Kelimeler arşivinde; içinde "kafi" olan, toplam 17 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kafi bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kafi ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kafi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KAFİYESİZLİK
KAFİRLEŞMEK
KAFİRLEŞME, KAFİRİSTAN
KAFİYESİZ, BAŞKAFİYE
SKAFİYUM, KAFİRLİK, KAFİYELİ, KAFİRİYE
KAFİRİN
KAFİNG, KAFİYE, KAFİLE
KAFİR, KAFİL
KAFİ
KAFİ
Yeterli, yetecek ölçüde olan. "Yeter, yetişir, artık istemez" anlamlarında bir seslenme sözü. Kâfi.
KAFİRİYE
Bir çeşit çiçek.
KAFİRLEŞMEK
Kâfir gibi olmak.
KAFİRİSTAN
Kâfir ülkesi, Müslüman olmayanların yaşadığı yer.
KAFİRLEŞME
Kâfir gibi olma.
KAFİLE
Birlikte hareket eden topluluk. Sıra ile gönderilen şeylerin her bir bölüğü. Aynı yöne giden taşıt veya yolcu topluluğu, konvoy.
KAFİRİN
Süpürge darısından saflaştırılan bir protein.
BAŞKAFİYE
Dize başlarında aynı kelime olmamak kaydıyla aynı sesleri veren kelimelerden oluşan uyak.
KAFİYESİZ
Uyaksız.
KAFİYELİ
Uyaklı.
SKAFİYUM
Erkek kelebeklerin. bölütünde bulunan çiftleşme çıkıntısı.
KAFİRLİK
Kâfir olma durumu.
KAFİR
Tanrı'nın varlığını ve birliğini inkâr eden kimse. Sevilen birine takılmak, sitem etmek için kullanılan bir seslenme sözü. Acımasız, zalim kimse. Genellikle Müslüman olmayanlara verilen ad.
KAFİYE
Uyak. Halk edebiyatında ayak.
KAFİYESİZLİK
Uyaksızlık.
KAFİNG
Bir sınırın etrafında, onu çepeçevre saran manşet benzeri bir yapının oluşması.
Bu bölümde tanımı içerisinde KAFİ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
GÜREF
Küme, sürü, kafile.
HANUT
Özellikle turist kafilelerini alışveriş etmeleri için belirli dükkânlara götürme işinden alınan yüzde.
GAVIR
Gâvur, İslam ve Türk olmayan. Gâvur. Gâvur, Müslüman olmayan kimse. Gavur, kafir. Hristiyan, gayrimüslim. Gavur, düşman.
BAKRANA
Küme, grup, kafile.
HACBEYİ
Her yıl hacca giden kafilenin başkanı.
AKBAŞLI
Papatya. İnce ve sık yapraklı, beyaz çiçekli bir yabani ot, ayvadana. Küfür olarak kullanılır. Düğün sırasında hediyeleri kız tarafına götürecek kafilede ilâhi okuyanın arkasında bulunan yaşlı kadın. Civanperçemi. Sakarya şehrinde, Kaynarca belediyesi, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim yeri.
GÜREM
Küme, sürü, kafile.
AYAH
Ayak. Kafiye. Mayalardan önce, makama uygun olarak çalınan ya da söylenen beste. Kadın, bk. kanayak çoluh çocuh ayah. Ayak, kafiye, kapı. Defa. Ayak - başdan ayaği: başından sonuna.
DEYİŞLEME
Beste, makam. Kafiyeli atasözü. Bir sözün, masalın, türkünün anlamı. Mâni.
UYAK
Şiirde dizelerin sonunda tekrarlanan ve aynı ahengi veren heceler veya aynı görevde olmayan ancak benzeşen sesler, kafiye.
BORANA
Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Şiddetli kar, fırtına, kasırga. Yumurta, yağda kızartıldıktan yahut suda haşlandıktan sonra üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan yemek. Ispanak, yoğurt ve yumurta ile yapılan bir çeşit yemek. Komposto. Ekşi meyvelerden, et ve pekmezle yapılan suyu bolca tatlımsı bir yemek. Ebegümeci yemeği. Kışın yenmek üzere kurutulmuş taze fasulye. Ispanak. Sulusepken. Toprak düzeltmekte kullanılan tırmık. Bulgur veya pirinçle pişirilen sebze üzerine yoğurt dökülerek yapılan yemek. Çeltik tarlalarında öküze koşulan demir dişli bir araç. Tırmık. Cacık.
UYAKSIZ
Uyağı bulunmayan, kafiyesiz.
TERKİBİBENT
Divan edebiyatında uyakları başka başka olan birkaç bentten oluşan ve her bendin sonunda kafiyeleri aynı birer beyti bulunan manzume biçimi.
BARHANA
Kafile, küçük kervan. Göç eşyası, ev eşyası.
BAHARNA
Küme, grup, kafile.
GEFİLE
Kafile: gefile ğatır: deve kervanı. Arapça kökenli kafile: kafile.
KONVOY
Aynı yere giden taşıt veya yolcu topluluğu, kafile. Savaş gemileri tarafından korunan yük gemileri katarı.
BARANA
Fasulye sırığı ve üzüm çubuklarını dayamaya yarayan çatal ağaç, kazık. İnce döşeme. Demir tırmık. Baklava biçimi mayın. Deve hamudunun ön ve arka kısmı (semercilikte). Lop yumurtanın üzerine sarımsaklı yoğurt dökülerek yapılan bir yemek. Salata, ot yemeği. Ispanak, semizotu gibi sebzelerin pirinçle pişirilen yemeği. Kuru üzüm, nohut ve boyun eti ile yapılan yemek (kuru üzüm üzerine ayva da konulur). Grup, takım, kafile, kalabalık, göç, küçük kervan, aile fertleri. Toplantı, parti, fırka, dernek. Bahçe duvarı, çit, avlu duvarları üzerine konulan çalı çırpı, harçsız yapılan duvar, tarla sınırı, tarlaların alt yanına çekilen taş set, siper. Topluluk. Büyük demir tırmık.
UYAKLI
Uyağı bulunan, kafiyeli, mukaffa.
ĞAVIR
Gavur, kafir.