Kelimeler arşivinde; içinde "düzen" olan, toplam 62 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düzen bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu düzen ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düzen olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ISILDÜZENLEYİCİ, DÜZENLENEBİLMEK, DÜZENLEYEBİLMEK, DÜZENLETEBİLMEK
DÜZENLETTİRMEK, DÜZENLEYEBİLME, DÜZENLEMECİLİK, DÜZENLEYİCİLİK, DÜZENLENEBİLME, DÜZENLETEBİLME
DÜZENLEŞTİRME, DÜZENLETTİRME
ISIDÜZENLEME
DÜZENLETMEK, DÜZENBAZLIK, DÜZENSİZLİK, DÜZENLEYİCİ, DÜZENNEMEYH, DÜZENLENMEK, DÜZENTARAĞI, DÜZENLEMECİ, DÜZENTİLEME, ISIDÜZENLER
DÜZENLETME, DÜZENLEYİŞ, DÜZENLEYEN, DÜZENLEYİM, DÜZENLEŞİM, DÜZENNEMEK, DÜZENTASAR, YANKIDÜZEN, DÜZENLENME, DÜZENCİLİK, DÜZENLEMEK, DÜZENLEŞİK, DÜZENLİLİK
SIRADÜZEN, DÜZENKOLU, ÖZDÜZENCE, KARADÜZEN, GARADÜZEN, DÜZENLEME, ÇEKİDÜZEN
DÜZENBAZ, DÜZENMEK, DÜZENLİK, DÜZENLEÇ, DÜZENSİZ, DÜZENGEÇ, ARKDÜZEN, DÜZENCİK, DÜZENDAŞ
DÜZENEK, DÜZENCE, DÜZENCİ, DÜZENGE, DÜZENME, DÜZENTİ, DÜZENNİ, DÜZENLİ
DÜZENİ
DÜZEN
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
DÜZENLETTİRMEK
Düzenletme işini yaptırmak.
DÜZENLETMEK
Düzenleme işini yaptırmak.
DÜZENBAZLIK
Düzenbaz olma durumu.
DÜZENLEYEBİLME
Düzenleyebilmek işi.
DÜZENLEŞTİRME
(karşılık: ko-ordinasyon),Ahenkli bir sonuç elde etmek için uygun bir işbirliği halinde çalışma; kas hareketlerindeki düzenleştirme gibi.
ISIDÜZENLEME
Bir yapının, konutun belli bir bölümünün, gereğinden çok soğuk ya da sıcak olması durumunda, ısının, özel gereçlerle, doğal ölçülere indirilmesi ya da çıkarılması. Binitlerde sıcaklık, nem ve temiz hava sağlamaya yarayan aygıtsal işlem.
DÜZENLEYİCİLİK
Düzenleyicinin yaptığı iş.
DÜZENLEYEBİLMEK
Düzenleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLETEBİLME
Düzenletebilmek işi.
DÜZENLEMECİLİK
Düzenlemecinin yaptığı iş.
ISILDÜZENLEYİCİ
Bir yerin sıcaklığını, ısı kaynağını düzenleyerek denetleyen aygıt.
DÜZENLENEBİLME
Düzenlenebilmek işi.
DÜZENLETEBİLMEK
Düzenletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLETTİRME
Düzenlettirmek işi.
DÜZENLENEBİLMEK
Düzenlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
ALENGİR
Hile, düzen, tuzak. Gösteriş, fiyaka.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
AKROSTİŞ
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ALİZE
Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AKORTSUZLUK
Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.
AHENKLİ
Uyumlu, düzenli. Eğlenceli.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AHENKSİZ
Uyumsuz, düzensiz. Eğlencesiz.
AKORT
Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Uyum, uyumluluk.
AHENKSİZLİK
Uyumsuzluk, düzensizlik.
AKORTSUZLAŞTIRMAK
Ses düzensizliği veya ayarsızlığı meydana getirmek. Radyoda bir ayar frekansında sapma meydana getirmek.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
AĞITLAMA
Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.