Kelimeler arşivinde; içinde "oku" olan, toplam 400 tane kelime bulunuyor. İçerisinde oku bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu oku ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında oku olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
DOKUZALTMIŞBEŞLİK, MİTOKONDROKUPREİN
SOKUŞTURABİLMEK, SOKUŞTURUVERMEK, TOKUŞTURABİLMEK
OKUTTURABİLMEK, SEREBROKUPREİN, SOKUŞTURABİLME, SOKUŞTURUVERME, TOKUŞTURABİLME
DOKUNULMAZLIK, DOKUZDEĞİRMEN, ERİTROKUPREİN, HEPATOKUPREİN, KOKULANDIRMAK, OKULOMOTORYUS, OKUTTURABİLME
DOKUNAKLILIK, DOKUZUNCULUK, KOKULANDIRMA, OKURYAZARLIK, ONDOKUZMAYIS, DOKUNUVERMEK, DOKUYABİLMEK, EKZOKUTİKULA, ENDOKUTİKULA, KUYRUKSOKUNU, SOKULABİLMEK, SOKULUVERMEK, YOKUŞBAĞLARI
DOKUMACILIK, DOKUNDURMAK, DOKUNMABANA, DOKUYUCULUK, FOKURDATMAK, KOKUŞTURMAK, SOKULGANLIK, SOKUŞTURMAK, SUOKUGİLLER, TOKURDATMAK, TOKUŞTURMAK, ÇOKUŞTURMAK, DOKUNUVERME, DOKUYABİLME, DOKUZARLAMA, DOKUZÇELTİK, DOKUZLATMAK, FOKUSLANMAK, HEMOKUPREİN, HİPOKUPREMİ, İNOKULASYON, KOKULUPINAR, KOKURDAŞMAK, MUKOKUTANÖZ, OKULSONRASI, OKUNABİLMEK, OKUNAKLILIK, OKUTABİLMEK, OKUYABİLMEK, OKUYUVERMEK, Devamını Oku »»
DOKUMAHANE, DOKUNCASIZ, DOKUNDURMA, DOKUNULMAK, DOKUNULMAZ, FOKURDAMAK, KOKULANMAK, KOKUŞTURMA, OKULLAŞMAK, OKUTMANLIK, OKUTTURMAK, OKUYUCULUK, SOKUŞTURMA, TOKURDAMAK, TOKURDATMA, TOKUŞTURMA, YOKUMSAMAK, YÜKSEKOKUL, ÇOKUMAKLIK, ÇOKUNTULUG, ÇOKUNTULUK, ÇOKUVERMEK, DOKURCUNLU, DOKUZÇAVUŞ, DOKUZDANLU, DOKUZGÖBEK, DOKUZHÜYÜK, DOKUZKONAK, DOKUZPINAR, DOKUZTEKNE, Devamını Oku »»
DOKUNAKLI, DOKUNCALI, DOKUNULMA, DOKUZUNCU, FOKURDAMA, KOKULANMA, KUŞLOKUMU, LATİLOKUM, OKULLAŞMA, OKUMUŞLUK, OKUNAKSIZ, OKUNULMAK, OKURYAZAR, OKUTTURMA, OKUTULMAK, TOKURDAMA, YOKUMSAMA, BİNOKULER, BOKBOKUNA, ÇOKUMEŞME, DEMİRBOKU, DOKUZAĞAÇ, DOKUZARLI, DOKUZELMA, DOKUZOĞUL, DOKUZTEPE, FOKUSLAMA, KARAYOKUŞ, KIRIKSOKU, KOCAYOKUŞ, Devamını Oku »»
ANAOKULU, DOKUMACI, DOKUMALI, DOKUNMAK, DOKUNSAL, DOKURCUK, DOKURCUN, DOKUTMAK, DOKUYUCU, DOKUZGEN, DOKUZTAŞ, FOKURDAK, KOKURDAN, KOKUŞMAK, KOKUTMAK, OKUNAKLI, OKUNULMA, OKUTULMA, ORTAOKUL, SOKULGAN, SOKULMAK, SOKUŞMAK, TOKUŞMAK, ÇOKURDUM, ÇOKURMAK, ÇOKUŞMAK, DOKURCUM, DOKURMAK, DOKUŞMAK, DOKUZÇAM, Devamını Oku »»
