Kelimeler arşivi içinde; başında "avan" olan, toplam 33 adet kelime bulunmaktadır. avan ile başlayan kelimeler listesini Scrabble, Kelimelik vb. gibi kelime bulma oyunları için veya Türkçe hakkında yapacağınız ders, araştırma veya ödev çalışmalarınızda kullanabilirsiniz.
Ayrıca sonu avan ile biten kelimeler listesine ulaşmak veyahut içinde avan olan kelimeler listesini incelemek isteyebilirsiniz. Bunlara ek olarak, kelimelerin anlamları için aşağıda bulunan "harfli kelimeler" bağlantılarından da faydalanabilirsiniz.
AVANTAJSIZLIK
AVANTASIZLIK, AVANTAJLILIK
AVANTÜRİYER, AVANTACILIK
AVANTAJSIZ, AVANTÜRİYE
AVANPROJE, AVANTASIZ, AVANTAJLI, AVANTADAN, AVANAKLIK
AVANKMAK, AVANOĞLU, AVANTALI, AVANAKÇA, AVANTACI, AVANGART
AVANMAK, AVANTAJ, AVANGOÇ, AVANTÜR
AVANTA, AVANET, AVANAK, AVANOS, AVANAH, AVANAĞ, AVANTI
AVAN
Devlet memuru: Avanların yüzü soğuk olur. Obur. Hırsız. İri-yarı insan. Sert, titiz, sinirli. Vurucu kırıcı, zorba. Kurt: Avan yiyesi. Sürülmesi güç olan tarla. Vurucu, kırıcı, zorba. Sürekli ağlayan bebek. Zorba, fesatçı, kötü adam.
AVANTAJSIZ
Yararsız.
AVANTÜRİYE
Serüvene atılan, maceracı (erkek).
AVANAKLIK
Avanak olma durumu, avanakça davranış.
AVANTÜRİYER
Serüvene atılan, maceracı (kadın).
AVANTASIZ
İçinde emeksiz kazanç bulunmayan. Avanta almadan.
AVANKMAK
Çıban, yara şişmek, azmak.
AVANTAJLI
Yararlı.
AVANTASIZLIK
Avantasız olma durumu.
AVANPROJE
Ön proje.
AVANTALI
İçinde emeksiz kazanç bulunan. Avanta alarak.
AVANTADAN
Bedavadan, beleşten.
AVANTACILIK
Avantacı olma durumu.
AVANTAJSIZLIK
Avantajsız olma durumu.
AVANTAJLILIK
Avantajlı olma durumu.
AVANOĞLU
Kırşehir ili, Akçakent ilçesi, merkez bucağına bağlı bir yer.
Bu bölümde tanımı içerisinde AVAN geçen kelimeler listesi verilmiştir.
ALDANMAK
Görünüşe bakarak yanlış bir yargıya varmak, yanılmak. Hayal kırıklığına uğramak. Havanın birden ısınmasıyla zamansız açan çiçek, soğuk sebebiyle donmak. Bir hileye, bir yalana kanmak. Avunmak, oyalanmak.
AERODİNAMİK
Hareket hâlinde olan bir cisim üzerinde havanın yarattığı etkiyi inceleyen bilim. Gazların hareketini inceleyen bilim dalı. Bu bilim alanlarıyla ilgili olan.
ÇÜRÜTÜLMEK
Çürütme işine konu olmak. Doğru olarak ileri sürülen düşüncenin, davanın, iddianın yanlışlığı, gerçeklere dayanmadığı ortaya çıkarılmak.
ÇATI
Bir yapının, bir evin damını kuran parçaların bütünü. Bir yapıyı örten ve eğik yüzeyleri olan damın tahtadan iç yapısı. Belli bir maksada yönelik kimselerin oluşturduğu birlik. Özne, nesne durumlarına göre, belirli çatı eklerinin fiil kök veya gövdelerine getirilen türev, bina: Sevinmek (sev-in-), sevdirmek (sev-dir-), sevindirmek (sev-in-dir-) gibi. İnsan ve hayvanda iskeletin kuruluşu. Yapının tavanı ile damı arasındaki kullanılan yer. Birbirine çatılmış, çakılmış şeylerin bütünü. Barınılan, sığınılan yer. Hikâye, roman, piyes vb. edebî türlerde olay kuruluşu, kurgu.
