Kelimeler arşivi içinde; sonunda "gebe" olan, toplam 6 adet kelime bulunmaktadır. Sonu gebe ile biten kelimeler listesinden; Türkçe hakkında yapacağınız ders ve araştırma çalışmalarında ya da Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunlarında kelime türetmek için faydalanabilirsiniz.
Bunun yanı sıra, başında gebe olan kelimeler listesine ulaşmak veya içinde gebe olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Ayrıca, burada verilen kelimelerin tanımları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarını kullanabilirsiniz.
GEBE
Karnında yavru bulunan (kadın veya hayvan), yüklü, hamile, iki canlı, aylı. Bir birikim sonucu ortaya çıkması beklenen (durum veya olaylar). Minnet altında kalan. İçinde oğulcuk veya dölüt bulunan (döl yatağı).
CENGEBE
Orman içinde çukur yer.
HENGEBE
Çukur.
HASGEBE
Antalya ili, Gebiz bucağına bağlı bir yerleşim birimi.
GÖKGEBE
Keçilerde görülen bir çeşit hastalık. Yumurta içinde ölüp kalan civciv.
ENGEBE
Deprem, rüzgâr, sel vb. iç ve dış etmenlerin etkisiyle oluşan yayla, ova, koyak, çukur, dağ vb. biçimlerin bütünü, yer biçimleri, yüzey şekilleri, engebelik, arıza, avarız.
Bu bölümde tanımı içerisinde GEBE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ARIZA
Aksama, aksaklık, bozulma. Bir notanın sesini yarım ton yükseltmek, alçaltmak veya eski durumuna getirmek için notanın soluna konulan diyez, bemol ve bekar işaretlerinin ortak adı. Engebe.
GEBERTME
Gebertmek işi.
ENGEBESİZ
Engebesi olmayan, arızasız.
ENGEBELİ
Engebesi olan, engebesi çok olan, arızalı.
GEBERTİLMEK
Gebertme işi yapılmak, öldürülmek.
DÖLEK
Ağırbaşlı, uslu, ağır davranışlı. Düz, engebesiz (toprak parçası).
GEBELİK
Gebe olma durumu, hamilelik. Döllenme ile doğum arasında geçen süre. Minnet altında kalma.
AĞIRCANLI
Çok yavaş iş yapan, çevik olmayan. Varlığı sıkıntı veren, sevimsiz. Tembel. Gebe (kadın).
GEBEŞLİK
Gebeş olma durumu.
AĞIRLAŞMAK
Ağır duruma gelmek. Sıkıcı ve bunaltıcı bir durum almak. Güçleşmek, zorlaşmak. Gökyüzü bulutlu ve karanlık, iç karartıcı bir hâl almak. Ağırbaşlı olmak. Yavaşlamak. Yiyecek bozulmaya yüz tutmak. Gebe kadın doğurması yaklaşmak. Hasta tehlikeli duruma gelmek, fenalaşmak. Organ görevini yapamaz duruma gelmek.
DÜZ
Yatay durumda olan, eğik ve dik olmayan. Düz rakı. Engebesiz olan yer, düzlük, ova. Kıvırcık ya da dalgalı olmayan (saç). Yüzeyinde girinti çıkıntı olmayan, müstevi. Kıvrımlı olmayan, doğru, stabil. Yalın, sade, süssüz. Kısa ökçeli, ökçesiz (ayakkabı). Yayvan, altı derin olmayan. Çizgisiz, desensiz ve tek renkli.
GEBERME
Gebermek işi.
AYLI
Üzerinde ay biçimi bulunan. Gebe. Ay ışığı olan, mehtaplı.
ARIZASIZ
Aksamayan, bozulmadan işleyen. Engebesiz, düz. Huzurlu, rahat, mutlu bir biçimde.
ARIZALI
Aksayan, işlemeyen, bozulmuş (araç vb.). Engebeli. Yarım yamalak.
AVARIZ
Kazalar, belalar. Engebe. Osmanlılarda önceleri yalnız olağanüstü durumlarda, sonraları ise sürekli olarak halktan toplanan vergi.
ENGEBELİK
Engebe.
ÇETREFİL
Karışıklığı dolayısıyla, anlaşılması veya sonuca bağlanması güç. Yapı ve ses kurallarına aykırı kullanılan (dil). Sarp, engelli ve engebeli (yer).
HAMİLE
Gebe.
AVUNMAK
Bir şeyle uğraşarak acısını unutmak, sıkıntılardan uzaklaşmak, teselli bulmak, müteselli olmak. Oyalanmak. Hayvan gebe kalmak.