Kelimeler arşivinde; içinde "kuru" olan, toplam 229 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kuru bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kuru ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kuru olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KURUMSALLAŞTIRMAK
KURUMSALLAŞTIRMA
KURUMLANABİLMEK
KURULAYABİLMEK, KURUMLANABİLME, KURUMLAŞTIRMAK, KURUMLUPERVANE, KURUMSALLAŞMAK, KURUŞLANDIRMAK, KURUTULABİLMEK, SAVCILIKURUTLU
TAHTAKURULARI, AŞAĞIKURUDERE, KAVURMAÇUKURU, KURULAYABİLME, KURUMLAŞTIRMA, KURUMSALLAŞMA, KURUNTUSUZLUK, KURUŞLANDIRMA, KURUTULABİLME, MENDEMEÇUKURU
HÜSNÜKURUNTU, YAPRAKKURUSU, FİLİZKURUTAN, GÖYNÜKÇUKURU, KURUDEĞİRMEN, KURULABİLMEK, KURULUŞÇULUK, KURUMSURAMAK, KURUNTULULUK, KURUTABİLMEK, KURUTAKIRDAK, KURUTUVERMEK, KURUYABİLMEK, KURUYAKALMAK, KURUYUVERMEK, ŞEHİRKURUÇAY, YENİKURUDERE, ZEYTİNÇUKURU
KURUMLANMAK, KURUMLAŞMAK, KURUMSUZLUK, TAHTAKURUSU, KETENÇUKURU, KİRENÇUKURU, KÖMÜRÇUKURU, KURUCAHÜYÜK, KURULABİLME, KURUTABİLME, KURUTLUTEPE, KURUTUVERME, KURUYABİLME, KURUYUVERME, PINARÇUKURU, TAVUKÇUKURU
KURUCAŞİLE, KURULANMAK, KURULAŞMAK, KURUMLANIŞ, KURUMLANMA, KURUMLAŞMA, KURUNTUSUZ, KURUTMALIK, KURUTULMAK, KURUYASICA, DALKURUTAN, KANKURUTAN, ARKURUSINA, DARIÇUKURU, EFENÇUKURU, ELMAÇUKURU, ERİKKURUSU, KUMAÇUKURU, KURTÇUKURU, KURUCAABAT, KURUCAOLUK, KURUCAÖREN, KURUKAĞŞAK, KURUKAYMAK, KURUMCULUK, KURUMLULUK, KURUMSAMAK, KURUNTULUK, KURUŞAKŞAK, KURUVERMEK, Devamını Oku »»
KURUCULUK, KURULAMAK, KURULANIŞ, KURULANMA, KURULAŞMA, KURULAYIŞ, KURUNTUCU, KURUNTULU, KURUTMALI, KURUTULMA, UÇKURUTAN, FIRINKURU, GÜCKURUSU, GÜLKURUSU, KARAKURUM, KARAKURUŞ, KARAKURUT, KURUAKSAK, KURUBACAK, KURUCABEL, KURUCAOVA, KURUCULAR, KURUÇEŞME, KURUDEZEN, KURUGERİŞ, KURUGİCİK, KURUGÖKÇE, KURUGÜNEY, KURUHÜYÜK, KURUKAVAK, Devamını Oku »»
KURULAMA, KURULMAK, KURULTAY, KURUMSAL, KURUMSUZ, KURUSIKI, KURUŞLUK, KURUTMAÇ, KURUTMAK, KURUTUCU, YARKURUL, APARKURU, AYÇUKURU, KASKURUK, KUKURUKU, KURUAĞAÇ, KURUAĞIL, KURUAYŞE, KURUBAKI, KURUBURU, KURUCALI, KURUÇALI, KURUDERE, KURUKAFA, KURULGAN, KURULĞAN, KURULKAN, KURUMEŞE, KURUMSAK, KURUPARA, Devamını Oku »»
KUPKURU, KURULMA, KURULUK, KURULUŞ, KURUMAK, KURUMLU, KURUNTU, KURUTAÇ, KURUTMA, KURUTUŞ, KURUYUŞ, ALAKURU, DOĞKURU, DOVKURU, KUKURUZ, KURUALİ, KURUBAŞ, KURUCAN, KURUCUK, KURUÇAM, KURUÇAY, KURUDAN, KURUDİL, KURUGAN, KURUGAZ, KURUGÖL, KURUKAN, KURUKOL, KURUKÖY, KURUKUR, Devamını Oku »»
KURUCU, KURULU, KURUMA, USKURU, ALKURU, ARKURU, AVKURU, KURUCA, KURULE, KURUTU
KURUL, KURUM, KURUŞ, KURUT, KURUK, KURUN
KURU
KURU
Suyu, nemi olmayan, yaş ve nemli karşıtı. Katıksız, yanında başka şey olmayan (yiyecek). Zayıf, çelimsiz, arık, sıska, kaknem. Canlılığını yitirmiş (bitki). Daha sonra kullanılmak için kurutulmuş, taze ve yeşil karşıtı. Heyecanı, tadı olmayan, tekdüze. Kuru fasulye. Salgısı olmayan. Etkisi ve sonucu olmayan. Döşenmemiş, çıplak. Yağış almayan veya üzerinde bitki olmayan. Akıcı olmayan, duygudan yoksun.
KURUŞLANDIRMAK
Bir listede yer alan her maddenin fiyat tutarını hesap edip belirtmek.
KAVURMAÇUKURU
Erzurum şehrinde, Çiftlik nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
TAHTAKURULARI
Yarım kanatlılardan, pis kokulu, kan emici böcekler topluluğu.
KURUMLAŞTIRMAK
Kurum durumuna getirmek.
KURUTULABİLMEK
Kurutulması imkânı veya olasılığı bulunmak.
KURUMSALLAŞTIRMA
Kurumsallaştırmak işi.
KURULAYABİLMEK
Kurulama imkânı veya olasılığı bulunmak.
AŞAĞIKURUDERE
Afyon ilinde, Emirdağ ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir bölge.
KURUMSALLAŞTIRMAK
Kurumlaşmasını sağlamak.
KURUMSALLAŞMAK
Kurumsal duruma gelmek. Örgütlü duruma gelmek. Süreklilik kazanmak.
SAVCILIKURUTLU
Kırşehir ilinde, Savcılı bucağına bağlı bir bölge.
KURULAYABİLME
Kurulayabilmek işi.
KURUMLUPERVANE
Vidalayı işlemek için kullanılan pervaneli araç. (Bor Niğde).
KURUMLANABİLMEK
Kurumlanma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KURUMLANABİLME
Kurumlanabilmek işi.
Bu bölümde tanımı içerisinde KURU geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ADAMOTU
Patlıcangillerden, geniş yapraklı, mavi çiçekli, meyveleri sarı, çok yıllık bir bitki, kankurutan, adamkökü (Mandragora autumnalis).
AKADEMİ
Yüksekokul. Çıplak modelden yapılmış insan resmi. Bilginler, yazarlar, sanatçılar kurulu.
AÇIKLAYICI
Bir sorunu gerekli açıklığa kavuşturan. Kendinden önce gelen kelimeyi belirten, açıklayan (kelime veya kelimeler): "Atatürk, yeni Türkiye'nin kurucusu, daima saygı ile anılacaktır" cümlesindeki 'yeni Türkiye'nin kurucusu' sözü Atatürk adının açıklayıcısıdır.
ABONMAN
Bir satıcı veya kamu kuruluşu ile alıcılar arasında yapılmış olan anlaşma, sürdürüm. Abone olma durumunu gösteren belge. Kent içinde ulaşımı sağlayan otobüslerde para yerine geçen bilet veya kart.
ADRES
Bir kimsenin oturduğu yer, bulunak. Hedef gösterilen yer. Bir kimsenin sık olarak gittiği yer. Kurum ya da kuruluşun bulunduğu yer.
ACİZ
Gücü bir işe yetmez olanın durumu, güçsüzlük. Beceriksizlik. Kişinin ve kuruluşun borcunu vaktinde ödeyememesi durumu.
ADALET
Yasalarla sahip olunan hakların herkes tarafından kullanılmasının sağlanması, türe. Herkese kendine uygun düşeni, kendi hakkı olanı verme, doğruluk. Bu işi uygulayan, yerine getiren devlet kuruluşları. Hak ve hukuka uygunluk, hakkı gözetme.
AKAÇLAMAK
Bir yerde birikmiş suları akıtmak. Bataklıkları akaç yoluyla kurutmak.
AĞA
Geniş toprakları olan, sözü geçen, varlıklı kimse. Halk arasında sayılan ve sözü geçen erkeklere verilen unvan. Osmanlı Devleti'nde bazı kuruluşların başında bulunanlara verilen resmî san. Ağabey. Cömert, eli açık. Okuryazar olmayan yaşlı kimselerin adlarıyla birlikte kullanılan san. Koca.
AÇILIŞ
Açılma işi. Yeni bir yapının, yerin veya kuruluşun çalışmaya başlaması, küşat.
AKLANMAK
Ak olmak, temizlenmek. Hakkında dava açılan sanık, yargılama sonunda suçsuz bulunmak, temize çıkmak, beraat etmek. Kooperatif, şirket, dernek vb. kuruluşların faaliyetleri ve harcamaları genel kurulca uygun bulunmak.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AHBAP
Kendisiyle yakın ilişki kurulup sevilen, sayılan kimse. Samimiyet, içtenlik bildiren bir seslenme sözü.
AJANS
Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş. Bu iş kollarının çalıştığı büro. Radyoda haber bülteni.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
ADLİYE
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kuruluşları. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî yapı.
AÇILMAK
Açma işine konu olmak. Kendine gelmek, biraz iyileşmek, ferahlamak. Kıyıdan uzaklaşmak. Yeni bir bakış açısı getirmek. Renk koyuluğunu yitirmek. Kapı, yol vb. geçit vermek. Gereken güce ulaşmak. Kuruluşlar ilk kez veya yeniden işe başlamak. Sıkılması, çekinmesi, tutukluğu kalmamak. Herhangi bir konuyla veya sorunla ilgili olarak düşünce ve uygulamalarda yeni koşulların gerektirdiği değişiklikleri veya yenilikleri yapmak. Ayrıntıya girmek. Sırrını, üzüntüsünü, sorunlarını birine söylemek. Genişlemek, bollaşmak. İşini gereğinden veya yapabileceğinden geniş tutmak. Delinmek, yırtılmak. Sis, karanlık, duman vb. dağılmak, yoğunluğunu yitirmek.
ACENTELİK
Acentenin yaptığı iş. Acente kuruluşu.
AKBAKLA
Kuru fasulye.
ACENTE
Bir kuruluşun yaptığı işi onun adına kazanç karşılığında yürüten daha küçük kuruluş. Bu kuruluşun veya şubelerinin başında bulunan kimse. Bir kuruluşa bağlı olmaksızın sözleşmeye dayanarak belirli bir yer ve bölge içinde sürekli olarak ticarethane veya işletmeyi ilgilendiren işlerde aracılık eden, bunları o işletme adına yapan kimse. Banka şubesi. Vapur ortaklığı.