DOKUMAK, DOKUNAÇ, DOKUNCA, DOKUNMA, DOKUNUM, DOKUNUŞ, DOKUSUZ, DOKUTMA, DOKUYUŞ, DOKUZAR, DOKUZLU, FOKURTU, İLKOKUL, KAZBOKU, KOKUSUZ, KOKUŞMA, KOKUŞUK, KOKUTMA, OKULDAŞ, OKUNMAK, OKUTMAK, OKUTMAN, OKUYUCU, SOKULMA, SOKULUŞ, SOKUŞMA, TOKURTU, TOKUŞMA, YOKUŞÇU, AKYOKUŞ, Devamını Oku »»
DOKUMA, KOKUCU, KOKULU, OKULLU, OKUMAK, OKUMUŞ, OKUNMA, OKUNTU, OKUNUŞ, OKUTMA, OKUTUŞ, OKUYUŞ, SOKUCU, SOKULU, DOKUZA, FIKOKU, HOKUCU, KOKUCİ, LOKUSA, OKUCEK, OKUĞAN, OKULİN, OKULUK, OKULUS, OKUNAK, OKUNCU, OKUNDU, OKUNUK, OKURCA, OKUŞLU, Devamını Oku »»
DOKUZ, KOKUŞ, LOKUM, OKUMA, OKUME, SOKUM, SOKUR, SOKUŞ, SUOKU, TOKUZ, YOKUŞ, AROKU, ÇOKUM, ÇOKUŞ, DOKUR, DOKUS, DOKUŞ, FOKUS, GOKUŞ, HOKUÇ, HOKUK, HOKUL, HOKUR, KOKUÇ, KOKUM, LOKUL, LOKUR, LOKUS, LOKUŞ, LOKUT, Devamını Oku »»
DOKU, KOKU, OKUL, OKUR, SOKU, ÇOKU, GOKU, HOKU, OKUN, OKUŞ, OKUZ, TOKU, YOKU, ZOKU
OKU
OKU
Küçük armağanlarla yapılan düğün çağrısı. Armağan. Düğün çağrısı yapılan kimselere verilen çay şekeri, kibrit ve benzerleri küçük armağanlar. Düğün çağrıcısı (genellikle kadın). Düğün davetiyesi. Davetiye. Düğün davetiyesi. (Ağıl Eğridir Isparta).
DOKUNULMAZLIK
Dokunulmaz, ilişilmez, karışılmaz olma durumu, masuniyet. Anayasa veya uluslararası gelenekler gereğince, kişilere tanınan ilişilmez olma durumu.
SOKUŞTURABİLME
Sokuşturabilmek işi.
SOKUŞTURUVERMEK
Çabucak sokuşturmak.
OKUTTURABİLMEK
Okutturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SOKUŞTURUVERME
Sokuşturuvermek işi.
TOKUŞTURABİLMEK
Tokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SOKUŞTURABİLMEK
Sokuşturma imkânı veya olasılığı bulunmak.
DOKUZDEĞİRMEN
Düzce şehri, Cumayeri ilçesi, merkez nahiyesine bağlı bir bölge. Erzurum kenti, Oltu ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim yeri.
HEPATOKUPREİN
Karaciğerde fazla bakırı depolayan protein.
ERİTROKUPREİN
Hemokuprein.
DOKUZALTMIŞBEŞLİK
Namlusu 9,65 milimetre çapında olan bir tabanca türü.
MİTOKONDROKUPREİN
Yeni doğanlarda bilhassa karaciğer mitokondrilerinde bulunan bakırı depolayan protein. Yeni doğanlarda bakırı depolar ve sitokrom oksidazın oluşumunda bakır deposu olarak hizmet eder.
TOKUŞTURABİLME
Tokuşturabilmek işi.
KOKULANDIRMAK
Özel bir koku kazandırmak.
SEREBROKUPREİN
Beyinde bulunan ve bakır kapsayan protein. Beyindeki bakırlı protein.
