İçinde KINI geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "kını" olan, toplam 52 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kını bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu kını ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kını olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

17 harfli kelimeler

YALIÇAPKINIGİLLER

13 harfli kelimeler

KINIKDELİLERİ

12 harfli kelimeler

YAKINIMSILIK

11 harfli kelimeler

YUKARIKINIK, KINIKININDA, YALIÇAPKINI, KINIKTIRMAK, SAKINICILAR

10 harfli kelimeler

KINIKKONAZ, KINIKSIMAK, KINIKININA, KINIKGÜNEY, KINIKASLAN, KAÇKINIMSI, ILICAKINIK, SAKINILMAK, SAKINIMSIZ, SAZAKKINIK, BAKINILMAK, AŞAĞIKINIK, SUSUZKINIK, TAŞKINIMSI, YIKINILMAK

9 harfli kelimeler

SAKINILMA, KINIRTMAK, KINIKYERİ, YAZIKINIK, KINIKIRIK, KINIKIMAK, SAKINIMLI

8 harfli kelimeler

KINIKLAR, KINIKMAK, KALKINIŞ, TATKINIK, ADAKINIK, KINITMAK, BAŞKINIK

7 harfli kelimeler

KINIKLI, SAKINIM, SAKINIŞ, YAKINIŞ, BAKINIŞ, KINICIK, KINIŞIK, KINIFIR, KINIKMA

6 harfli kelimeler

IKINIH

5 harfli kelimeler

KINIT, KINIŞ, KINIG, KINIK

4 harfli kelimeler

KINI

Bazı kelimelerin anlamları

KINI

Bir kimseye takılan takma ad : Hele ha şu kınaya ne oldu?. Kına.

SAKINICILAR

Allah'tan korkup dinin emrini yerine getirenler.

KAÇKINIMSI

Kaçkını andırır, kaçkına benzer.

KINIKININDA

Cinsel birleşme durumunda : Ben onları kınıkınında gördüm.

KINIKININA

Tastamam, tıpatıp.

KINIKKONAZ

Kahramanmaraş şehri, Göksun ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.

KINIKTIRMAK

Bıktırmak.

KINIKSIMAK

Kanmak, doymak, alışmak.

KINIKDELİLERİ

Çorum ili, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.

YALIÇAPKINIGİLLER

Örneği yalıçapkını olan omurgalı hayvanlardan kuşlar sınıfına giren bir familya.

KINIKASLAN

Gayretli, çabalayan kimse.

KINIKGÜNEY

Tokat şehrinde, Karayaka nahiyesine bağlı bir bölge.

YUKARIKINIK

Bolu şehrinde, Göynük belediyesi, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

YALIÇAPKINI

Yalıçapkınıgillerden, su kıyılarında yaşayan, sırtı mavi ve yeşil, karnı pas rengi bir kuş, emircik, iskele kuşu (Alcedo atthis).

ILICAKINIK

Bolu şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim birimi.

YAKINIMSILIK

(X, ß) bir yakınımsı uzay olmak üzere G(X) güç kümesi üzerindeki ß ikili bağıntısı.

  -   -   -  

Anlamında KINI bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde KINI geçen kelimeler listesi verilmiştir.

ÇENET

Açıldığında tohumların ortaya çıktığı kabuk. İstiridye vb. iki çeneli yumuşakçalarda, kolsu ayaklılarda kavkının iki parçasından her biri.

FARİĞ

Vazgeçmiş, çekilmiş. Bir mülkün kullanma hakkını başkasına bırakan. Sıkıntısız, rahat.

ANÜS

Sindirim sisteminin sonunda bulunan ve dışkının atılmasına yarayan çıkış deliği, makat, şerç, büzük, göt, sofra.

ANTARKTİK

Güney Kutbu ile ilgili, Güney Kutbu yakınında olan.

EMİRCİK

Yalıçapkını.

DENGEŞİK

Dümen sisteminde yelpazenin itme merkezinin yakınına konulan ek dümen.

CORUM

Balık akını. Uskumruların büyük balıklardan korkarak kıyıya sığınması durumu.

ARKTİK

Kuzey Kutbu'yla ilgili, Kuzey Kutbu yakınında olan.

ADSIZ

Adı olmayan, isimsiz. Tanınmayan, bilinmeyen, isimsiz. Türklerde, ailesinden ayrıldığı için artık onun adını taşımak, onun adıyla anılmak hakkını yitirmiş olan, bir yararlık gösterdiğinde ancak ad kazanabilen delikanlı, isimsiz.

