Kelimeler arşivinde; içinde "avan" olan, toplam 120 tane kelime bulunuyor. İçerisinde avan bulunan kelimeler listesini Kelimelik, Scrabble ve benzer kelime bulma oyunlarında ya da Türkçe ile ilgili yapacağınız ödev, araştırma veya ders çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ek olarak sonu avan ile biten kelimeler listesini okumak ya da başında avan olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Bunların yanında, kelime anlamları için alt kısımda bulunan "harfli kelimeler" linklerinden de yararlanabilirsiniz.
YAVANLAŞTIRMAK, SAVANNAHKEDİSİ
YAVANLAŞTIRMA, AVANTAJSIZLIK
AVANTAJLILIK, AVANTASIZLIK, HAVANKLANMAK, LAVANTACILIK, TAVANTEKNESİ
AVANTACILIK, AVANTÜRİYER, YAVANLAŞMAK, ABROZAVANLI
AVANTAJSIZ, AVANTÜRİYE, DEZAVANTAJ, KAKAVANLIK, KARAVANACI, LAVANTALIK, YAVANLAŞMA, DÜYEDAVANI, GAVANNAMAK, KAVANLAMAK, LAVANTASIZ, NAHIRKAVAN, SAVANNAMAK, ŞAVANLAMAK, TAVANALASI, TAVANARASI, VARAVANASI, YASAKSAVAN, YAVANCIMAK, YAVANSAMAK, YAVANSIMAK
AVANAKLIK, AVANTADAN, AVANTAJLI, LAVANTACI, AVANPROJE, AVANTASIZ, HAVANKMAK, KANAVANİN, KASAVANCI, LAVANTALI, ORTATAVAN, TAVANDALI
AVANAKÇA, AVANGART, AVANTACI, HAVANELİ, KARAVANA, LAVANTİN, PARAVANA, YAVANLIK, ACALAVAN, ALAVANDA, ALAVANTI, AVANKMAK, AVANOĞLU, AVANTALI, BAŞTAVAN, GALTAVAN, GOLLAVAN, HARAVANA, KARAVANK, KIRAVANA, MARSAVAN, PEYLAVAN, PİŞTAVAN, YAVANNIH, ZIRAVANA
AVANTAJ, AVANTÜR, KAKAVAN, KARAVAN, KAVANÇO, KAVANOZ, LAVANTA, PARAVAN, PASAVAN, AKYAVAN, AVANGOÇ, AVANMAK, GAVANAK, GAVANKA, GILAVAN, GOGAVAN, HASAVAN, HAVANTA, KASAVAN, KAVANCI, KAVANEZ, KAZAVAN, KILAVAN, RAVANDA, SALAVAN
AVANAK, AVANOS, AVANTA, SAVANA, AVANAĞ, AVANAH, AVANET, AVANTI, HAVANA, KAVANA, TAVANA, YAVANI
AVANS, HAVAN, SAVAN, TAVAN, YAVAN, AVANA, AVANE, ÇAVAN, GAVAN, KAVAN, RAVAN
AVAN
AVAN
Devlet memuru: Avanların yüzü soğuk olur. Obur. Hırsız. İri-yarı insan. Sert, titiz, sinirli. Vurucu kırıcı, zorba. Kurt: Avan yiyesi. Sürülmesi güç olan tarla. Vurucu, kırıcı, zorba. Sürekli ağlayan bebek. Zorba, fesatçı, kötü adam.
AVANTAJSIZ
Yararsız.
AVANTÜRİYER
Serüvene atılan, maceracı (kadın).
LAVANTACILIK
Lavanta yapma ve satma işi.
AVANTAJLILIK
Avantajlı olma durumu.
AVANTASIZLIK
Avantasız olma durumu.
YAVANLAŞTIRMAK
Yavan duruma getirmek.
AVANTACILIK
Avantacı olma durumu.
ABROZAVANLI
Temiz ve süslü gezen adam.
TAVANTEKNESİ
(Mimarlık) Kare ya da dikdörtgen biçiminde süslü tavan bölmesi.
SAVANNAHKEDİSİ
Afrika'dan köken alan, Afrika yerlileri tarafından binlerce yıldır yetiştirilen vahşi Serval kedisiyle evcil kedilerin birleştirilmesi sonucu geliştirilmiş, zamanla Serval kedisinin vahşi güzelliği, çarpıcı ve farklı vücut yapısıyla evcil kedilerin uyumlu karakterlerinin birleşimi olan ve kendine özgü bir özellik kazanan, ağzı konveks bir biçimde kavisli, çene yapısı güçlü ve burunla birlikte yüze vahşi bir görünüm kazandıran, gözleri orta büyüklükte oval ve badem şeklinde, göz rengi zengin yeşil, sarı, altın veya karamel kahve gibi tüm canlı renklerde olabilen, ayrıca gözün iç açısında gözyaşı şeklinde bir lekenin olması karakteristik, tüyleri sık ve parlak, renk ve desenleri noktalı, tekir ve tek renkte olabilen, suyu ve suda oynamayı çok seven, zeki, oldukça oyuncu, hareketli ve sosyal yapıda, yumuşak, sıcakkanlı ve nazik mizaçlı, yarı uzun tüylü kedi ırkı.
YAVANLAŞTIRMA
Yavanlaştırmak işi.
AVANTÜRİYE
Serüvene atılan, maceracı (erkek).
AVANTAJSIZLIK
Avantajsız olma durumu.
YAVANLAŞMAK
Yavan duruma gelmek. Yozlaşmak.
HAVANKLANMAK
Yara cerahatlenmek, şişmek, azmak.
Bu bölümde tanımı içerisinde AVAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
BÖN
Budala, saf, avanak, ahmak.
ALÇICI
Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
AVANAKLIK
Avanak olma durumu, avanakça davranış.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
ÇANDI
Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste. Tahta kapak ya da tavan.
BOĞUMLANMA
Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.
ÇIĞ
Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Bölme veya paravana.
ÇİFTELEMEK
Hayvan arka ayaklarıyla tepmek, çifte vurmak. Gemi havanın sertleşmesi üzerine ikinci demirini de atmak.
BALLIBABAGİLLER
Nane, lavanta çiçeği, kekik vb. kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitişik taç yapraklılardan oluşan bir familya.
AVİZE
Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
AVANAKÇA
Avanak gibi, avanağa yakışır bir biçimde.
BAĞDADİ
Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmış olan (duvar veya tavan). Yapılarda kullanılan çıta. 0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi.
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.
ÇÜRÜTMEK
Çürümesine sebep olmak. Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek. Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak.
BERİLYUM
Atom numarası 4, atom ağırlığı 9,013, yoğunluğu 1,84 olan, 2970 °C'de eriyen, zümrüt vb. taşların birleşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı element (simgesi Be).
BAROSKOP
Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı.