Kelimeler arşivinde; içinde "serin" olan, toplam 44 tane kelime bulunuyor. İçerisinde serin bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu serin ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında serin olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
SERİNLEYEBİLMEK, SERİNLETEBİLMEK, FOSFATİDİLSERİN
YUKARISERİNYER, SERİNLEYEBİLME, SERİNLETEBİLME, SERİNLENDİRMEK
NİTROGLİSERİN, SERİNLENDİRME, SERİNKANLILIK
SERİNLENMEK, SERİNLEŞMEK, SERİNLETMEK, ASİPENSERİN
SERİNNEMEK, SERİNHİSAR, SERİNKANLI, SERİNYAYLA, SERİNÇAYIR, SERİNBAYIR, KETANSERİN, SERİNLEMEK, SERİNLENME, SERİNLETME, SERİNLEŞME
ANSERİNUS, SERİNDERE, SERİNGÖZE, SERİNYAKA, SERİNKUYU, SERİNLEME, SERİNTEPE
SERİNYOL, SERİNOVA, GLİSERİN, SERİNMEK, SERİNKÖY, SERİNGÜL, SERİNLİK
SERİNSU, SERİNCE, ANSERİN, ÜSERİNE
SERİN
SERİN
Az soğuk, ılık ile soğuk arası. Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren.
SERİNKANLILIK
Soğukkanlılık.
ASİPENSERİN
Mersin balıklarının gonadlarından elde edilen ve toksik olduğu ileri sürülen bir madde.
FOSFATİDİLSERİN
Hücre zarlarında bulunan ve ek grup olarak serin amino asidini taşıyan bir fosfolipit. Hücre zarlarında bulunan ve fosfatidik aside bağlı ek grup olarak serin aminoasidini taşıyan bir fosfolipit.
NİTROGLİSERİN
Nitrik asit içine gliserin konularak elde edilen, uçuk sarı renkte, yağ kıvamında, güçlü patlayıcı özelliği olan madde.
SERİNLETEBİLME
Serinletebilmek işi.
YUKARISERİNYER
Bingöl kenti, Kiğı ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
SERİNLENMEK
Serinlik duymak.
SERİNLEŞMEK
Serin duruma gelmek, serinlemek, serinlik vermek.
SERİNLETEBİLMEK
Serinletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERİNLETMEK
Serin duruma getirmek, serinlik vermek.
SERİNNEMEK
Serinlemek; soğumak.
SERİNLEYEBİLMEK
Serinleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
SERİNLENDİRMEK
Serinlenme işini yaptırmak.
SERİNLEYEBİLME
Serinleyebilmek işi.
SERİNLENDİRME
Serinlendirmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde SERİN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALEGORİ
Bir görüntü, bir yaşantı veya bir davranışın daha iyi kavranmasını sağlamak için göz önünde canlandırıp dile getirme, yerine koyma. Bir sanat eserindeki ögelerin gerçek hayattan bir şeyleri temsil etmesi durumu.
DEKOR
Tiyatro, sinema ve televizyonda sahneye konulan eserin yazıldığı yerin ve geçtiği çağın özelliklerini belirleyen perde, aksesuar vb. ögelerin bütünü. Görünüş, manzara. Bir yere süsleme amacıyla verilen düzen.
AYRINTI
Bir bütünün önemce ikinci derecede olan ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat, detay. Edebiyat veya sanat eserlerinde bir bütünün ögelerinden her biri, teferruat, tafsilat. Bir tiyatro eserinde ana düşünceye yardımcı olan kelime, cümle veya eşya.
DÜZELTİ
Düzeltme işi, tashih. Basılmakta olan bir eserin provaları üzerinde özel düzeltme işaretleriyle yanlışları gösterme, tashih.
DÜZELTİCİ
Basılmak üzere dizilmekte olan bir eserin provalarını düzeltme ile görevli kimse, düzeltmen, musahhih.
DURGU
Sekte. Bir müzik eserinde, bitiş etkisi yapan armonik zincirlemeler bütünü.
