Kelimeler arşivinde; içinde "gaye" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gaye bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu gaye ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gaye olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
GAYESİZLİK
MUGAYERET, KARGAYELİ
BEGAYET, GAYESİZ, GAYETLE, GAYETİN
GAYELİ
GAYET, GAYED, GAYES
GAYE
GAYE
Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenen şey, amaç.
GAYESİZ
Amacı olmayan. Herhangi bir amaç olmadan.
GAYED
Gayet.
BEGAYET
Son derece, pek çok, aşırı.
GAYETİN
Gayet fazla, çok fazla olarak. Gayet, bk. gâyetinen.
KARGAYELİ
Batıdan esen yel.
GAYELİ
Amacı olan.
GAYES
Elbise: Bugün gayes yıkayacağım.
GAYESİZLİK
Gayesiz olma durumu.
GAYETLE
Aşırı derecede.
GAYET
Pek, çok, pek çok, aşırı bir biçimde.
MUGAYERET
Uygun olmama durumu, uymazlık, aykırılık.
Bu bölümde tanımı içerisinde GAYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.
MERAM
İstek, amaç, gaye, maksat. Konya iline bağlı ilçelerden biri.
ÇOH
Çok, fazla. Deveyi yerden kaldırma ünlemi. Çok. Çok, bk. çog. İnce kalas. Aşın, fazla. Gayet, son derece.
TEŞRİKİMESAİ
Bir gaye uğruna kurulan çalışma ortaklığı, birlikte çalışma, iş birliği.
CELEBİ
Kazanç gayesiyle toptan alınan eşya.
AMAÇSIZ
Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.
AİLE
Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.
MAKSAT
İstenilen şey, amaç, gaye, erek.
EREK
Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef.
UĞUR
Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ya da bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. Hedef, amaç, erek, gaye, yol. İyi nitelik, meymenet, kadem. Talih, şans. Ön veya yan. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.
AYKIRILIK
Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.
AMAÇ
Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.
MURAT
İstek, dilek. Amaç, erek, gaye.
GEYE
Arapça kökenli gaye: gaye; amaç.
BİLME
Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.
GAYA
Kaya. Kaya, büyükçe taş. Gaye, amaç.
AMAÇLI
Amacı olan, gayeli. Bir amaca yönelik.
GADAMAK
Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.
UYMAZLIK
Aykırılık, başkalık, beis, mugayeret.
GEYET
Arapça kökenli gayet: gayet.
YOL
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.