Kelimeler arşivi içinde; sonunda "akıntı" olan, toplam 10 adet kelime bulunmaktadır. Sonu akıntı ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında akıntı olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde akıntı olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
BIRAKINTI, BURAKINTI
BAKINTI, ÇAKINTI, KAKINTI, SAKINTI, TAKINTI, YAKINTI, DAKINTI
AKINTI
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
BURAKINTI
Piç.
TAKINTI
Bir durum ve sorunla ilişkisi olan başka durum veya sorun. Küçük, önemsiz borç. Bir şeye hastalık derecesinde düşkünlük, obsesyon. İlişki kurulan kimse. Bütünlemeye kalınan ders.
KAKINTI
Sözü dinlenmeyen, rezil, itilip kakılan kimse.
YAKINTI
Yakılan bir şeyin kalıntısı. Şikâyet.
DAKINTI
Veresiye verilen maldan kalan alacak, takanak. İlgi, ilişki. Ek, ilâve.
BIRAKINTI
Deniz ve kara sularının, kıyılarda bıraktığı birikinti. Piç. Bırakılmış kadın. Hediye, geline gelen hediye. Ekilmeden bırakılan tarla. Doğal suya, örneğin deniz suyuna değen bir metal yüzeyine bitki ve hayvanların birikip çökmeleri. Bırakım işlemi sonucu, örtülen ya da kaplanan yüzey üzerine bırakılan özdek.
ÇAKINTI
Şimşek çakması, parlaması. Ani buluş, düşünce, beklenmeyen söz veya davranış.
BAKINTI
Temel gereksinimleri karşılama.
SAKINTI
Sıkıntıya yol açabilecek durumlara karşı alınan önlem, ihtiyat.
Bu bölümde tanımı içerisinde AKINTI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ANAFORLU
Akıntılı, cereyanlı.
ÇAPAK
Göz pınarında ve kirpiklerde birikerek pıhtılaşan veya kuruyan akıntı. Metal veya toprak eşya kenarlarında bulunan pürüz. Madenler dövülürken sıçrayan ince, ufak parça. Sazan familyasından, vücudu yandan basık, 50 santimetre uzunluğunda, 4-5 kilogram ağırlığında, sarı pullu, eti tatsız, kılçıklı bir tatlı su balığı (Abramis brama).
CEREYAN
Bir yöne doğru akma, akış, akıntı. Bir şeyin gelişme, olma durumu. Aynı eğilimde olan, aynı görüşü paylaşan kimselerin oluşturduğu hareket. Akım.
BEŞİKÖRTÜSÜ
İki yana akıntısı olan çatı, eşeksırtı.
GİRDAP
Bir engelle karşılaşan su ya da hava akıntısının dönerek ve çukurlaşarak yaptığı çevrinti, ters akıntıların oluşturduğu dönme, eğrim, çevri, anafor. Tehlikeli yer veya durum.
ÇAKINTILI
Çakıntısı olan.
HALİÇ
Koy, körfez. Gelgit olayının belirgin olduğu yerlerde, bu olaydan doğan akıntıların etki yaptığı kıyılarda akarsu ağızlarının huni biçiminde genişlemiş durumu.
AKINTIÖLÇER
Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
SEYELAN
Akma, akıntı. Akı.
AKINTISIZ
Akıntısı olmayan.
KARST
Kayaçların erimesiyle yer altı akıntıları olan, kireç taşı ve dolomit bölgesi.
MEYİL
Eğiklik, eğim, akıntı. Eğilim, temayül. İlgi, gönül verme.
SIZINTI
Sızan şey. Deri veya mukozada beliren sıvı, akıntı.
SAKINTISIZ
Sakıntısı olmayan.
NÖROTİK
Ruhsal sorunlar nedeniyle kaygı, sıkıntı, takıntı gibi rahatsızlıkları olan kimse. Sinir sistemi üzerinde etki yapan.
GOLFSTRİM
Atlas Okyanusu'nda, Meksika Körfezi'nden başlayarak Britanya ve İskandinavya kıyılarına kadar ulaşıp Avrupa Rusyası'nın kuzey kıyılarına kadar gelen ve Batı Avrupa'nın deniz iklimini yumuşatan sıcak su akıntısı.
SAKINTILI
Sakıntısı olan.
AYNA
Işığı yansıtan, varlıkların görüntüsünü veren, cilalı ve sırlı cam, gözgü, mirat. Gemilerde işaretçi erlerin kullandığı dürbün. Atların diz kapağı. İyi bir durumda, yolunda. Doğramacılık ve yapıcılıkta çerçeve içine geçirilen tahta veya taş levha. Küreğin yassı uç bölümü. Karagöz oyununda perde. Bir olayı, bir durumu yansıtan, göz önünde canlandıran olay, durum, şey. Akıntı ve anaforun birleştiği yerde oluşan su burgacı.
AKINTILI
Akıntısı olan. Eğik, eğimli, meyilli.
CEREYANLI
Akıntılı. Akımlı.