Kelimeler arşivi içinde; başında "düzen" olan, toplam 52 adet kelime bulunmaktadır. düzen ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu düzen ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde düzen olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
DÜZENLENEBİLMEK, DÜZENLEYEBİLMEK, DÜZENLETEBİLMEK
DÜZENLENEBİLME, DÜZENLEMECİLİK, DÜZENLEYİCİLİK, DÜZENLEYEBİLME, DÜZENLETTİRMEK, DÜZENLETEBİLME
DÜZENLETTİRME, DÜZENLEŞTİRME
DÜZENLETMEK, DÜZENTİLEME, DÜZENLEYİCİ, DÜZENLENMEK, DÜZENNEMEYH, DÜZENSİZLİK, DÜZENTARAĞI, DÜZENLEMECİ, DÜZENBAZLIK
DÜZENLEYİŞ, DÜZENLEYİM, DÜZENLEMEK, DÜZENLEYEN, DÜZENCİLİK, DÜZENLİLİK, DÜZENTASAR, DÜZENLETME, DÜZENNEMEK, DÜZENLEŞİM, DÜZENLEŞİK, DÜZENLENME
DÜZENKOLU, DÜZENLEME
DÜZENSİZ, DÜZENMEK, DÜZENLİK, DÜZENDAŞ, DÜZENCİK, DÜZENBAZ, DÜZENGEÇ, DÜZENLEÇ
DÜZENCİ, DÜZENTİ, DÜZENNİ, DÜZENCE, DÜZENME, DÜZENLİ, DÜZENEK, DÜZENGE
DÜZENİ
DÜZEN
DÜZEN
Belli yöntem, ilke veya yasalara göre kurulmuş olan durum, uyum, nizam, sistem. Topluca ve gizlice yürütülen herhangi bir plan, dolap, komplo. Dolap, hile. Soyut ve somut nesnelerin bir sıraya, bir hedefe, bir amaca göre sıralanması, konsept. Bez dokuma tezgâhı. Toplumsal bir yapı içinde ögelerin bütüne, bütünün ögelere ve ögelerin birbirlerine göre ilişkileri. Yerleştirme, tertip. Bir devletin belli başlı ilkeleri bakımından yönetimde tuttuğu yol, yönetim biçimi, rejim. Müzik aletlerinde ses ayarı, akort. Bir kimseye, bir kuruluşa karşı toplu olarak alınan gizli karar, dolap, komplo. Alet edevat takımı.
DÜZENLENEBİLME
Düzenlenebilmek işi.
DÜZENLETMEK
Düzenleme işini yaptırmak.
DÜZENLETEBİLME
Düzenletebilmek işi.
DÜZENLENMEK
Düzenli, düzgün duruma getirilmek. Yapılmak, tertip edilmek.
DÜZENLETTİRME
Düzenlettirmek işi.
DÜZENLETEBİLMEK
Düzenletme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLEMECİLİK
Düzenlemecinin yaptığı iş.
DÜZENLEYİCİLİK
Düzenleyicinin yaptığı iş.
DÜZENLETTİRMEK
Düzenletme işini yaptırmak.
DÜZENLEYEBİLME
Düzenleyebilmek işi.
DÜZENLEYEBİLMEK
Düzenleme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENLENEBİLMEK
Düzenlenme imkânı veya olasılığı bulunmak.
DÜZENTİLEME
Yönetmenin oyuncuları oyuna uygun bir uyum içine sokması için yaptığı hazırlık, çalışma, mizansen.
DÜZENLEŞTİRME
(karşılık: ko-ordinasyon),Ahenkli bir sonuç elde etmek için uygun bir işbirliği halinde çalışma; kas hareketlerindeki düzenleştirme gibi.
DÜZENLEYİCİ
Herhangi bir işi, kuruluşu gerçekleştirip düzenli sonuç alınmasını üstlenen kimse, organizatör, aranjör. Belirli sesler, çalgılar veya topluluklar için yazılmış bir eserin, başka sesler, çalgılar veya topluluklar tarafından söylenip çalınabilmesi için o eserde değişiklikler yapan kimse, aranjör. Bir makinenin görevini istenilen ölçüde tutup ayarlayabilen araç, regülatör.
Bu bölümde tanımı içerisinde DÜZEN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALATURKA
Eski Türk gelenek, görenek, töre ve hayatına uygun, Doğuluca, alafranga karşıtı. Düzensiz, yöntemsiz. Alaturka saat. Bu töre ve hayatı benimsemiş (kimse).
AHENKSİZ
Uyumsuz, düzensiz. Eğlencesiz.
AHENKSİZLİK
Uyumsuzluk, düzensizlik.
