Kelimeler arşivinde; içinde "tıraş" olan, toplam 20 tane kelime bulunuyor. İçerisinde tıraş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu tıraş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında tıraş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HEYKELTIRAŞLIK
HEYKELTIRAŞ, TIRAŞMERMER, TIRAŞLANMAK
TIRAŞLAMAK, KALEMTIRAŞ, PATIRAŞMAK, TIRAŞLANMA, ELMASTIRAŞ
TIRAŞLAMA, KABATIRAŞ, KAKATIRAŞ
TIRAŞSIZ, SANTIRAŞ, SINTIRAŞ, TIRAŞLAR
TIRAŞÇI, TIRAŞLI, AKTIRAŞ
TIRAŞ
TIRAŞ
Saç ya da sakalı kesme işi, yülüme. Erkek saçını belli bir biçim vererek kesme. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri alma, belli bir biçim vermek için yontma. Yalan, asılsız, bıktırıcı, gereksiz söz. Kesilme ve kazınma zamanı gelmiş saç ve sakal.
TIRAŞLAMAK
Saç, sakal vb.ni seyreltmek, kazımak, tıraş etmek. Bıkkınlık verecek kadar uzun, asılsız, abartılı konuşmak. Bir şeyin üzerindeki pürüzleri almak, yontmak.
KALEMTIRAŞ
Kurşun kalemlerin ucunu açmak için kullanılan türlü biçimlerdeki keski, kalem açacağı. Kamış kalemleri açmak için kullanılan uzun saplı küçük bıçak.
TIRAŞLANMA
Tıraşlanmak işi.
TIRAŞMERMER
Ayakkabıcıların üzerinde deri kestikleri mermer. (Tavşanlı Kütahya).
HEYKELTIRAŞ
Heykelci.
TIRAŞSIZ
Saçı veya sakalı uzamış, tıraşı gelmiş. Yontulmamış (taş vb. sert nesne).
TIRAŞLANMAK
Tıraşlama işi yapılmak.
SANTIRAŞ
Nalbant aleti, keski. Büyükbaş hayvanların tırnaklarını kesmekte kullanılan keski.
PATIRAŞMAK
Gürültü etmek.
KAKATIRAŞ
Baştan savma.
ELMASTIRAŞ
(elma'stıraş) Üzeri elmas gibi yontulmuş (iyi tür cam, billur). Ucu elmaslı, kalem biçiminde cam keskisi, elmas.
KABATIRAŞ
Orta yaşlı adam.
HEYKELTIRAŞLIK
Heykelcilik.
SINTIRAŞ
Beşik parçalarına yapılan boyanın sürekliliğini sağlayan bir ağaç parçasıdır. (Salman Akkuş Ordu).
TIRAŞLAMA
Tıraşlamak işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde TIRAŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
PERÇEM
Başlarını tıraş edenlerin tepede bıraktıkları saç tutamı. Kâkül. Yele.
TUVALET
İnsanın dışkısıyla idrarını boşalttığı yer, abdesthane, aralık, ayakyolu, yüznumara, hacet yeri, hela, kenef, memişhane, kademhane. Sidik ya da dışkı. Vücut temizliği ve bakımı için gereken nesne. Gece kıyafeti. Yıkanma, tıraş olma, giyinme, süslenme, taranma işi.
