İçinde AKINTI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "akıntı" olan, toplam 22 tane kelime bulunuyor. İçerisinde akıntı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu akıntı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında akıntı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

12 harfli kelimeler

AKINTISIZLIK

11 harfli kelimeler

AKINTIÖLÇER

10 harfli kelimeler

SAKINTILIK, ÇAKINTISIZ, SAKINTISIZ, TAKINTISIZ

9 harfli kelimeler

AKINTISIZ, ÇAKINTILI, BURAKINTI, BIRAKINTI, SAKINTILI, TAKINTILI

8 harfli kelimeler

AKINTILI, SAKINTIL

7 harfli kelimeler

YAKINTI, TAKINTI, SAKINTI, KAKINTI, ÇAKINTI, DAKINTI, BAKINTI

6 harfli kelimeler

AKINTI

Bazı kelimelerin anlamları

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

SAKINTIL

ihtiyâti.

SAKINTILI

Sakıntısı olan.

SAKINTILIK

Şapka ya da başlığın çene altından bağlanan bağı.

ÇAKINTISIZ

Çakıntısı olmayan.

AKINTISIZ

Akıntısı olmayan.

AKINTIÖLÇER

Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.

AKINTISIZLIK

Akıntısız olma durumu.

AKINTILI

Akıntısı olan. Eğik, eğimli, meyilli.

ÇAKINTILI

Çakıntısı olan.

TAKINTILI

Takıntısı olan, obsesif.

TAKINTISIZ

Takıntısı olmayan.

SAKINTISIZ

Sakıntısı olmayan.

BURAKINTI

Piç.

BIRAKINTI

Deniz ve kara sularının, kıyılarda bıraktığı birikinti. Piç. Bırakılmış kadın. Hediye, geline gelen hediye. Ekilmeden bırakılan tarla. Doğal suya, örneğin deniz suyuna değen bir metal yüzeyine bitki ve hayvanların birikip çökmeleri. Bırakım işlemi sonucu, örtülen ya da kaplanan yüzey üzerine bırakılan özdek.

YAKINTI

Yakılan bir şeyin kalıntısı. Şikâyet.

  -   -   -  

Anlamında AKINTI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AKINTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

YEDEKÇİ

Bir hayvanı yedeğe alan kimse. Akıntıya karşı kayığı iple karaya çeken kimse, kolancı. Türkü söyleyene eşlik eden kimse.

ANAFORLU

Akıntılı, cereyanlı.

ÇAPAK

Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).

NÖROTİK

Ruhsal sorunlar nedeniyle kaygı, sıkıntı, takıntı gibi rahatsızlıkları olan kimse. Sinir sistemi üzerinde etki yapan.

KARST

Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan, kireç taşı ve dolomit bölgesi.

CEREYAN

Bir yöne doğru akma, akış, akıntı. Bir şeyin gelişme, olma durumu. Aynı eğilimde olan, aynı görüşü paylaşan kimselerin oluşturduğu hareket. Akım.

BEŞİKÖRTÜSÜ

İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

SÜRÜKLENMEK

Sürükleme işi yapılmak veya sürükleme işine konu olmak. Tekne, akıntı ve rüzgârın etkisiyle gelişigüzel hareket etmek, ilerlemek veya yol almak. Kendi kendini sürüklemek. Bir iş, sonuçlanıncaya kadar boş yere gecikmelere uğramak.

GOLFSTRİM

Atlas Okyanusu'nda, Meksika Körfezi'nden başlayarak Britanya ve İskandinavya kıyılarına kadar ulaşıp Avrupa Rusyası'nın kuzey kıyılarına kadar gelen ve Batı Avrupa'nın deniz iklimini yumuşatan sıcak su akıntısı.

SİNÜZİT

Ateş, baş ağrısı, burun tıkanıklığı ve akıntısı ile beliren yüz sinüslerinin iltihaplanması.

YAKAMOZ

Denizde balıkların veya küreklerin kımıldanışıyla oluşan parıltı. Biyolojik ışık üretme özelliğine sahip, akıntı ve rüzgârlarla sürüklenen ve bir şeye dokunduğunda ışık veren deniz hayvanı.

GİRDAP

Bir engelle karşılaşan su ya da hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor. Tehlikeli yer veya durum.

SIZINTI

Sızan şey. Deri veya mukozada beliren sıvı, akıntı.

SEYELAN

Akma, akıntı. Akı.

HALİÇ

Koy, körfez. Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu.

CEREYANLI

Akıntılı. Akımlı.

MEYİL

Eğiklik, eğim, akıntı. Eğilim, temayül. İlgi, gönül verme.

VURGUN

Kolayca ve haksız ele geçen kazanç. Birine veya bir şeye vurulmuş, bağlanmış, sevmiş olan, sevdalı, âşık, meftun. Çok derinlerdeki suyun basıncı dolayısıyla iki akıntı arasında sıkışıp kalma, düzenli hava alıp verememe, birden su yüzüne çıkma vb. durumlarda dalgıcın uğradığı inme veya ölüm. Silahla yaralanmış olan. Sıcak, soğuk, dolu vb. etkilerle ürünlerde görülen zarar.

BELSOĞUKLUĞU

Üreme organlarının akıntılı ve bulaşıcı bir hastalığı.