Bu bölümde tanımı içerisinde OKU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ACIKLI
Acındıracak, acı verecek nitelikte olan, dokunaklı, üzücü, koygun. Acı görmüş, yaslı, kederli.
AHUDUDU
Gülgillerden, böğürtleni andıran, çalı görünümünde, dikenli bir bitki (Rubus idaeus). Bu bitkinin duta benzeyen, kırmızı renkli, sulu ve kokulu yemişi, ağaç çileği, frambuaz.
AKADEMİ
Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.
AFET
Çeşitli doğa olaylarının sebep olduğu yıkım. Çok kötü. Hastalıkların dokularda yaptığı bozukluk. Güzelliği ile insanı şaşkına çeviren, aklını başından alan kadın. Kıran.
AKICI
Akma özelliği olan. Kesintisiz. Kolay anlaşılabilen, okunabilen, anlamca açık (anlatım), selis.
ACILIK
Acı olma durumu. Dokunaklılık, kederlilik, yaslılık.
ACIMSI
Acıyı andıran, acıya benzeyen, acı gibi, acımtırak. Dokunaklı.
AKARLAR
Gövdeleri halkasız, başları göğüsle birleşik, ağız yapıları ısırıcı, sokucu veya emici örümceğimsiler takımı.
ACILAŞMAK
Tadı bozulmak, acı olmak. Konuşma sert bir durum almak, kırıcılaşmak. Dokunaklı duruma gelmek. Yemlerde genellikle yağ asitlerinin oksidasyonu ve hidroliz sonucu uygun olmayan koku ve tat meydana gelmek.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AĞITLAMA
Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.
AHTAPOT
Kafadan bacaklılardan, dokunaçlı bir tür mürekkep balığı (Octopus). Genellikle burun zarı üzerinde çıkan bir ur türü, polip.
AKAMBER
Özellikle amber balığının bağırsaklarından çıkarılan, kül renginde, yapışkan, bükülgen ve misk gibi kokusu olan bir taş. Sıcak ülkelerde yetişen bir ağaçtan elde edilen katı, güzel kokulu reçine.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
ABRA
Dara. Angarya, yük. Bir değiş tokuşta üste verilen şey. Denge.
AĞIZLIK
Bir ucuna sigara takılan, öbür ucundan nefes çekilen çubuk biçimindeki araç. Hayvanın ısırmasına, zararlı bir şey yemesine engel olmak için ağzına takılan tel, deri vb. kafes. Nefesli çalgılarda ağza gelen yer. Kuyu bileziği. Su tesisatında su alıp vermeye yarayan vanalı uç. Yemiş küfelerinin üzerine yapraklı dallarla yapılmış olan kapak. Telefon vb. cihazlarda ağza yaklaştırılan bölüm. Huni. Bir şeyin başladığı yer. Dokumacılıkta çözgünün açılıp kapandığı ve içinde mekiğin geçtiği yer.
AÇELYA
Kokusuz, güzel renkli çiçekler açan bir bitki (Rhododendron).
ACI
Bazı maddelerin dilde bıraktığı yakıcı duyu, tatlı karşıtı. Kırıcı, üzücü, incitici, dokunaklı, kötü. Herhangi bir dış etken dolayısıyla duyulan rahatsızlık, ızdırap. Keskin, şiddetli. Çarpıcı, göz alıcı (renk). Tadı bu nitelikte olan. Ölüm, yangın, deprem vb. olayların yarattığı üzüntü, keder, elem.
AĞIT
Ölenin iyi niteliklerini, ölümünden duyulan acıyı dile getiren söz veya ezgi. Gelinin arkasından niteliklerini anlatan söz veya ezgi. Ölen bir kimsenin gençliğini, güzelliğini, iyiliklerini, değerlerini, arkada bıraktıklarının acılarını, büyük felaketlerin acılı etkilerini dile getiren söz veya okunan ezgi, yazılan yazı, sagu, mersiye.
ADAMCIL
İnsandan ürkmeyen, insana alışmış olan, insana sokulan, sıcakkanlı, munis.