AL
Kanın rengi, kızıl, kırmızı. Dorunun açığı, kızıla çalan at donu. Aldatma, düzen, tuzak, hile. Yüze sürülen pembe düzgün, allık. Bu renkte olan (at). Alüminyum elementinin simgesi. Bu renkte olan.
ALİ
Yüce, yüksek. "Kurnazca ve haince düzen" anlamında Ali Cengiz oyunu, "çok zorba" anlamında Ali kıran baş kesen, "bir kimse birinden aldığını ötekine, ötekinden aldığını bir başkasına vererek işini yürütmek" anlamında Ali'nin külahını Veli'ye, Veli'nin külahını Ali'ye giydirmek deyimlerinde geçen bir söz.
ALİZE
Tropikal bölgelerdeki denizlerde bütün yıl süresince düzenli esen rüzgâr.
ABDEST
Müslümanların, belli ibadetleri yapabilmek için bir düzen içerisinde bazı organları yıkayıp bazılarını mesh etme yoluyla yaptıkları arınma.
ADA
Deniz veya göl suları ile çevrilmiş küçük kara parçası, cezire. Tali yoldan ana yola güvenli çıkışı sağlamak için tali yolun sağ tarafına yapılan, çizgilerle ayrılmış bölüm. Çevresi yollarla belirlenmiş olan arsa ve böyle bir arsayı kaplayan yapılar topluluğu. Kavşaklarda trafiği düzenleyici, yönlendirici veya ayırıcı olmak üzere bordürle sınırlandırılmış veya yer çizgileriyle belirlenmiş alan.
AKROSTİŞ
Her dizenin ilk harfi yukarıdan aşağıya doğru okunduğunda ortaya bir söz çıkacak bir biçimde düzenlenmiş manzume, muvaşşah, tevşih.
AÇMAK
Bir şeyi kapalı durumdan açık duruma getirmek. Yakışmak, güzel göstermek. Engeli kaldırmak. Savaşla almak, fethetmek. Bir kuruluşu, bir iş yerini işler duruma getirmek. Sarılmış, katlanmış, örtülmüş veya iliklenmiş olan şeyleri bu durumdan kurtarmak. Birbirinden uzaklaştırmak. Satranç, poker vb. oyunları başlatmak. Ayırmak, tahsis etmek. Yarmak. Bir şeyi, bir yeri oyarak veya kazarak çukur, delik oluşturmak. Düğümü veya dolaşmış bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Yapmak, düzenlemek. Avunmak veya danışmak üzere söylemek, içini dökmek. Alışverişi başlatmak. Görünür duruma getirmek. Geçit sağlamak. Bir toplantıyı, etkinliği başlatmak. Bulutların dağılmasıyla gökyüzü aydınlanmak. Ferahlık vermek. Bir konu ile ilgili konuşmak. Tıkalı bir şeyi bu durumdan kurtarmak. Sıkılganlığını, utangaçlığını gidermek. Rengin koyuluğunu azaltmak. Beğenmek. Bir aygıtı, bir düzeneği çalıştırmak. Alanını genişletmek.
AİDAT
Dernek, kuruluş, kulüp üyelerinin belli sürelerde, belli miktarlarda ödedikleri para, ödenti. Bir hizmet karşılığı sürekli ve düzenli ödenen para. Kesenek.
AKORTSUZLAŞTIRMAK
Ses düzensizliği veya ayarsızlığı meydana getirmek. Radyoda bir ayar frekansında sapma meydana getirmek.
AĞITLAMA
Ölmüşleri anmak için düzenlenen törende okunan övgü.
ALACALIK
Alaca olma durumu. Renkli ve renksiz kılların bütün vücutta düzenli bir biçimde dağılmayarak büyük ve küçük parçalar hâlinde birleşmesiyle meydana gelen bir at donu.
AKORT
Bir çalgıda doğru ses vermesi için yapılmış olan ayar, düzen. Armoniyi sağlayan seslerin birleşmesi. Uyum, uyumluluk.
AHENKLİ
Uyumlu, düzenli. Eğlenceli.
ALARM
Bir uyarıyı, bir tehlikeyi bildirmek için verilen işaret. Bu işareti veren düzenek.
ALENGİR
Hile, düzen, tuzak. Gösteriş, fiyaka.
AÇILMA
Açılmak işi. Bir grupta, sıraların jimnastik alıştırmaları için dağınık düzene girmesi. Bir film çekiminde karanlıkta başlayıp gittikçe aydınlanarak görüntülerin belirmesine dayanan noktalama. Çatlama.
AKORTSUZLUK
Ses düzensizliği ya da ayarsızlığı. Radyoda gerçek ayar frekansı ile doğru değeri arasındaki sapma.