Kelimeler arşivinde; içinde "düzey" olan, toplam 10 tane kelime bulunuyor. İçerisinde düzey bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu düzey ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında düzey olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
ÇOKDÜZEYLEME
DÜZEYSİZLİK
DÜZEYÖLÇER, DÜZEYSİZCE
DÜZEYSİZ, ALTDÜZEY, BİDÜZEYE
DÜZEYLİ, İÇDÜZEY
DÜZEY
DÜZEY
Bir yüzeyin veya bir noktanın yüksekliğindeki yatay sınır, seviye. Bir kursun basamaklarından her biri, kur. Bir nesnenin, bir kimsenin başka nesnelere veya kimselere göre olan değer ve yücelik derecesi, seviye.
DÜZEYÖLÇER
Bir hazne içindeki tanecikli maddenin veya sıvının düzeyini belirlemek ya da ölçmek için kullanılan iyonlaştırıcı ışınımlı ölçüm aygıtı.
BİDÜZEYE
Eşit olarak.
DÜZEYSİZ
Düzeyi, değeri düşük, bayağı olan, seviyesiz.
DÜZEYLİ
Düzeyi, değeri olan, seviyeli.
İÇDÜZEY
İçyapıların, tane sınırı ve oynağa benzer yapısal kusurlarının dışında kalan bölgelerinin tümü.
DÜZEYSİZLİK
Düzeyi, değeri düşük, bayağı olma durumu, seviyesizlik.
ALTDÜZEY
Bir öğecik eksiciklerinin alt nicem durumları ya da alt erke düzeyleri.
DÜZEYSİZCE
Düzeysiz bir biçimde, seviyesizce.
ÇOKDÜZEYLEME
Birçok iletiyi, bir tek bağlantı çizgisi üzerinden iç içe birlikte gönderme olanağı sağlayan teknik, bk. çokdüzeyli oluk.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZEY geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BAŞMÜDÜR
En üst düzeydeki müdür.
BAŞYARDIMCI
Bir kurum veya kuruluşta görevli amirin yardımcılarından en üst düzeyde olanı.
BÜYÜKLÜK
Büyük olma durumu. Ululuk. Depremde oluşan enerjinin düzeyini belirten ölçü. Büyüklere yaraşır bağışlayıcı davranış.
ÇÖKMEK
Bulunduğu düzeyden aşağı inmek, çukurlaşmak. Şakak, avurt vb. içeri doğru girmek, çukurlaşmak. Çömelmek. Basmak, yayılmak. Oturmak, birdenbire oturmak. Yoğun bir biçimde duymak. Son bulmak, yıkılıp dağılmak. Sarsılıp dinçliğini yitirmek. Deve, sığır vb. olduğu yere oturmak. Üzerinde bulunduğu yere yıkılmak. Sis, duman vb. inerek kaplamak. Tortu dibe inmek.
ADAPTÖR
Bir aletin çapları birbirinden farklı olan parçalarından birini ötekine geçirebilmek için yararlanılan bağlayıcı. Aygıtın kullanabileceği düzeye göre elektrik akımını ayarlayan alet, uyarlayıcı.
BAŞMÜHENDİS
En üst düzeydeki mühendis.
BAŞHEMŞİRE
Sağlık kuruluşlarında hemşirelik hizmetlerinin en üst düzeyde sunulması için hizmetlerin düzenlenmesinden, yürütülmesinden, denetlenmesinden sorumlu yönetici hemşire.
BAŞSAVCI
En üst düzeydeki savcı.
BODRUM
Bir yapının yol düzeyinden aşağıda kalan bölümü. Muğla iline bağlı ilçelerden biri.
BİRİKİM
Birikme, bir yerde toplanıp yığılma. Biriktirilen mal ya da para. Gözlemler, deneyler sonucu elde edilmiş şeylerin bütünü, deneyim. Bilim veya sanat alanında sahip olunan bilgi, repertuvar. Herhangi bir aşınma sürecinde veya taşıma işi yapılırken alüvyonlu maddelerin bırakılması. Toplumların kültürel varlıklarının gelişip genişlemesi ve uygarlık düzeyinin yükselmesi süreci.
BÜROKRAT
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yönetici. Devletle ilgili işlerin yürütülmesinde, kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştıran, kırtasiyeci, şekilci, formalist.
BAŞYÖNETMEN
Bir filmde veya tiyatro oyununda en üst düzeyde yönetmenlik yapan kimse, başrejisör.
BAŞUZMAN
En yüksek düzeyde bulunan uzman.
BAŞTEKNİSYEN
En yüksek düzeyde bulunan teknisyen.
BÜROKRASİ
Devlet kurumlarında çalışan üst düzey yöneticiler topluluğu. Devlet kurumlarında kırtasiye işlerini öne sürerek işlemleri zorlaştırma, kırtasiyecilik.
BERABER
Birlikte, bir arada. -e rağmen, -e karşın. Aynı düzeyde.
BASINÇLAMAK
Hava taşıtlarında, insan organizması için yeterli basınç düzeyini sağlamak veya ayarlamak.
DEFTERDAR
Bir ilin para işlerini yöneten en üst düzeydeki görevli. Osmanlılarda maliye işlerinin en yüksek yetkilisi veya illerde maliye işleriyle uğraşan görevli.
AKINTIÖLÇER
Bir akarsuyun veya kanalın akıntı hızını ve düzeyini ölçmeye yarayan alet.
BEYİN
Kafatasının içinde beyin zarları ile örtülü, iki yarım küre biçiminde sinir kütlesinden oluşan, duyum ve bilinç merkezlerinin bulunduğu organ, ensefal, dimağ. Muhakeme, usa vurma. Bilgisi, eğitimi, düşüncesi yüksek düzeyde olan kimse. Akıl, anlayış. Bir şeyi yönetmede önemli görevi olan kimse.