Kelimeler arşivinde; içinde "eriş" olan, toplam 114 tane kelime bulunuyor. İçerisinde eriş bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu eriş ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında eriş olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ERİŞİLEBİLİRLİK
ERİŞTİREBİLMEK, GÖSTERİŞSİZLİK
ELVERİŞSİZLİK, GÖSTERİŞÇİLİK, GÖSTERİŞLİLİK, ERİŞEBİLİRLİK, ERİŞİLEBİLMEK, ERİŞTİREBİLME
ELVERİŞLİLİK, GÖSTERİŞLİCE, ERİŞİLEBİLME, ERİŞTİRİLMEK, GERİŞKATIRCI, GÖSTERİŞLEME
GÖSTERİŞSİZ, VERİŞTİRMEK, ALIVERİŞDİN, DERİŞTİRMEK, ERİŞEBİLMEK, ERİŞİLİRLİK, ERİŞTİRİLME, HARMANGERİŞ
DERİŞİKLİK, ELVERİŞSİZ, ERİŞTİRMEK, GÖSTERİŞÇİ, GÖSTERİŞLİ, PERİŞANLIK, VERİŞTİRME, BEDİRGERİŞ, ÇERERİŞMEK, DERİŞTİRME, ERİŞEBİLME, ERİŞKİNLİK, HİSARGERİŞ, KEMİKGERİŞ, KÜÇÜKGERİŞ, PERPERİŞAN, SAKARGERİŞ, SERİŞLEMEK, YAYLAGERİŞ, YERİŞİLMEK
ALIŞVERİŞ, ELVERİŞLİ, ERİŞİLMEK, ERİŞTELİK, ERİŞTİRME, GÖLGERİŞİ, İNCEGERİŞ, KURUGERİŞ
DERİŞMEK, ERİŞİLME, FERİŞTAH, GÖSTERİŞ, ARAGERİŞ, DERİŞTER, DEVGERİŞ, ERİŞİGLİ, ERİŞİKLİ, ERİŞTELİ, ESİVERİŞ, GERİŞLER, GERİŞMEK, GÖNDERİŞ, GÖSDERİŞ, KIRGERİŞ, MERİŞMEK, PERİŞANİ, TÖNTERİŞ, UZERİŞEN, VERİŞMEK, YERİŞGİN, YERİŞMEK
DERİŞİK, DERİŞME, ERİŞKİN, ERİŞMEK, FERİŞTE, GÖVERİŞ, PERİŞAN, ÜRPERİŞ, DERİŞİM, ERİŞBER, ERİŞGİL, ERİŞGİN, ERİŞGUN, ERİŞLER, ERİŞMİŞ, GERİŞLİ, HERİŞTE, İLTERİŞ, KERİŞLİ, VERİŞİK, VERİŞİM
ERİŞİM, ERİŞME, ERİŞTE, ÖNERİŞ, ERİŞEK, ERİŞEN, ERİŞGİ, ERİŞİF, ERİŞİK, ERİŞKİ, ERİŞTA, ERİŞTİ
GERİŞ, SERİŞ, VERİŞ, ERİŞE, KERİŞ, YERİŞ
ERİŞ
ERİŞ
Erme işi.
ERİŞİLEBİLMEK
Erişilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ELVERİŞSİZLİK
Elverişsiz olma durumu.
GÖSTERİŞSİZLİK
Gösterişsiz olma durumu, sadelik.
GÖSTERİŞLEME
(Söz sanatı terimi) Söylemede sesi yükseltmek, alçaltmak, heceleri uzatmak gibi yollara saparak, yazıda ise türlü söz sanatlarına baş vurarak bir fikir üzerine dikkati çekme, ona fazla bir önem verdirmek isteme. (GÖSTERİŞLİ, TUMTURAKLI, Emphatique; TUMTURAK VURGUSU, Accent emphatique).
GÖSTERİŞLİLİK
Gösterişli olma durumu. Görkemlilik.
GÖSTERİŞÇİLİK
Gösterişçi olma durumu.
ERİŞİLEBİLİRLİK
Genel Ağ'da bir sayfanın ulaşılabilir olması. Hedef tüketicilerin pazara sunulan bir mal ya da hizmete, pazarın ulaşım koşullarında erişebilme düzeyi.
ERİŞTİRİLMEK
Eriştirme işi yapılmak.
ERİŞTİREBİLMEK
Eriştirme imkânı veya olasılığı bulunmak.
ELVERİŞLİLİK
Elverişli olma durumu.
ERİŞTİREBİLME
Eriştirebilmek işi.
GERİŞKATIRCI
Bartın şehri, merkez ilçesinde, merkez bucağına bağlı bir yerleşim bölgesi.
ERİŞİLEBİLME
Erişilebilmek işi.
ERİŞEBİLİRLİK
Bir taşınmaza, bir yerleşim yerine ya da bir yerleşim yerinin sunduğu kamusal işgörülere erişme olanağı, varış kolaylığı.
GÖSTERİŞLİCE
Biraz gösterişli, oldukça gösterişli.
Bu bölümde tanımı içerisinde ERİŞ geçen kelimeler listesi verilmiştir.
AÇMA
Açmak işi. Bir tür susamsız, kalınca, yağlı çörek. Orman içinde ağaç kesme veya yakma yoluyla tarıma elverişli bir duruma getirilen arazi.
AKSİLİK
Terslik, zıtlık, karşıtlık. Bir işin yolunda gitmemesi durumu, elverişsizlik. İnatçılık, huysuzluk.
AHZÜİTA
Alışveriş.
ARASTA
Çarşılarda veya alışveriş bölgelerinde aynı işi yapan esnafın bir arada bulunduğu bölüm.
AĞAÇ
Meyve verebilen, gövdesi odun veya kereste olmaya elverişli bulunan ve uzun yıllar yaşayabilen bitki. Bu gibi bitkilerin gövdesinden ve dallarından yapılan. Tahta, kereste.
ARALIK
Ara. Borsada hisse senetlerinin alım satım emirlerinin verildiği süre. Yarı açık, tam kapanmamış. Uygun, elverişli durum, fırsat. Yılın on ikinci ayı, ilk kânun, kânunuevvel. İki nota arasındaki perde uzaklığı. Basımcılıkta harfler veya satırlar arasındaki açıklık, espas. Tuvalet. Evin iki bölümü veya iki oda arasındaki dar geçit, geçenek, koridor. Iğdır iline bağlı ilçelerden biri. Toplu beden eğitiminde art arda dizilenleri ayıran açıklık. Portenin paralel çizgileri arasındaki boşluk. Bir sesi bir başka sesten, kalına veya inceye doğru ayıran uzaklık.
AKSATA
Alışveriş.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AYAKKABILIK
Ayakkabı konulan yer, ayakkabı dolabı. Ayakkabı yapmaya elverişli olan (deri, kösele vb.).
AKŞAMLAMAK
Bütün günü bir yerde veya bir işte geçirerek akşama erişmek, akşamı bulmak. Ay dolunay durumundan sonra geç doğmak. Akşamı bir yerde geçirmek.
AĞIR
Tartıda çok çeken, hafif karşıtı. Değeri çok olan, gösterişli. Dokunaklı, insanın gücüne giden, kırıcı. Yoğun. Sindirimi güç (yiyecek). Çetin, güç. Çapı, boyutu büyük. Yavaş. Ağır sıklet. Keskin, boğucu (koku). Fiziksel sebeplerden dolayı güç işiten (kulak). Kısık, alçak. Yavaş bir biçimde. Ciddi. Ağırbaşlı, ciddi. Sıkıntı veren, bunaltan. Davranışları yavaş olan.
AFİ
Gösteriş, çalım, caka.
AFİLİ
Gösterişli, çalımlı.
AĞIRBAŞLI
Davranışları ölçülü, olgun (kimse), vakur, ciddi, hoppa karşıtı. Gösterişli. Değeri çok olan, ağır.
ALAYİŞ
Gösteriş, göz kamaştırma.
ALAYİŞLİ
Gösterişli.
ALAYLI
Erlikten yetişmiş, askerî okullarda okumadan başarı gösterip rütbe alan ve yükselen subay. Gerekli okul eğitimini görmeden kendini yetiştirmiş olan (kimse), mektepli karşıtı. Gösterişli, görkemli, debdebeli. Alay edici, küçümseyici, müstehzi.
ABDAL
Gezgin derviş. Tasavvufta manevi üst bir rütbe. Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk oymaklarından biri. Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. Anadolu'da yaşayan oymaklardan bazısı.
ASTARLIK
Astar olmaya elverişli (kumaş vb.).
ALENGİR
Hile, düzen, tuzak. Gösteriş, fiyaka.