Kelimeler arşivinde; içinde "kını" olan, toplam 52 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kını bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kını ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kını olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YALIÇAPKINIGİLLER
KINIKDELİLERİ
YAKINIMSILIK
YUKARIKINIK, KINIKININDA, YALIÇAPKINI, KINIKTIRMAK, SAKINICILAR
KINIKKONAZ, KINIKSIMAK, KINIKININA, KINIKGÜNEY, KINIKASLAN, KAÇKINIMSI, ILICAKINIK, SAKINILMAK, SAKINIMSIZ, SAZAKKINIK, BAKINILMAK, AŞAĞIKINIK, SUSUZKINIK, TAŞKINIMSI, YIKINILMAK
SAKINILMA, KINIRTMAK, KINIKYERİ, YAZIKINIK, KINIKIRIK, KINIKIMAK, SAKINIMLI
KINIKLAR, KINIKMAK, KALKINIŞ, TATKINIK, ADAKINIK, KINITMAK, BAŞKINIK
KINIKLI, SAKINIM, SAKINIŞ, YAKINIŞ, BAKINIŞ, KINICIK, KINIŞIK, KINIFIR, KINIKMA
IKINIH
KINIT, KINIŞ, KINIG, KINIK
KINI
KINI
Bir kimseye takılan takma ad : Hele ha şu kınaya ne oldu?. Kına.
SAKINICILAR
Allah'tan korkup dinin emrini yerine getirenler.
KAÇKINIMSI
Kaçkını andırır, kaçkına benzer.
KINIKININDA
Cinsel birleşme durumunda : Ben onları kınıkınında gördüm.
KINIKININA
Tastamam, tıpatıp.
KINIKKONAZ
Kahramanmaraş şehri, Göksun ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KINIKTIRMAK
Bıktırmak.
KINIKSIMAK
Kanmak, doymak, alışmak.
KINIKDELİLERİ
Çorum ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
YALIÇAPKINIGİLLER
Örneği yalıçapkını olan omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren bir familya.
KINIKASLAN
Gayretli, çabalayan kimse.
KINIKGÜNEY
Tokat şehrinde, Karayaka nahiyesine bağlı bir bölge.
YUKARIKINIK
Bolu şehrinde, Göynük belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
YALIÇAPKINI
Yalıçapkınıgillerden, su kıyılarında yaşayan, sırtı mavi ve yeşil, karnı pas rengi bir kuş, emircik, iskele kuşu (Alcedo atthis).
ILICAKINIK
Bolu şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
YAKINIMSILIK
(X, ß) bir yakınımsı uzay olmak üzere G(X) güç kümesi üzerindeki ß ikili bağıntısı.
Bu bölümde tanımı içerisinde KINI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ÇENET
Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk. İstiridye vb. iki çeneli yumuşakçalarda, kolsu ayaklılarda kavkının iki parçasından her biri.
FARİĞ
Vazgeçmiş, çekilmiş. Bir mülkün kullanma hakkını başkasına bırakan. Sıkıntısız, rahat.
ANÜS
Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.
ANTARKTİK
Güney Kutbu ile ilgili, Güney Kutbu yakınında olan.
EMİRCİK
Yalıçapkını.
DENGEŞİK
Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen.
CORUM
Balık akını. Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu.
ARKTİK
Kuzey Kutbu'yla ilgili, Kuzey Kutbu yakınında olan.
ADSIZ
Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.
BÖLME
Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.
BELGELİ
Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).
BOYNUZLANMAK
Boynuzu çıkmak. Karısı veya bir kadın yakını tarafından aldatılmak. Boynuz batırılmak, boynuz yarası almak.
AKTARMA
Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.
AVUKAT
Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.
BLÖF
İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.
ÇEVRE
Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.
FASONE
Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş. Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği.
ACEMLEŞMEK
Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.
BIRAKMAK
Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.
DİLCİK
Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı. Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm. Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça.