Kelimeler arşivinde; içinde "aşılı" olan, toplam 19 tane kelime bulunuyor. İçerisinde aşılı bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu aşılı ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında aşılı olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
HAHAMBAŞILIK, SAVAŞILINMAK, DÜNÜRBAŞILIK
AŞÇIBAŞILIK, ÇERİBAŞILIK
BİNBAŞILIK, YÜZBAŞILIK, AŞILIARMUT, ELEBAŞILIK, KOLBAŞILIK
KUŞBAŞILI, ONBAŞILIK, YAVAŞILIK, MIHBAŞILI, GAŞILIKLI
AYBAŞILI
AŞILIMA, ŞAŞILIK
AŞILI
AŞILI
Herhangi bir hastalığa karşı aşılanmış olan kişi. Aşı yapılmış (bitki). İki yanı dere ile çevrili düz arazi.
HAHAMBAŞILIK
Hahambaşının görevi. Hahambaşına yardımcı olan teşkilat.
GAŞILIKLI
Karşılıklı.
KOLBAŞILIK
Kolbaşı olma durumu veya kolbaşının görevi.
MIHBAŞILI
Puanlı, noktalı.
ELEBAŞILIK
Elebaşı olma durumu, sergerdelik.
DÜNÜRBAŞILIK
Kız isteyen kimseye verilen hediye.
ONBAŞILIK
Onbaşı olma durumu. Onbaşının görevi. Onbaşının rütbesi.
YAVAŞILIK
Mandayı yavaşlatmak için çene altına konulan demir çatal.
AŞÇIBAŞILIK
Aşçıbaşı olma durumu, aşçıbaşının görevi.
YÜZBAŞILIK
Yüzbaşı olma durumu. Yüzbaşının görevi. Yüzbaşı rütbesi.
ÇERİBAŞILIK
Çeribaşı olma durumu.
BİNBAŞILIK
Binbaşı olma durumu. Binbaşının rütbesi. Binbaşının görevi.
SAVAŞILINMAK
Savaşılmak, çarpışılmak, kavga edilmek.
KUŞBAŞILI
İçinde kuşbaşı et olan.
AŞILIARMUT
Çorum şehri, Uğurludağ ilçesinde, merkez nahiyesine bağlı bir yerleşim bölgesi.
Bu bölümde tanımı içerisinde AŞILI geçen kelimeler listesi verilmiştir.
KARANLIK
Işık olmama durumu. Gereğince anlaşılıp bilinemeyen, ne olacağı, sonu belli olmayan (durum). Karışık. Üzüntü, sıkıntı, perişanlık. Yasalara, töreye uygun olmayan. Işıksız.
BARAZIT
Kökten süren ve ağaca zarar veren sürgünler. Aşılı meyve ağacının dibinden süren filizler. Yeni yetişen fundalık.
DALBASTI
Bir tür iri, aşılı kiraz.
KALAMİT
Amfibol cinsinden bir mineral türü. İlk Çağ ağaç taşılı.
BELİĞ
Belagati olan, belagatli. Anlaşılır.
SADE
Süsü, gösterişi olmayan, yalın, gösterişsiz. Şeker katılmamış (kahve). Yalın, süssüz, anlaşılır olan (üslup, anlatım). (sa:'de) Yalnızca, yalnız, ancak, sadece.
BESBELLİ
Açık bir biçimde. Anlaşıldığına göre, anlaşılıyor ki.
AÇIKLANABİLMEK
Anlaşılır bir duruma getirilme imkânı veya olasılığı bulunmak.
BELİRMEK
Önce belli veya görünür olmayan bir şey ortaya çıkmak, tezahür etmek. İyice görünür ve anlaşılır bir durum almak, tebarüz etmek. Bir düşünce veya durum kesin bir biçim almak, tebellür etmek.
SEBKİHİNDİ
XVII. yüzyılda divan şiirinde başlayan, karmaşık mazmunlara, hayal oyunlarına, güç anlaşılır, alışılmadık benzetmelere dayanan süslü bir anlatım biçimi.
SARİH
Açık, kolay anlaşılır, belli, belirgin, belgin.
FESAHAT
Kurallı, etkileyici, heyecan verici, inandırıcı, sanatlı söz söyleme. Söz diziminin kelimeleriyle birlikte ahenkli, kolay anlaşılır ve dil kurallarına uygun olması hâli.
AÇIKLANABİLİR
Anlaşılır duruma getirilebilen.
SERGERDELİK
Elebaşılık. Gönüllü asker olma durumu.
AÇIK
Açılmış, kapalı olmayan, kapalı karşıtı. Örtüsüz, çıplak. Bir gereksinimin karşılanamaması durumu. Görevlisi olmayan, boş (iş, görev), münhal. Çalışır durumda olan. Gizliliği olmayan, olduğu gibi görünen. Sevişme sahnelerini bütün çıplaklığıyla anlatan (kitap, resim, film vb.). Boş. Belirgin bir biçimde. Rengi koyu olmayan, koyu karşıtı. Belli bir yerin biraz uzağı. Engelsiz, serbest. Aralığı çok. Kolay anlaşılır, vazıh. Denizin kıyıdan uzakça olan yeri. Her türlü düşünceyi hoşgörüyle karşılayabilen, etkisinde kalabilen.
AÇIKÇA
Gizli bir yönü kalmaksızın, kolay anlaşılır bir biçimde, alenen, aşikâre.
DOBRA
İyi, güzel. Anlaşılır. Açık sözlü.
AŞI
Birtakım hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda verilen, o hastalığın mikrobuyla hazırlanmış eriyik. Bu eriyiğin uygulanması. Bir ağacın dalı veya gövdesi üzerine, aynı familyanın daha iyi bir türünden alınan dal, göz, tomurcuk ve benzerleri parçaları kaynaştırma işi. Bu yolla eklenen parça. Aşılı (bitki). Eskimiş giysilere yapılan yama, yamalık. Eskiyen entarinin belden yukarısına geçirilen parça. Açık renkli sincap. Armut. Hayvana sürülen alınışı boya. Renkli badana toprağı. Bazı hastalıklara karşı bağışıklık sağlamak için vücuda enjekte edilen ölü ya da zayıf bakteri süspansiyonu. İnokulasyon. Bir ağacın gövdesi ya da dalına daha verimli olması için aşılanan aynı (otograft) ya da yakın bir türe ait (heterograft) bitki parçası. Canlı veya ölü mikroorganizmaların tamamı veya bir kısmından, bakteri toksinlerinden veya rekombinant DNA tekniğiyle hazırlanan ve organizmaya verildiğinde bağışık yanıtı uyararak enfeksiyon hastalıklarından korunmayı sağlayan madde. Organizmaya verildiğinde bağışık cevabı uyararak enfeksiyon hastalıklarından korunmayı sağlayan immünojen.
MIRILDAMAK
Alçak ve güç anlaşılır bir sesle bir şeyler söylemek.
BERRAKLAŞTIRMAK
Berrak duruma getirmek, durulaştırmak. Açık, net ve kolay anlaşılır duruma getirmek.