Kelimeler arşivinde; içinde "yalan" olan, toplam 71 tane kelime bulunuyor. İçerisinde yalan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu yalan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında yalan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YALANLAYABİLMEK
YALANLAYABİLME
YALANCITIRTIL, MAYALANDIRMAK, OYALANABİLMEK, KOLONYALANMAK
KOLONYALANMA, MAYALANDIRMA, OYALANABİLME, YALANBİÇİMLİ, OYALANDIRMAK, YALANCISARMA
YALANLANMAK, YALANCIAYAK, YALANCIKEÇİ, YALANCIKTAN, YALANDIRMAK, OYALANDIRMA, MUMYALANMAK, YALANLATMAK, KOPYALANMAK, DOSYALANMAK, YALANSIĞMAK, BALYALANMAK
YALANÇIRAK, YAYALANMAK, YALANIŞLIK, YALANLATMA, SAYALANMAH, RUYALANMAK, PIYALANMAK, PAYALANMAH, KOPYALANMA, DOSYALANMA, BOYALANMAK, BALYALANMA, MAYALANMAK, MUMYALANMA, YALANLANMA, YALANLAMAK, YALANCILIK
ELYALANDE, BOYALANMA, MAYALANMA, OYALANMAK, UYALANMAK, YALANLAMA
YALANDAN, YALANLUK, OYALANTI, YALANSIZ, YALANGOZ, YALANMAK, OYALANMA, YALANKOZ
TAYALAN, BOYALAN, YALANUZ, BEYALAN, YALANMA, YALANKI, YALANIZ, YALANĞI, YALANGU, YALANGI, YALANÇI, YALANCI, YALANIŞ
YALANI, YALANU
YALAN
YALAN
Doğru olmayan, gerçeğe uymayan söz, kıtır. Yalancı kimse. Uydurma.
YALANBİÇİMLİ
Yabancı, başka bir mineralin dış biçimini alan mineral.
KOLONYALANMA
Kolonyalanmak işi.
YALANLAYABİLME
Yalanlayabilmek işi.
MAYALANDIRMA
Mayalandırmak işi.
YALANCIAYAK
Dizanteri amibi gibi, belirli bir biçimi olmayan birgözeli asalaklarda devim ve beslenme amacıyla ortaya çıkan protoplazma uzantısı.
OYALANDIRMAK
Oyalanmasına yol açmak, oyalanmasını sağlamak.
OYALANABİLME
Oyalanabilmek işi.
KOLONYALANMAK
Kolonya sürmek veya sürünmek.
MAYALANDIRMAK
Mayalanmasını sağlamak.
YALANCISARMA
Lahana yaprağıyla yapılan etsiz sarma.
YALANCIKEÇİ
Erguvan ağacı ve çiçeği.
YALANLANMAK
Yalanlama işi yapılmak veya yalanlama işine konu olmak.
YALANCITIRTIL
Yaprak arıları kurtçuklarına verilen genel ad.
YALANLAYABİLMEK
Yalanlama imkânı veya olasılığı bulunmak.
OYALANABİLMEK
Oyalanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde YALAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ASILSIZ
Doğru olmayan, temelsiz, köksüz, dayanaksız, yalan (haber). Uydurma.
BİRA
Arpa ile şerbetçi otunun mayalandırılmasıyla yapılmış olan bir içki, arpa suyu.
ALDATMAK
Beklenmedik bir davranışla yanıltmak. Oyalamak, avutmak. Ayartmak, kötü yola sürüklemek, baştan çıkarmak, iğfal etmek. Karşısındakinin dikkatsizliğinden, ilgisizliğinden yararlanarak onun üzerinden kazanç sağlamak. Karı ve kocadan biri eşine sadakatsizlik etmek, ihanet etmek. Yalan söylemek. Bir şeyin görünürdeki durumu, o şeyin niteliği bakımından yanlış bir kanı vermek. Birine verilen sözü tutmamak.
BOZMAK
Bir şeyi kendisinden beklenilen işi yapamayacak duruma getirmek. Büyük parayı küçük birimlere ayırmak. Dokunmak, zarar vermek. Bir yerin, bir şeyin düzenini karıştırmak. Bağ veya bostanın son ürününü toplamak. Geçersiz bir duruma getirmek. Bırakmak, dağıtmak. Biçimini ve kullanılışını değiştirmek. Altını paraya çevirmek, bozdurmak. Bir kimseyi beklemediği bir davranış karşısında bırakarak veya sözünü yalana çıkararak küçük düşürmek. Yabancı ülke parasını Türk parasına çevirmek. Kızlığına zarar vermek. Kötü duruma getirmek. Aklını yitirecek derecede bir şeye düşkün olmak. Bozguna uğratmak, yenmek, mağlup etmek.
