Kelimeler arşivinde; içinde "kabil" olan, toplam 49 tane kelime bulunuyor. İçerisinde kabil bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu kabil ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında kabil olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
KABİLİYETSİZLİK
KABİLİYETLİLİK
MÜTEKABİLİYET
KABİLİYETSİZ, BIRAKABİLMEK
ACIKABİLMEK, KALKABİLMEK, BURKABİLMEK, KIRKABİLMEK, BIRAKABİLME, KORKABİLMEK, SARKABİLMEK, KABİLİYETLİ
ÇIKABİLMEK, SARKABİLME, SIKABİLMEK, KORKABİLME, KOKABİLMEK, SOKABİLMEK, TAKABİLMEK, TIKABİLMEK, KIRKABİLME, YAKABİLMEK, KALKABİLME, YIKABİLMEK, GAYRİKABİL, ÇAKABİLMEK, BURKABİLME, BAKABİLMEK, ACIKABİLME
TIKABİLME, KABİLİYET, TAKABİLME, YAKABİLME, SOKABİLME, MÜTEKABİL, SIKABİLME, YIKABİLME, AKABİLMEK, BAKABİLME, KOKABİLME, ÇAKABİLME, ÇIKABİLME
KABİLTİM, AKABİLME
MAKABİL, MUKABİL
KABİLE
KABİL
KABİL
Olanaklı.
KABİLİYETLİLİK
Yeteneklilik.
MÜTEKABİLİYET
Karşılıklılık.
BURKABİLMEK
Burkma imkânı veya olasılığı bulunmak.
SARKABİLMEK
Sarkma imkânı veya olasılığı bulunmak.
KALKABİLMEK
Kalkma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BIRAKABİLME
Bırakabilmek işi.
KIRKABİLMEK
Kırkma imkânı veya olasılığı bulunmak.
ACIKABİLMEK
Acıkması mümkün olmak veya acıkma olasılığı bulunmak.
SARKABİLME
Sarkabilmek işi.
KABİLİYETSİZ
Yeteneksiz.
KORKABİLMEK
Korkma olasılığı bulunmak.
KABİLİYETLİ
Yetenekli.
KABİLİYETSİZLİK
Yeteneksizlik.
ÇIKABİLMEK
Çıkma imkânı veya olasılığı bulunmak.
BIRAKABİLMEK
Bırakma imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde KABİL geçen kelimeler listesi verilmiştir.
OLABİLİR
Gerçekleşme imkânı bulunan, olur, mümkün, kabil.
ŞEYH
Tarikat kurucusu, bir tarikatta en yüksek dereceye ulaşmış olan kimse. Arap kabile ve aşireti başkanı. Tarikat büyüğü veya tarikat kollarından birinin başında bulunan kimse.
YETENEK
Bir kimsenin bir şeyi anlama veya yapabilme niteliği, kabiliyet, istidat. Dışarıdan gelen etkiyi alabilme gücü. Bir duruma uyma konusunda organizmada bulunan ve doğuştan gelen güç, kapasite. Kişinin kalıtıma dayanan ve öğrenmesini çerçeveleyen sınır.
KALDIRAÇ
Az bir kuvvet ile büyük bir yükü kaldırmaya yarayan, bir dayanma noktası üzerinde hareket edebilen, inip kalkabilen sert çubuk, manivela.
YETENEKSİZ
Yeteneği olmayan, kabiliyetsiz, istidatsız.
PIRTLAK
Pırtlamış, dışarı fırlamış, patlak. Kabuğundan kolayca dışarı çıkabilen.
BOY
Bir şeyin tabanı ile en yüksek noktası arasındaki uzaklık. "Özlü, güzel sözler söyledi" anlamında kullanılan boy boyladı, soy soyladı özlü sözünde geçen bir söz. Ortak bir atadan türediklerine inanılan toplumsal ve ekonomik ilişkilerinde anaerkil, ataerkil anlayışı uygulayan geleneksel topluluk, kabile, klan. Bir yüzeyde, en sayılan iki kenar arasındaki uzaklık, en, genişlik karşıtı. Kumaş için ölçü. Uzunluk.
KLAVYE
Parmaklarla hareket ettirilen piyano, org vb. çalgılarda veya yazı ve hesap makinelerinde değişmez bir eksen çevresinde inip kalkabilen, istenilen işe göre düzenlenmiş bazı mekanizmaları çalıştıran kaldıraç kollarının, tuş sıralarının bütünü.
YETENEKLİ
Yeteneği olan, kabiliyetli, istidatlı.
YETENEKLİLİK
Yetenekli olma durumu, kabiliyetlilik, istidatlılık.
SINIR
İki komşu devletin topraklarını birbirinden ayıran çizgi, hudut. Değişken bir büyüklüğün istenildiği kadar yaklaşabildiği durağan büyüklük, limit. Komşu il, ilçe, köy veya kişilerin topraklarını birbirinden ayıran çizgi. Bir şeyin yayılabileceği veya genişleyebileceği son çizgi, uç. Uç, son. Bir şeyin nicelik bakımından inebileceği veya çıkabileceği en alt ve en üst yer, limit.
ALIRLIK
Duygusal uyarımları alabilme yeteneği, idrak kabiliyeti.
YETENEKSİZLİK
Yeteneksiz olma durumu, kabiliyetsizlik, istidatsızlık.
KARŞI
Bir şeyin, bir yerin, bir kimsenin, esas tutulan yüzünün ilerisi. İçin, hakkında. Bulunan yere göre önde, ileride olan. Karşılık olarak, mukabil. -e doğru. Karşıt, zıt, muhalif. Yol, deniz, ırmak vb.nin öbür kıyısı veya yanı. Ön, kat, huzur. Yüzünü bir şeye doğru çevirerek.
NAKİP
Bir kavmin, kabilenin başkanı veya onun vekili. Bir tekkede en yaşlı derviş veya dede.
DEĞİŞKE
Varyant. Her canlıda dış etkilerle ortaya çıkabilen, kalıtımla ilgili olmayan değişiklik, modifikasyon.
BASBARİTON
Basın çıkamadığı ince tonlara çıkabilen, buna rağmen basın indiği kalın ve tok tonlara inemeyen sesi olan sanatçı.
OLANAKLI
Olma ihtimali bulunan, kabil.
KARŞILIKLI
İki kişi veya iki topluluğun arasında geçen ve karşılaşılan harekete eş değer bir hareketle beliren, mütekabil. Birbirine karşı bulunan. Birbiriyle ilgili olarak. Birbirlerine karşı bir biçimde.
MÜSTAİT
Doğuştan yetenekli, kabiliyetli olan.