Kelimeler arşivinde; içinde "yarama" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yarama bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yarama ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yarama olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YARAMAZLAŞMAK
YARAMAZLAŞMA, YARAMAZLAMAK
YARAMAZLIK, YARAMAZLAR, YARAMAZRAK, YATYARAMAZ
YARAMAZCA
YARAMAK, YARAMAZ, YARAMAH
YARAMA
YARAMA
Yaramak işi.
YARAMAZCA
Yaramaz bir biçimde.
YARAMAZLAŞMAK
Çocuk söz dinlememek, rahat durmamak, yasak edilen şeyleri yapmakta ayak diremek.
YARAMAZRAK
Daha kötü, beter.
YATYARAMAZ
Zararlı yabancı kişi.
YARAMAZLAR
Kötülükler, seyyiat.
YARAMAH
Fayda sağlamak, yaramak.
YARAMAZLIK
Yaramaz olma durumu. Yaramazca davranış. Kötü, uygunsuz durum ya da haber.
YARAMAZ
Uygun ve yararlı olmayan, bir işe yaramayan. Çapkın. Söz dinlemeyen, uslu durmayan, yasaklanan şeyleri yapmakta ayak direyen, haşarı (çocuk), uslu karşıtı.
YARAMAK
Bir şey yararlı olmak, yarar sağlamak. Sağlık bakımından elverişli olmak. Bir iş için uygun olmak, kullanılır olmak. İşine gelmek.
YARAMAZLAMAK
Fena bildirmek.
YARAMAZLAŞMA
Yaramazlaşmak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde YARAMA geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BOŞ
İçinde, üstünde hiç kimse veya hiçbir şey bulunmayan, dolu karşıtı. Yapılacak işi olmayan, işsiz. Anlamsız. Görevlisi olmayan (iş, görev), münhal. Bilgisiz. Habersiz, hazırlıksız bir biçimde. Bir işe yaramayan, yararsız. Kullanıldıktan sonra içinde bir şey bulunmayan, kirli (bardak, çanak vb.).
BACAKSIZ
Bacağı olmayan. Bacakları kısa olan, kısa boylu, bodur. Yaramaz. Yaşından büyük işlere kalkışan çocuklara söylenen bir söz.
GÖBEL
Kimsesiz, başıboş çocuk. Sınırları ayırmak için tarla kenarlarında yapılmış olan toprak tepecikler. Yaramaz çocuk.
ATIL
Tembel. Etkisiz, işe yaramaz. Süreduran. İşsiz, aylak.
HAYBE
Boş, işe yaramaz, anlamsız iş.
HAYLAZ
Hoşa gitmeyen davranışlarda bulunan (kimse), hayta. Çalışma gücü varken çalışmayan, aylaklık eden, yaramaz.
BATTAL
En ve boyca alışılmış olandan büyük. İşe yaramaz, kullanılmaz.
BASTIBACAK
Bacakları kısa veya çarpık (kimse). Yaramaz, haylaz (çocuk).
CANAVAR
Masallarda sözü geçen yabani, yırtıcı hayvan. Herhangi bir şeye çok düşkün olan. Kurt, domuz vb. cana kıyan yaban hayvanı. Köpek balığı. Acımasız, kötü ruhlu, zalim (kimse). Haşarı, yaramaz çocuk.
ÇÜRÜKLÜK
Çürük olma durumu. Sakıncalı, şüpheli, belirsiz durum. İşe yaramayan maddelerin bırakıldığı yer.
FASARYA
Boş, anlamsız (söz). İşe yaramaz, yeteneksiz.
ÇAKARALMAZ
Basit, ilkel çakmak. Kalitesiz. Basit, ilkel tabanca. İşe yaramayacak durumda olan, bozuk.
ATIK
Hastane, ev, fabrika vb. yerlerde kullanılmış, artık işlenemez veya çevre için zarar oluşturan her türlü madde. Atılmış, atılan. Üretimden tüketime kadar olan tüm aşamalarda ortaya çıkan ve kullanıcının artık işine yaramayan maddelerin tamamı.
AFACANLIK
Afacan olma durumu, yaramazlık.
AYIKLAMAK
Bir şeyin içinden, işe yaramayan, gereksiz veya istenmeyen taneleri ayırıp çıkarmak, temizlemek. Bir görevde gereksiz görülenleri işinden ayırmak.
DÖKÜNTÜ
Dökülmüş, saçılmış şeyler. Değersiz, bayağı, ayaktakımından olan kimse. Kâğıtçılıkta üretimin herhangi bir safhasında ıskartaya çıkan, genellikle tekrar hamur durumuna getirilen, yaş ve kuru biçimleri olan kâğıt veya karton artığı. Bazı hastalıklarda görülen çıban, leke, uçuk, kızarıklık vb. belirti. Deniz yüzüne yakın, üzerinde dalgaların çatladığı kaya kümesi. Parçalanan taşların yamaç aşağı kayması, yuvarlanması, etekte birikmesiyle oluşan yer. İşe yaramayan, değersiz, kötü, berbat. Bir topluluktan geri kalmış kimseler. Bozuntu.
HAŞARI
Çok yaramaz, ele avuca sığmayan (çocuk). Huysuz, azgın (hayvan).
AZGIN
Azmış olan, azılı. Çok yaramaz (çocuk). Çabuk iltihaplanan, yarası hemen kapanmayan (ten). Coşmuş, taşmış. Cinsel istekleri aşırı olan. Gözü hiçbir şeyden yılmayan.
AFACANLAŞMAK
Yaramazlaşmak, yaramaz, ele avuca sığmaz duruma gelmek.
AFACAN
Zeki ve yaramaz (çocuk).