ÇAKAL
Etoburlardan, sürü hâlinde yaşayan, kurttan küçük bir yaban hayvanı (Canis aureus). Titiz, huysuz. Görgüsüz. Kurnaz, yalancı, düzenci, aşağılık kimse.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
ÇAMÇA
Sazangillerden, pullarından yalancı inci yapılmış olan bir ırmak balığı (Leuciscus rutilus).
BAKTERİ
Toprakta, suda, canlılarda bulunan, çürüme, mayalanma veya hastalıklara yol açan, küresel, silindirimsi, kıvrık biçimli olan, bölünerek çoğalan, klorofilsiz, tek hücreli canlı.
ATICI
İyi nişan alan, attığını vuran (kimse). Yalancı, asılsız şeyler uydurup söyleyen (kimse).
ÇABUK
Hızlı, müstacel, yavaş karşıtı. Alışılandan veya gösterilenden daha kısa bir zamanda, tez, yavaş karşıtı. "Acele et, oyalanma" anlamlarında bir seslenme sözü.
ATMAK
Bir cismi bir yöne doğru fırlatmak. Örtmek. Kurşun, gülle, ok vb. şeyleri hedefe fırlatmak. Bir yerden başka bir yere taşımak. Sıkıntı dolayısıyla giyilen bir şeyi çıkarmak. Söylemek. Bir kimsenin ilişiğini kesmek. Uzatmak. Yay ve tokmakla ditmek, kabartmak. Yapılmış kötü bir işi birine yüklemek. Yırtılmak. Bilmeden, kestirerek söylemek. Yalan ya da abartmalı söz söylemek. Yapışık olduğu yerden ayrılmak. Koymak. Bir şeyi yere doğru bırakmak. Geri bırakmak, ertelemek. Kovmak, dışarıya çıkarmak, ilgisini kesip uzaklaştırmak. Terk etmek. Değerini eksiltmek. Götürmek. Çıkarmak, dışarıya vermek. Top, tüfek vb. silahları patlatmak. İçki içmek. İstenilmeyen bir şeyi kendi malı olmaktan çıkarmak. Rastgele bir kenara koymak. Kalp, nabız vurmak, çarpmak. Kullanılması gelenek hâline gelmiş bir şeyi kullanmaktan vazgeçmek. Patlayıcı maddelerle havaya uçurup yıkmak. Yazılı veya banda alınmış bir metinden bazı bölümleri çıkarmak. Göndermek, yollamak. Çatlamak. Sille, tokat vurmak.
BEKLEMEK
Bir iş oluncaya, biri gelinceye değin bir yerde kalmak, durmak. Karşılaşma ihtimali bulunmak. Süre tanımak, acele etmemek. Bir şeyi, bir kimseyi gözetmek, korumak, muhafaza etmek. Oyalanmak. Aramak, istemek. Ummak.
AKASYA
Baklagillerden, sıcak iklimlerde birçok türü yetişen ve tanen, zamk, boya vb. maddelerin yapımında kullanılan bir ağaç (Acacia). Baklagillerden, yurdumuzda yetişen bir süs ve gölge ağacı, salkım ağacı, yalancı akasya (Robinia pseudoacacia).
ASPUR
Yalancı safran.
AVUNMAK
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.
BOYALANMA
Boyalanmak durumu.
ÇANAK
Toprak, metal vb. bir maddeden yapılmış yayvan, çukurca kap. Göstermelik, yalan yanlış, önceden belirlenmiş sonucu almaya yönelik. Göz çukuru. Çiçeğin en dışında bulunan yeşil yaprakların tümü. Çevresine göre alçakta bulunan, derinliği genişliğinden az olan arazi.
AVUNTU
İnsanı avutan şey, oyalanacak şey, avunç, avunma. Acı bir olayı unutturmaya çalışma, acısını hafifletme, avunma, avunç. Teselli.
DALAVERE
Yalan dolanla gizlice görülen kötü iş, gizli oyun.
AVUNDURMAK
Oyalanmasını sağlamak. Acısını hafifletmek, acısını unutturmak, teselli etmek.