Sonu AKINTI ile biten kelimeler

Kelimeler arşivi içinde; sonunda "akıntı" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu akıntı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.

Bunun yanı sıra, başında akıntı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde akıntı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.

 
 

9 harfli kelimeler

BIRAKINTI, BURAKINTI

7 harfli kelimeler

BAKINTI, ÇAKINTI, KAKINTI, SAKINTI, TAKINTI, YAKINTI, DAKINTI

6 harfli kelimeler

AKINTI

Bazı kelimelerin anlamları

AKINTI

Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.

BURAKINTI

Piç.

KAKINTI

Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse.

BAKINTI

Temel gereksinimleri karşılama.

DAKINTI

Veresiye verilen maldan kalan alacak, takanak. İlgi, ilişki. Ek, ilâve.

YAKINTI

Yakılan bir şeyin kalıntısı. Şikâyet.

SAKINTI

Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem, ihtiyat.

BIRAKINTI

Deniz ve kara sularının, kıyılarda bıraktığı birikinti. Piç. Bırakılmış kadın. Hediye, geline gelen hediye. Ekilmeden bırakılan tarla. Doğal suya, örneğin deniz suyuna değen bir metal yüzeyine bitki ve hayvanların birikip çökmeleri. Bırakım işlemi sonucu, örtülen ya da kaplanan yüzey üzerine bırakılan özdek.

ÇAKINTI

Şimşek çakması, parlaması. Ani buluş, düşünce, beklenmeyen söz veya davranış.

TAKINTI

Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun. Küçük, önemsiz borç. Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük, obsesyon. İlişki kurulan kimse. Bütünlemeye kalınan ders.

  -   -   -  

Anlamında AKINTI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde AKINTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

SAKINTISIZ

Sakıntısı olmayan.

AKINTILI

Akıntısı olan. Eğik, eğimli, meyilli.

CEREYAN

Bir yöne doğru akma, akış, akıntı. Bir şeyin gelişme, olma durumu. Aynı eğilimde olan, aynı görüşü paylaşan kimselerin oluşturduğu hareket. Akım.

SAKINTILI

Sakıntısı olan.

CEREYANLI

Akıntılı. Akımlı.

AKINTISIZ

Akıntısı olmayan.

ÇAPAK

Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).

ÇAKINTILI

Çakıntısı olan.

AKINTIÖLÇER

Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.

GOLFSTRİM

Atlas Okyanusu'nda, Meksika Körfezi'nden başlayarak Britanya ve İskandinavya kıyılarına kadar ulaşıp Avrupa Rusyası'nın kuzey kıyılarına kadar gelen ve Batı Avrupa'nın deniz iklimini yumuşatan sıcak su akıntısı.

ANAFORLU

Akıntılı, cereyanlı.

SIZINTI

Sızan şey. Deri veya mukozada beliren sıvı, akıntı.

HALİÇ

Koy, körfez. Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu.

SEYELAN

Akma, akıntı. Akı.

BEŞİKÖRTÜSÜ

İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.

GİRDAP

Bir engelle karşılaşan su ya da hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor. Tehlikeli yer veya durum.

KARST

Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan, kireç taşı ve dolomit bölgesi.

MEYİL

Eğiklik, eğim, akıntı. Eğilim, temayül. İlgi, gönül verme.

AYNA

Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.

NÖROTİK

Ruhsal sorunlar nedeniyle kaygı, sıkıntı, takıntı gibi rahatsızlıkları olan kimse. Sinir sistemi üzerinde etki yapan.