CANLANDIRIM
Ortada kalan kalıntılarına göre bir eserin ana tasarısına uygun olarak yeniden çizimi.
DİZİN
Bir kitabın veya derginin kişi, konu, yer adı vb. bakımından içindekileri yer numarasıyla belirten ve eserin arkasında yer alan alfabetik liste, endeks, indeks, fihrist. Belli bir konuda çıkan kitap ve dergideki yazılarla ilişkiyi sağlayan ve ayrı bir kitap veya süreli yayın biçiminde çıkan eser. Kitaplık, belge vb. için düzenlenen belli bir bilginin veya belgenin bulunduğu yeri gösteren düzenli liste.
DÖRDÜZLEME
Eski Yunan tiyatrosunda üçü trajedi, sonuncusu yerme dramı olan dört sahne eserinden oluşan bölüm.
DONATIM
Donatma, teçhiz. Bir sanat eserinde ikinci derecede olan ayrıntılar, yardımcı ögeler. Bir fabrikayı, bir havaalanını, bir spor kuruluşunu veya bir askerî birliği etkinlik göstermesi için gerekli araç ve gereçlerle donatma.
BAŞOYUNCU
Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran erkek oyuncu, başaktör. Bir filmde veya tiyatro eserinde başrolü canlandıran kadın oyuncu, başaktris, primadonna.
ANLAM
Bir kelimeden, bir sözden, bir davranış veya olgudan anlaşılan şey, bunların hatırlattığı düşünce veya nesne, mana, meal, fehva, deme, mazmun, medlul, valör. Bir önermenin, bir tasarının, bir düşüncenin veya eserin anlatmak istediği şey.
ÇOĞALTMA
Çoğaltmak işi, teksir, fazlalaştırma, ziyadeleştirme. Bir sanat eserinin aslına uygun olarak yapılmış olan taklidi, reprodüksiyon.
DİNAMİT
Nitrogliserin ile yapılmış olan patlayıcı bir madde. Tutku, özlem, heyecan. Şiddetli, korkunç, hırslı.
ÇİY
Havada buğu durumundayken akşamın ve gecenin serinliğiyle yerde veya bitkilerde toplanan küçük su damlaları, şebnem, jale.
CİLT
Ten. Bir eserin ayrı ayrı basılan bölümlerinden her biri. Formaları, yaprakları birbirine dikerek veya yapıştırarak kitap, defter, dergi vb.ne geçirilen deri, bez veya kâğıtla kaplı kapak.
DİLİM
Bir bütünden kesilmiş veya ayrılmış ince, yassı parça. Değişik anlatı türü, masal, efsane, bilmece vb. bir metnin, bir eserin aslından az çok ayrılan değişik biçimli olanı, epizot. Belli ölçülere göre oluşmuş bölüm. Radyatör parçalarından her biri.
AŞIRMAK
Yüksek veya geçilmesi güç bir yerin üstünden diğer yanına geçirmek. Çalmak, çalıp götürmek, araklamak. Başkasının eserinden parçalar alıp kendisininmiş gibi göstermek. Tehlike içinde bulunan bir şeyi acele kaçırmak.
BASKI
Bir eserin basılış biçimi veya durumu. Bası sayısı. Belirli ruhsal etkinlik ve süreçleri, kişinin isteği dışında bilinçaltına itmesi veya bu itilenlerin bilince çıkmasını önleme durumu. Giysinin içine kıvrılıp dikilen kenarı. Bir maddeyi sıkıp ezen alet, pres. Top oyunlarında karşı takım oyuncusunun hareketini ve sonuç almasını engellemek amacıyla uygulanan yakın savunma durumu, pres. Bir eserin tekrarlanarak yapılmış olan baskı işlemlerinden her biri, edisyon. Hak ve özgürlükleri kısıtlayarak zor altında bulundurma durumu, tahakküm.
BESTE
Bir müzik eserini oluşturan ezgilerin bütünü.