU
Duyularla algılama, his. Nesneleri veya olayları ahlaki ve estetik yönden değerlendirme yeteneği. Belirli nesne, olay veya bireylerin insanın iç dünyasında uyandırdığı izlenim. Kendine özgü bir ruhsal hareket ve hareketlilik. Önsezi.
BASAR
Göz. Merdivenin ayakla basılan yüzeyi. İleriyi görme, algılama yetisi.