BÖN
Budala, saf, avanak, ahmak.
ALÇICI
Alçı taşını çıkaran kimse. Tavan ve duvarların alçı ile kaplanmasında çalışan işçi.
ÇİFTELEMEK
Hayvan arka ayaklarıyla tepmek, çifte vurmak. Gemi havanın sertleşmesi üzerine ikinci demirini de atmak.
AVİZE
Tavana asılan, şamdanlı, lambalı, cam veya metal süslü aydınlatma aracı.
BOĞUMLANMA
Boğumlanmak işi. Ciğerlerden gelen havanın, ağız ve burundaki çeşitli nokta ve bölgelerde engellemeye uğrayarak ses olarak çıkması, telaffuz, artikülasyon.
BERİLYUM
Atom numarası 4, atom ağırlığı 9,013, yoğunluğu 1,84 olan, 2970 °C'de eriyen, zümrüt vb. taşların birleşiminde bulunan, havanın etkisine karşı ince bir oksit tabakasıyla kaplı element (simgesi Be).
ÇÜRÜTMEK
Çürümesine sebep olmak. Eti bayatlatıp gevrek bir duruma getirmek. Doğru olarak ileri sürülen bir düşüncenin, bir davanın, bir iddianın yanlışlığını ortaya koymak.
AKINTI
Akma işi. Sıvı yapıştırıcıların ağaç yüzeylerine gereğinden çok sürülmesi ile oluşan durum. Hastalık sebebiyle vücudun herhangi bir yerinden sulu madde akması. Havanın veya suyun herhangi bir yöne doğru yer değiştirmesi, akım, cereyan. Eğiklik, eğim, meyil. Çam türü ağaçlarda bulunan reçinenin eriyerek akması olayı.
BAĞDADİ
Ağaç direkler üzerine çakılmış çıtalara sıva vurularak yapılmış olan (duvar veya tavan). Yapılarda kullanılan çıta. 0,0501 gram olan ağırlık ölçü birimi.
ASKI
Üzerine herhangi bir şey asmaya yarar nesne. Elbise, gömlek, tişört, ceket gibi elbiselerin kırışmadan düzgün bir biçimde elbise dolabına asılması için insan omzu biçiminde tasarlanmış, bazılarının altında pantolon asmak için düz bir çıta, bazılarının her iki kenarında etek asmak için çengel bulunan alet, elbise askısı. Saz şairleri arasında yapılmış olan deyiş yarışında üstün gelene verilmek için duvara asılan kumaş, tabanca vb. ödül. İpek böceğinin kozasını sarması için yanına konulan çalı çırpı. Düğünlerde geline yakınları tarafından takılan hediye. Artırma, eksiltme vb. resmî iş ilanlarının ilgili daire duvarında belli bir zaman süresince asılı durması. Kadınların kullandığı altın dizisi veya zincirli mücevherat. Hastanelerde kırık kol veya bacakların asılarak tutturulduğu araç. Gelinin odasına asılan süs. Yeni yapılmış olan yapıların çatısına, ev sahibi tarafından usta için veya düğün arabalarına düğün sahibi tarafından arabacı için armağan olarak asılan kumaş. Pantolon veya giysilerin düşmesini önlemek için omuzdan aşırılan bağ. Çay, kahve taşımaya yarar kahveci tepsisi, fener. Saklanmak için tavana asılmış dizi veya hevenk.
AVANAKÇA
Avanak gibi, avanağa yakışır bir biçimde.
BALLIBABAGİLLER
Nane, lavanta çiçeği, kekik vb. kokulu bitkileri içine alan ve iki çenekli bitişik taç yapraklılardan oluşan bir familya.
BAROSKOP
Havanın içinde bulunduğu cisimlerin ağırlığı üzerine yaptığı hafifletici etkiyi gösteren ve havası boşaltılabilen bir fanus içinde terazisi bulunan fizik cihazı.
ÇIĞ
Dağın bir noktasından kopup yuvarlanan ve yuvarlandıkça büyüyen kar kümesi. Bölme veya paravana.
ÇANDI
Çivisiz, birbirine geçirilme yöntemine göre kesilmiş hazır kereste. Tahta kapak ya da tavan.
BEZEKÇİ
Duvar ve tavanları boyayıp birtakım resim veya şekillerle süsleyen kimse, nakkaş. Gelinleri süsleyen kadın.