İçinde TIRAŞ geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "tıraş" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tıraş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu tıraş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tıraş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

14 harfli kelimeler

HEYKELTIRAŞLIK

11 harfli kelimeler

HEYKELTIRAŞ, TIRAŞMERMER, TIRAŞLANMAK

10 harfli kelimeler

TIRAŞLAMAK, KALEMTIRAŞ, PATIRAŞMAK, TIRAŞLANMA, ELMASTIRAŞ

9 harfli kelimeler

TIRAŞLAMA, KABATIRAŞ, KAKATIRAŞ

8 harfli kelimeler

TIRAŞSIZ, SANTIRAŞ, SINTIRAŞ, TIRAŞLAR

7 harfli kelimeler

TIRAŞÇI, TIRAŞLI, AKTIRAŞ

5 harfli kelimeler

TIRAŞ

Bazı kelimelerin anlamları

TIRAŞ

Saç ya da sakalı kesme işi, yülüme. Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma. Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal.

TIRAŞLAMAK

Saç, sakal vb.ni seyreltmek, kazımak, tıraş etmek. Bıkkınlık verecek kadar uzun, asılsız, abartılı konuşmak. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri almak, yontmak.

KALEMTIRAŞ

Kurşun kalemlerin ucunu açmak için kullanılan türlü biçimlerdeki keski, kalem açacağı. Kamış kalemleri açmak için kullanılan uzun saplı küçük bıçak.

TIRAŞLANMA

Tıraşlanmak işi.

TIRAŞMERMER

Ayakkabıcıların üzerinde deri kestikleri mermer. (Tavşanlı Kütahya).

HEYKELTIRAŞ

Heykelci.

TIRAŞSIZ

Saçı veya sakalı uzamış, tıraşı gelmiş. Yontulmamış (taş vb. sert nesne).

TIRAŞLANMAK

Tıraşlama işi yapılmak.

SANTIRAŞ

Nalbant aleti, keski. Büyükbaş hayvanların tırnaklarını kesmekte kullanılan keski.

PATIRAŞMAK

Gürültü etmek.

KAKATIRAŞ

Baştan savma.

ELMASTIRAŞ

(elma'stıraş) Üzeri elmas gibi yontulmuş (iyi tür cam, billur). Ucu elmaslı, kalem biçiminde cam keskisi, elmas.

KABATIRAŞ

Orta yaşlı adam.

HEYKELTIRAŞLIK

Heykelcilik.

SINTIRAŞ

Beşik parçalarına yapılan boyanın sürekliliğini sağlayan bir ağaç parçasıdır. (Salman Akkuş Ordu).

TIRAŞLAMA

Tıraşlamak işi.

  -   -   -  

Anlamında TIRAŞ bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde TIRAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.

PERÇEM

Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı. Kâkül. Yele.

TUVALET

İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik ya da dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Gece kıyafeti. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi.

KANİŞ

Uzun, kıvırcık tüylü bir cins köpek. Fransa'dan köken alan ve Fransa'nın ulusal köpek ırkı olarak da tanınan, Avrupa'da yaklaşık 400 yıllık bir geçmişi olan, geçmişte av köpeği olarak yetiştirilmiş, standart, minyatür ve toy olmak üzere genel özellikleri aynı yalnızca boyutları farklı üç varyasyonu olan, vücut yapısı orantılı ve kare şeklinde, tüyleri sert ya tam kıvırcık veya kordonlar şeklinde dolanarak uzayan, geleneksel biçimde tıraşı yapıldığında daha zarif, asil ve kendinden emin bir görüntü kazanan, bütün düz renklerde olabilen, gözleri oval ve ırk özelliği olarak genellikle çok koyu renkli, gözleri kahverengi olanlarda koyu kehribar renginde, kayısı renkli olanlarda ise kehribar renginde, kuyruğu geleneksel olarak ½ oranında kısaltılan, neşeli, çok zeki, duyarlı ve eğitime son derece yatkın ve bu nedenle sirklerin aranan hayvanı olan, sahibine çok düşkün, sadık ve koruyucu, günümüzde daha çok pet veya gösteri köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı, pudıl köpeği. Tahtaların kenarına süs yapmakta kullanılan bir çeşit rende.

BIYIKSIZ

Bıyığı olmayan, bıyığını tıraş etmiş olan.

MATRUŞ

Tıraşlı.

PERDAH

Parlatma, parlaklık verme. Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılmış olan ikinci tıraş.

HEYKELCİLİK

Heykelcinin yaptığı iş, heykeltıraşlık, yontuculuk.

HEYKELCİ

Heykel yapan sanatçı, heykeltıraş, yontucu.

KAZIMAK

Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak. Sertçe ovmak. Tıraş etmek. Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak. Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek. Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.

YÜLÜME

Yülümek işi, tıraş.

TIRAŞLI

Tıraş olmuş, sakalını tıraş etmiş, matruş. Tıraşı uzamış. Yontulmuş.

ELMAS

Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon. Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş. Bu taşlarla yapılmış. Elmastıraş.

BAGET

Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.

ALABURSA

Bir çeşit tıraş biçimi.

PALAVRACI

Uydurma söz veya haber ortaya atan, yaptığı işleri abartan, bu davranışları huy edinmiş olan (kimse), tıraşçı, uydurmacı, baloncu.

USTURA

Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü.

KAZINMAK

Kendi kendini kazımak. Her tarafı iyice temizlemek. Kazıma işi yapılmak. Varı yoğu, elindeki bütün parası alınmak veya çalınmak. Derisini kazır gibi kaşımak. Derisi yüzülürcesine tıraş olmak.

YÜLÜMEK

Vücudun fazla kıllarını ustura ile almak, tıraş etmek.

MANKEN

Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model. Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp. Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği.

JİLET

İnce çelikten yapılmış, iki yanı keskin tıraş bıçağı.