KANİŞ
Uzun, kıvırcık tüylü bir cins köpek. Fransa'dan köken alan ve Fransa'nın ulusal köpek ırkı olarak da tanınan, Avrupa'da yaklaşık 400 yıllık bir geçmişi olan, geçmişte av köpeği olarak yetiştirilmiş, standart, minyatür ve toy olmak üzere genel özellikleri aynı yalnızca boyutları farklı üç varyasyonu olan, vücut yapısı orantılı ve kare şeklinde, tüyleri sert ya tam kıvırcık veya kordonlar şeklinde dolanarak uzayan, geleneksel biçimde tıraşı yapıldığında daha zarif, asil ve kendinden emin bir görüntü kazanan, bütün düz renklerde olabilen, gözleri oval ve ırk özelliği olarak genellikle çok koyu renkli, gözleri kahverengi olanlarda koyu kehribar renginde, kayısı renkli olanlarda ise kehribar renginde, kuyruğu geleneksel olarak ½ oranında kısaltılan, neşeli, çok zeki, duyarlı ve eğitime son derece yatkın ve bu nedenle sirklerin aranan hayvanı olan, sahibine çok düşkün, sadık ve koruyucu, günümüzde daha çok pet veya gösteri köpeği olarak yetiştirilen köpek ırkı, pudıl köpeği. Tahtaların kenarına süs yapmakta kullanılan bir çeşit rende.
BIYIKSIZ
Bıyığı olmayan, bıyığını tıraş etmiş olan.
MATRUŞ
Tıraşlı.
PERDAH
Parlatma, parlaklık verme. Sakal tıraşından sonra kıl çıkış yönünün tersine yapılmış olan ikinci tıraş.
HEYKELCİLİK
Heykelcinin yaptığı iş, heykeltıraşlık, yontuculuk.
HEYKELCİ
Heykel yapan sanatçı, heykeltıraş, yontucu.
KAZIMAK
Bir aleti sürterek bir şeyin yüzündeki tabakayı kaldırmak. Sertçe ovmak. Tıraş etmek. Vücuttaki yabancı bir cismi hasta, zararlı veya istenmeyen bir organı almak, temizlemek, yok etmek. Bir araç kullanarak silmek, çıkarmak. Metal bir yüzey üstüne sert bir araçla şekil çizmek, yazı yazmak, nakşetmek. Aslını, kökünü ayrıntılı bir biçimde araştırmak.
YÜLÜME
Yülümek işi, tıraş.
TIRAŞLI
Tıraş olmuş, sakalını tıraş etmiş, matruş. Tıraşı uzamış. Yontulmuş.
ELMAS
Yerin derinliklerinde bulunan, billurlaşmış arı karbon. Mücevher olarak kullanılan, saydam, değerli taş. Bu taşlarla yapılmış. Elmastıraş.
BAGET
Bateri çalmaya yarayan ince, kısa çubuk. Tavuk, piliç vb. kanatlılarda but ile paça arasında kalan etli bölüm. Çorabı gergin tutmak ve düşmesini engellemek için kullanılan sert lastik. Tıraşlanmış, dikdörtgen biçiminde değerli taş. Düşük gramajlı ince, uzun ekmek.
ALABURSA
Bir çeşit tıraş biçimi.
PALAVRACI
Uydurma söz veya haber ortaya atan, yaptığı işleri abartan, bu davranışları huy edinmiş olan (kimse), tıraşçı, uydurmacı, baloncu.
USTURA
Tıraş için kullanılan, açılır kapanır, çok keskin bıçak, baş bıçağı, yülgü.
KAZINMAK
Kendi kendini kazımak. Her tarafı iyice temizlemek. Kazıma işi yapılmak. Varı yoğu, elindeki bütün parası alınmak veya çalınmak. Derisini kazır gibi kaşımak. Derisi yüzülürcesine tıraş olmak.
YÜLÜMEK
Vücudun fazla kıllarını ustura ile almak, tıraş etmek.
MANKEN
Genellikle modaevlerinde giysileri alıcılara gösterme işiyle görevli kimse, model. Terzilerin, giysi denemek, sergilemek için kullandıkları insan vücudu biçimindeki tahta, mukavva vb. kalıp. Ressam ve heykeltıraşların gerektikçe model olarak kullandıkları, türlü biçimleri alabilen eklemli, çoğunlukla tahtadan yapılmış insan veya hayvan örneği.
JİLET
İnce çelikten yapılmış, iki yanı keskin tıraş bıçağı.