BÖLME

Bölmek işi, ayırma, parçalama, taksim. Cins kavramlarını tür, alt tür kavramlarına ayırma işi. Büyük bir yeri, alanı küçük oda veya kısımlara ayıran ince duvar veya tahta perde. Kalın ağaç gövdesinden odun veya tekne yapmak için ayrılan tomruk. Gemilerin içinde, su baskını, yangın vb. durumlarda, ara kapılar kapandığında arızanın veya hasarın yayılmasını önlemek için kullanılan birbirlerinden ayrılmış yerler. Salon, oda, sofa vb. büyük bir yerden ayrılmış daha küçük yer. Dört işlemden biri, taksim.

BELGELİ

Belgesi olan (kimse). İki yıl üst üste sınıfta kaldığı için okula devam etme hakkını yitirerek belge alan (öğrenci).

BOYNUZLANMAK

Boynuzu çıkmak. Karısı veya bir kadın yakını tarafından aldatılmak. Boynuz batırılmak, boynuz yarası almak.

AKTARMA

Aktarmak işi. Bir yolcunun gideceği yere birkaç araç değiştirerek ulaşması. Bir kimsenin herhangi bir hakkını bir başkasına geçirmesini sağlayan iş, transfer. Alıntı. Bir oyuncunun topu kendi takımından bir başka oyuncuya göndermesi. Bir taşıttan başka bir taşıta geçme. Sürülmemiş tarlayı ilk veya ikinci kez sürme. Para aktarımı. Arıları bir kovandan ötekine geçirme.

AVUKAT

Hak ve yasa işlerinde isteyenlere yol göstermeyi, mahkemelerde, devlet dairelerinde başkalarının hakkını aramayı, korumayı meslek edinen ve bunun için yasanın gerektirdiği şartları taşıyan kimse. Gerekmediği hâlde başkasını savunan, onun adına konuşan kimse.

BLÖF

İskambil oyunlarında elindeki kâğıtları olduğundan başka gösterme davranışı. Kazanda yoğunlaşan suyu dışarı atma. Karşısında kişiyi yanıltarak veya yıldırarak bir işten caydırmak için söylenen asılsız söz veya takınılan aldatıcı tavır, kurusıkı.

ÇEVRE

Bir şeyin yakını, dolayı, etraf, periferi. Bir birimden önce veya sonra gelen aynı türden birimlerin tümü, bunların oluşturduğu küçük grup, kontekst. Kişinin içinde bulunduğu toplumu oluşturan ortam. Hayatın gelişmesinde etkili olan doğal, toplumsal, kültürel dış faktörlerin bütünlüğü. Bir kimse ile ilişkisi bulunanlar, muhit. Yağlık. Düzlem üzerindeki bir şekli sınırlayan çizgi. Aynı konu ile ilgisi bulunan kimselerin tümü, muhit.

FASONE

Çözgü veya atkının kumaş yüzeyi üzerinde, kendiliğinden bir desen oluşturduğu her tür kumaş. Bu tür kumaşları oluşturan desen örneği.

ACEMLEŞMEK

Kültür ve medeniyet bakımından İran halkını örnek almak veya etkisi altında kalmak.

BIRAKMAK

Elde bulunan bir şeyi tutmaz olmak. Yanına almamak, yanında götürmemek. Koymak. Bıyık ya da sakal uzatmak. Bir işi başka bir zamana ertelemek. Ölen, ayrılan birinden iş, kişi, nesne vb. şeyler kalmak. Bakılmak, korunmak için vermek. Kötü bir durumda terk etmek. Ayrılmak, terk etmek. Yapışık olan bir şey yapışıklıktan kurtulmak. Özgürlük vermek, hürriyetine kavuşmasını sağlamak. Bulunduğu yeri veya durumu değiştirmemek. Saklamak, artırmak. Sarkıtmak. Bir işin sorumluluğunu, yükümlülüğünü başkasına vermek, görevlendirmek. Uğraşmaz olmak, artık uğraşmamak. Boşamak. Bulunduğu veya dokunduğu yerde bir şey oluşturmak, meydana getirmek. Sınıf geçirmemek, döndürmek. Bir alışkanlıktan veya bir işten vazgeçmek. Bir pazarlıkta, belli bir fiyata vermeyi kabul etmek. Engel olmamak. Unutmak. Sahiplik hakkını başkasına vermek.

DİLCİK

Buğdaygillerde, yaprak ayası ile yaprak kınının birbirinden ayrıldığı yerde bulunan sivri uçlu, küçük, saydam çıkıntı. Böceklerin ağzında küçük dilin önünde bulunan bölüm. Üflemeli çalgılarda, org borularında kamış, tahta veya metalden yassı parça.