İçinde GAYE geçen kelimeler

Kelimeler arşivinde; içinde "gaye" olan, toplam 12 tane kelime bulunuyor. İçerisinde gaye bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.

Ek olarak sonu gaye ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında gaye olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.

 
 

10 harfli kelimeler

GAYESİZLİK

9 harfli kelimeler

MUGAYERET, KARGAYELİ

7 harfli kelimeler

BEGAYET, GAYESİZ, GAYETLE, GAYETİN

6 harfli kelimeler

GAYELİ

5 harfli kelimeler

GAYET, GAYED, GAYES

4 harfli kelimeler

GAYE

Bazı kelimelerin anlamları

GAYE

Elde edilmesi gereken, ulaşılmak istenen şey, amaç.

GAYESİZ

Amacı olmayan. Herhangi bir amaç olmadan.

GAYED

Gayet.

BEGAYET

Son derece, pek çok, aşırı.

GAYETİN

Gayet fazla, çok fazla olarak. Gayet, bk. gâyetinen.

KARGAYELİ

Batıdan esen yel.

GAYELİ

Amacı olan.

GAYES

Elbise: Bugün gayes yıkayacağım.

GAYESİZLİK

Gayesiz olma durumu.

GAYETLE

Aşırı derecede.

GAYET

Pek, çok, pek çok, aşırı bir biçimde.

MUGAYERET

Uygun olmama durumu, uymazlık, aykırılık.

  -   -   -  

Anlamında GAYE bulunan kelimeler

Bu bölümde tanımı içerisinde GAYE geçen kelimeler listesi verilmiştir.

MERAM

İstek, amaç, gaye, maksat. Konya iline bağlı ilçelerden biri.

ÇOH

Çok, fazla. Deveyi yerden kaldırma ünlemi. Çok. Çok, bk. çog. İnce kalas. Aşın, fazla. Gayet, son derece.

TEŞRİKİMESAİ

Bir gaye uğruna kurulan çalışma ortaklığı, birlikte çalışma, iş birliği.

CELEBİ

Kazanç gayesiyle toptan alınan eşya.

AMAÇSIZ

Amacı olmayan, gayesiz. Amacı olmayan, gayesiz bir biçimde, yönsüz, boş boş.

AİLE

Evlilik ve kan bağına dayanan, karı, koca, çocuklar, kardeşler arasındaki ilişkilerin oluşturduğu toplum içindeki en küçük birlik. Eş, karı. Aynı gaye üzerinde anlaşan ve birlikte çalışan kimselerin bütünü. Temel niteliği bir olan dil, hayvan veya bitki topluluğu, familya. Aynı soydan gelen veya aralarında akrabalık ilişkileri bulunan kimselerin tümü. Birlikte oturan hısım ve yakınların tümü.

MAKSAT

İstenilen şey, amaç, gaye, erek.

EREK

Gerçekleştirmek için tasarlanan ve erişmek istenilen şey, amaç, gaye, maksat, hedef.

UĞUR

Bazı olaylarda görülen ve insana iyilik getirdiğine inanılan belirti ya da bazı nesnelerde var olduğuna inanılan iyilik kaynağı. Hedef, amaç, erek, gaye, yol. İyi nitelik, meymenet, kadem. Talih, şans. Ön veya yan. Bu nitelikte olduğuna inanılan şey.

AYKIRILIK

Aykırı olma durumu, mugayeret, muhaliflik, muhalefet, tehalüf.

AMAÇ

Ulaşmak istenilen sonuç, maksat. Gaye. Hedef. Bir kimseye veya bir kurula verilen özel amaçlı görev, misyon.

MURAT

İstek, dilek. Amaç, erek, gaye.

GEYE

Arapça kökenli gaye: gaye; amaç.

BİLME

Bilmek işi. Bir şeyin ne olduğunun bilincine varma. Bilgi edinmenin gaye ve sonucu.

GAYA

Kaya. Kaya, büyükçe taş. Gaye, amaç.

AMAÇLI

Amacı olan, gayeli. Bir amaca yönelik.

GADAMAK

Bir şeyi bir yere sıkıca bağlamak, tutturmak, dikmek. Kısaltmak: Bizim çocuğun elbisesi çok uzun olmuş etekleri yerde sürünüyor, kesmiye kıyamadım içine büküp gadadım. Dayamak, yanaştırmak: Gapıyı geriye açtı duvara gadadı. Dikmek. Tamir etmek gayesiyle iki parçayı birbiri üzerine getirip dikmek; çivi ile tutturmak; perçinlemek; yamamak.

UYMAZLIK

Aykırılık, başkalık, beis, mugayeret.

GEYET

Arapça kökenli gayet: gayet.

YOL

Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık, tarik. Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare, yöntem. Kumaşta bulunan çizgi. Kez, defa. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer. Hile, tuzak. Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi. Uyulan ilke, sistem, usul, tarz, tarik. Yolculuk. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi. Gaye, uğur, maksat. Gidiş çabukluğu, hız.