Kelimeler arşivinde; içinde "gebe" olan, toplam 58 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gebe bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gebe ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gebe olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GEBERCİKLENMEK
GEBERTEBİLMEK
GEBELİKATRAN, GEBERTEBİLME
GEBERTİLMEK
YATGEBERİK, GEBELEŞMEK, GEBERTİLME, GEBERTLEME
GEBEŞİMEK, GEBERTLEK, GEBERTMEK, GEBETLEME, GEBERESİG, ENGEBELER, ENGEBESİZ, GEBECELER, GEBEÇINAR, ENGEBELİK, GEBELEMEK
GEBEŞLER, MÜGEBELE, GEBERCİK, ENGEBELİ, GEBERMEK, GEBERTME, GEBEŞLİK
GEBELER, REGEBET, HENGEBE, HASGEBE, GÖKGEBE, GEBEZEK, GEBELİK, GEBERİK, GEBERME, GEBERTÜ, CENGEBE, EGEBERİ, GEBELEK, GEBEKÖY, GEBEDEK, GEBELLİ, GEBEMEK, GEBENEK
GEBERİ, ENGEBE, GEBELİ, GEBENU, GEBECE, GEBERE
GEBEN, GEBES, GEBEZ, GEBER, GEBEÇ, GEBEŞ
GEBE
GEBE
Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, iki canlı, aylı. Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar). Minnet altında kalan. İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı).
GEBERTLEK
Kaynar küllü suda iyice haşlanmayıp şişerek kalan ve böylece kuruyan üzüm tanesi.
YATGEBERİK
Yatsı yemeği.
GEBELEŞMEK
Ekin başakları dolgunlaşmaya başlamak.
GEBELİKATRAN
Sivas ili, Çetinkaya bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GEBERTİLMEK
Gebertme işi yapılmak, öldürülmek.
GEBERTLEME
Buğday ıslanarak şişme. Çekirdeği alınarak, yarı kurutulmuş kayısı.
GEBEŞİMEK
Kamburlaşmak.
ENGEBELER
Yer ve Ay yüzeyindeki dağ, sıradağ ve dağağızlarının ortak adı.
GEBERTEBİLME
Gebertebilmek işi.
GEBERTMEK
Öldürmek.
GEBERTİLME
Gebertilmek işi.
GEBETLEME
Kurutulmak üzere güneşe serilmiş kayısının birkaç gün sonraki bali. Az kurumuş, suyunu yitirmiş meyve.
GEBERCİKLENMEK
İlkbaharda ağaçlar tomurcuklanmak.
GEBERTEBİLMEK
Gebertme imkânı veya olasılığı bulunmak.
GEBERESİG
Ölesin.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ENGEBE
Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.
AYLI
Üzerinde ay biçimi bulunan. Gebe. Ay ışığı olan, mehtaplı.
DÖLEK
Ağırbaşlı, uslu, ağır davranışlı. Düz, engebesiz (toprak parçası).
AVUNMAK
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.
GEBERTME
Gebertmek işi.
ENGEBELİK
Engebe.
GEBERME
Gebermek işi.
ENGEBELİ
Engebesi olan, engebesi çok olan, arızalı.
ARIZASIZ
Aksamayan, bozulmadan işleyen. Engebesiz, düz. Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde.
AVARIZ
Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.
HAMİLE
Gebe.
ENGEBESİZ
Engebesi olmayan, arızasız.
GEBEŞLİK
Gebeş olma durumu.
GEBELİK
Gebe olma durumu, hamilelik. Döllenme ile doğum arasında geçen süre. Minnet altında kalma.
ARIZALI
Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.). Engebeli. Yarım yamalak.
ÇETREFİL
Karışıklığı dolayısıyla, anlaşılması veya sonuca bağlanması güç. Yapı ve ses kurallarına aykırı kullanılan (dil). Sarp, engelli ve engebeli (yer).
DÜZ
Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.